Eğitmenlerin süresiz grevi devam ediyor

 

SEMRA ÇELİK

Kamuya bağlı çocuk yuvaları ve tam gün okullarda çalışan eğitmenler, gençlik merkezlerinde, çocuk ve gençlik yurtlarında çalışan eğitmenler ve sosyal pedagoglar süresiz greve çıktılar.

8 Mayıs Cuma günü yerel olarak başlayan eylemler, Kuzey Ren Vestfalya, Bavyera ve Baden Württenberg eyaletlerinin de katılımıyla ülke çapında yaygınlaştırıldı. Sendikanın verdiği bilgiye göre süresiz greve ilk dört içinde 150 bin emekçi katıldı. Birleşik Hizmet Sendikası’nın (ver.di) çağrısını yaptığı süresiz greve GEW (Eğitim ve Bilim Sendikası) üyesi eğitmenler de katılarak destek verdi. Sendikalar çalışanlar için ortalama yüzde 10 ücret artışı talep ediyorlar.
Bundan önce yapılan beş görüşmede kamu işverenlerinin talepleri kabul etmemesi ve tartışılabilecek bir teklif sunmaması üzerine ver.di sendikası süresiz grev oylamasına gitmiş ve üyelerinin yüzde 93’ten fazlasının onayıyla süresiz greve gidilmesi kararlaştırılmıştı.
Greve çoğu yerde veliler de destek verirken, birçok işletme çalışanlarının çocuk bakımını değişik organizasyonlar üstlendi. Greve katılımın yoğunluğu ve sürenin uzunluğu nedeniyle sendikayı masaya geri dönmeye çağıran işverenlere cevap veren bir ver.di sözcüsü, mantığa uygun bir teklif getirilmesi halinde greve ara vererek görüşme masasına dönebileceklerini bildirdi.

YÜZBİNLERCE EMEKÇİYİ ETKİLİYOR
Almanya genelinde kamuya ait eğitim kurumlarında 240 bin emekçi çalışıyor. Ver.di sendikası tarafından yapılan açıklamaya göre, kamuda imzalanan sözleşme, kiliselere bağlı kreş vb. kurumlarda çalışan emekçilerin yanısıra özel sektörde çalışanlar içinde olumlu sonuçlar yaratacak. Bunların sayısı ise 500 bin civarında. Böylece ver.di’nin imzalayacağı sözleşme toplamda 750 bine yakın emekçiyi ilgilendiriyor.

HAK ETTİĞİMİZ DEĞERİ İSTİYORUZ!
Başta yuvalar olmak üzere eğitmenlerin ve sosyal pedagog/danışmanların çalıştıkları alanlara, kamuoyunda sürekli şüpheyle yaklaşılıyor. Emekçilerin süresiz greve çıkmalarıyla birlikte, “bütün gün çocuklarla oturuyorlar”, “çocukları parka salıp gevezelik yapıyorlar” gibi önyargılar çok yaygın. Oysa söz konusu mesleklerde çalışanlar olağanüstü bir sorumluluk altında çok değişik kültür ve aile ortamından gelen çocukları eğitmek zorundalar.
Yuva çalışanlarının çoğunluğunu bakım sektörünün her alanında olduğu gibi kadınlar oluşturuyor. Grev ve eylemlerde de doğal olarak en çok ve en aktif kadınlar yer alıyor. Her ne kadar basında “dolgun maaşlardan” söz edilse de, bu da gerçeği yansıtmıyor. Ücret cetveline göre yuvalarda örneğin işe 1800 Euro brüt ücret ile başlanıyor ve yıllar sonra bu ücret 3100 Euro brüte kadar yükselebiliyor. Ancak bu alanda çalışan kadınların çoğunluğu kısmi süreli (Teilzeit) çalışmaktalar ve ücret ortalamaları da 1400 Euro brüt civarında seyrediyor.

ÇOCUKLARIMIZ İÇİN KALİTELİ EĞİTİM İSTİYORUZ!
Ver.di sendikasının verdiği bilgiye göre, 3 yaşından küçük çocukların yuvaya gitme hakları yasalaştığından bu yana buralarda verilen eğitimin kalitesinde gerileme yaşanıyor. Nitekim birçok bölgede yeni yuvalar açılmasına karşın, üç yaşından küçük çocukların sadece üçte biri bu haktan faydalanabilir durumda. Federal, eyalet ve yerel yönetimler daha fazla anaokulu açmak yerine var olan anaokullarındaki grupları büyüttüler.
Eğitimcilerin sayısı da yıllardır neredeyse yerinde sayıyor. Fakat eğitimcilerden beklentiler ise giderek artıyor. Göçmen ailelerden gelen çocuklara Almanca öğretmekten tutun okula başlayacak çocuklarla İngilizce oyunlar oynanmasına kadar geniş bir alan.
Ver.di ve GEW sendikasında örgütlü eğitimciler mücadelelerini çocukların kaliteli bir eğitim almaları içinde sürdürdüklerini vurguluyorlar. OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü), her devletin çocukların okul öncesi eğitimleri için ulusal gelirin yüzde 1’i oranında bir kaynak ayrılmasını öngörüyor. Almanya’da ise bu oran, binde 6 düzeyinde! Daha fazla eğitimcinin işe alınması, çocuk yuvalarının büyütülmesi, araç ve kaynaklarının artırılması da emekçilerin ileri sürdükleri talepler arasında.
Çalışanlar ne diyor?
Köln’de 11 Mayıs’ta yapılan yürüyüş ve mitinge katılan eğitimci kadınlarla çalışma koşulları ve talepleri üzerine konuştuk:

Marion: 17 yıldan beri belediyeye bağlı bir anaokulunda çalışıyorum. Genelde bizi anne baba çalışırken çocuklarına göz kulak olan bakıcılar olarak gören bir anlayış hakim. Halbuki biz öyle miyiz? Hem bakıcı, hem eğitmen, hem öğretmeniz. Çocukların gelişiminde bizim büyük rolümüz var. Anne-baba çocuklarına bir temel veriyor ama binanın bu temel üzerinde doğru ya da eğri yükselmesini biz sağlıyoruz. Çocukların düzenli ve dengeli beslenmesinden tutun da okula başlayıp başlayamayacağına kadar değişik konularda sorumluluk taşıyoruz. Bu nedenle hak ettiğimiz değeri almak istiyoruz. Taleplerimiz kabul edilinceye kadar mücadele edeceğiz.

Güler: Üç yıldan beri anaokulunda çalışıyorum. Çocuklarım küçük olduğu ve onları tek başıma yetiştirdiğim için haftalık çalışma sürem 20 saat. Öğleden önce çalışıyorum. Elime geçen para ile geçinmem imkânsız. Dört saat çalışıp eve geliyorum, kendi çocuklarımla ilgilenecek halim kalmıyor. Yaptığımız işin değeri bilinmiyor. Bazen veliler bile çocuklarını bırakıp gidiyorlar ve ancak sorun çıktığında biz akıllarına geliyoruz, hesap sormaya geliyorlar. Bu grev süresince sendika değişik toplantılar düzenliyor, toplantılarda velilerle de bir araya gelerek yaptığımızın işin kapsamını onlara anlatacağız ve destek bekleyeceğiz. Benim kişisel isteğim maaşımın SGB 2 yardımı almadan çocuklarımın ve kendimin hayatını sürdürebilmem.

Hans Ulrich: Veliler Birliği yönetim kurulunda yer alıyorum. Anaokulu grevi tabi ki işimizi zorlaştırdı. Kimimiz yıllık iznimizi aldık, kimimiz olanaklıysa çocuğumuzu işimize götürüyoruz. Çoğumuz ise kendi aramızda anlaşarak çocukları dönüşümlü bakmaya çalışıyoruz. Anaokulu eğitmenlerini anlıyoruz ve grevlerine hak veriyoruz. Biz bazen kendi çocuklarımızla bile baş edemiyoruz, anaokulları eğitmenleri hem bakım, hem eğitim, hem çocukları geleceğe hazırlama görevlerini yapıyorlar.

KÖLN’DE IG METALL’DEN DESTEK
11 Mayıs’ta Köln’de sendika binası önünde toplanan eğitmenler, Heumarkt’a kadar bir yürüyüş yaptılar. Heumarkt’ta yapılan mitingde IG Metall bölge başkanı Witich Rosmann ve Ver.di NRW başkanı Gaby Schmidt birer konuşma yaptılar. Rossmann, GDL ve ver.di’nin grevlerinin metal sektöründe çalışan işçiler tarafından selamlandığını belirterek, ‚Bizim için de mücadele ediyorsunuz. Grev hakkı en temel haktır, patronlar için grevin iyisi kötüsü olmaz, bugün GDL grevine kötü derler yarın kamyoncular yapsa onlarınkine, öbür gün Ford işçileri yapsa onlarınkine de… Grev hakkını hep birlikte savunmalıyız. ‚ dedi. Gaby Schmidt ise kendisinin de eğitmenlik yaptığını belirterek bu mesleğin hak ettiği değeri alması için greve gidildiğini, kararlıca mücadele edeceğini ifade etti. Mitingde Köln Çocuk Yuvaları Velileri Birliği adına da destek konuşması yapıldı.

HERNE’DE BELEDİYE BİNASI BASILDI
Herne’de belediyeye ait 19 çocuk yuvasında çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve yüzde 10 ücret zammı talebiyle süresiz grev başladı. Belediye önünde toplanan 400 çalışan ve çocuk velisi belediye binasını işgal ederek belediye başkanının odasına yürüdüler. Herne Belediye başkanı Horst Schiereck grevcilere ve eyleme katılanlara yaptığı konuşmada; çocuk yuvalarında çalışanların çalışma koşullarının geçmiş yıllara göre kötüleştiğini üzerlerindeki baskının arttığını, sendikalarında buna sessiz kalmayacağının anlaşılır olduğunu belirterek esas sorunun çalışanların yetiştirilmesinden ve ücret sisteminden kaynaklandığını belirtti. Düzeltme yapılması için elinden gelen çabayı harcayacağını sözlerine ekledi.