Pentagon’un gizli belgesi: IŞİD’i ABD kurdu

İki yılı aşkın bir süredir başta Irak ve Suriye olmak üzere Ortadoğu’da hızla büyüyen terör örgütü IŞİD’in ABD tarafından kurulduğu, Pentagon tarafından hazırlanan gizli belgelerde açık olarak ifade edildi.

Ortadoğu gibi önemli bir coğrafyada büyük kentlerin, kasabaların önemli bir bölümünün yurtdışından gelen terör örgütü üyeleri tarafından ele geçirilmesi başından itibaren büyük şüpheyle karşılanmıştı.

Suriye’deki rejimi değiştirmek üzere kurulan Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) arkasında, ABD başta olmak üzere batılı emperyalist devletlerin olduğu konusunda bugüne kadar pek çok belge ve bilgi ortaya çıktı. Ama bunların bir kısmı geniş kesimler tarafından inandırıcı bulunmadı.

Ancak, ABD basınında geçtiğimiz hafta yer alan önemli bir belge IŞİD’in aslında ABD tarafından kurulan bir örgüt olduğunu açık olarak ortaya koyuyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından 2012’de hazırlanan bir belgede IŞİD’in kurulmasının arkasında ABD’nin olduğu gerçeği yer alıyor.

ABD’de muhafazakarlığıyla tanınan “ Judicial Watch” adlı yurttaş inisiyatifinin girişimiyle mahkeme kararıyla yayınlanması sağlanan pek çok gizli belgeyi inceleyen gazeteci Nafeez Ahmed, yayınlanan belgeler arasında ABD’nin IŞİD’i nasıl kurduğunu içeren bir belgenin varlığını tespit etti.

AMAÇ SURİYE’DE ETKİLİ OLMAKTI

ABD kara, hava ve donanma kuvvetlerinin bağlı olduğu istihbarat örgütü „Defense Intelligence Agency“ (DIA) tarafından hazırlanan belgede, Ortadoğu’daki duruma bağlı olarak ABD’nin uzun zamandan beri böyle bir örgütü kurmak için çalışmalar içinde olduğu belirtildi. Gazeteci Nafeez Ahmed tarafından yayınlanan Pentagon’un gizli belgesinde ABD’nin Suriye’de Esad rejimi, Rusya, Çin ve İran’ın etkisini azaltmak için Selefiler, Müslüman Kardeşler, Irak El Kaidesi gibi örgütleri bir araya getirdiği, Avrupa, Körfez ülkeleri, Türkiye’nin de bunları desteklediği vurgulandı.

ABD IRAK EL KAİDESİ’Nİ DESTEKLEDİ

ABD’nin 2011’de ortaya çıkan ve “Arap Baharı” olarak adlandırılan süreci endişeyle izlediğinin yer aldığı belgede, ABD’nin önce eski askerlerden Suriye Özgür Ordusu’nu kurduğu belirtildikten sonra, diğer grupların da buna dahil edildiği ifade edildi. Esad karşıtlarının bir araya getirilmesinde önemli rolü bulunan ABD, aynı dönemde doğrudan Esad’ı devirme amacının olmadığını ifade ediyordu. Ancak belge, bunun gerçek olmadığını ortaya koyuyor.

Önemli ve gizli kalması gereken yerlerin üzerinin çizilerek yayınlanan DIA raporunda açık olarak Esad’a karşı bir araya getirilen güçlere Irak El Kaidesi’nin destek verdiği de yazılıyor. Irak El Kaidesi ve lideri Ebu Muhammed El Adnani, daha sonra örgütün adını IŞİD olarak değiştirmişti.

Pentagon raporunda ABD tarafından verilen destekle gücünü artıran IŞİD’in asıl olarak 2014 ve 2015 yıllarında bölgede etkili olmaya başladığı da dile getiriliyor.

Selefilerin Suriye’de iktidara getirilmesinin amaçlandığın da yer aldığı gizli raporda, iktidara gelmesi planlanan bu güçlerin Türkiye ve Körfez ülkeleriyle (Suudi Arabistan ve Katar) yakın ilişki içerisinde olmasının planlandığı da vurgulandı.

Gizli belgeyi yayınlayan gazeteci Ahmed, ABD’nin jeostratejik nedenlerden ötürü İslamcı terör örgütünü kurduğu ve desteklediğini belirtikten sonra, “Bu destek nedeniyle bölgesel güçlerin güçsüzleştirilerek petrol ve gaz kaynaklarına kolay bir şekilde ulaşma amaçlanıyordu” diyor.

ABD BUNU HEP YAPIYOR

DIA tarafından hazırlanan raporda ABD’nin IŞİD’e asıl olarak “istikrarsızlaştırma stratejisi” (Destabilisierungsstrategie) çerçevesinde kurulduğu belirtilerek, bölgedeki istikrarsızlık sonucunda ABD’nin kendi politikalarını hayata geçirmeyi umduğu görülüyor. Ancak bu ABD için yeni bir strateji değil. İşgal edilen ülkelerin çoğunda önce “istikrarsızlaştırma stratejisi” devreye konuluyor, ardından da askeri müdahale için olanaklar zorlanıyor. Ancak her şey ABD’nin planlandığı gibi gitmediği görülüyor. Zira bölgeyi istikrarsızlaştırdıktan sonra kendi eğemenliğini kurmayı planlayan ABD, gelinen aşamada kurup destek verdiği IŞİD’i bir numaralı terör örgütü ilan etmiş durumda. Bu çerçevede terörle mücadele adı altında kararlar almaya ihtiyaç duyuyor. Bu elbette yeni bir durum değil. Daha önce de Afganistan’da Sovyetlere karşı radikal dinciler desteklenmiş, bu çerçevede El Kaide ve Taliban’ın oluşması sağlanmıştı. Ancak bu iki örgüt daha sonra ABD için en büyük düşman oluvermişti. IDA’nin hazırladığı rapor, IŞİD konusunda da aynı planın hayata konulduğu görülüyor.

Milyonlarca insan ABD’nin kendi planlarını hayata geçirme adına katledildi, yerinden-yurdundan edildi. Bu nedenle gizli belge, IŞİD ile mücadelenin aynı zamanda ABD’nin bölgesel planlarına karşı mücadele etmeyi gerektirdiğini de açık olarak gösteriyor. (YH)

‚Eğit-donat programı Türkiye’de başladı‘

Ürdün’den sonra Türkiye’de de ‚Suriyeli muhalifler‘ olarak adlandırılan gruplara eğit-donat programı kapsamında eğitim verildiği ileri sürüldü. Rueters’ın ismini açıklamadığı kaynağa dayandırdığı haberde, haftalar önce Ürdün’de başlayan eğit-donat programının Türkiye’ye genişletildiğini söyledi. Yetkili, eğitilen ‚Suriyeli muhalifler’in kim olduğu ya da sayıları konusunda ayrıntılı bilgi vermedi. Ayrıca ajans Pentagon’un konuyla ilgili yorum yapmayı reddettiğini yazdı.

Eğit-donat programının başladığını Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da duyurmuştu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 8 Mayıs’ta, ‚Suriyeli muhalifler’e yönelik eğit-donat programının ilk bölümünün Ürdün’de başladığını duyurmuştu.

ABD Savunma Bakanı Ash Carter, şu an eğitim gören grubun 90 kişiden oluştuğunu belirtmiş, ikinci grubun da yakında eğitime alınacağını açıklamıştı.

ABD ile Türkiye arasındaki „eğit-donat“ anlaşması Şubat ayında imzalanmış; ancak eğitimin fiilen başladığına dair resmi bir açıklama yapılmamıştı. Kırşehir’deki Şehit Bahtiyar Aydın Kışlası da eğitimlerin sürdürüleceği tesis olarak hazırlanmıştı.

Üç yıl sürmesi düşünülen program kapsamında yılda 5 bin olmak üzere toplamda 15 bin civarında kişinin eğitilmesi planlanıyor. Bunlardan bin 500 – 2 bin kadarının Türkiye’de eğitim göreceği geri kalanlarının ise Ürdün ve Suudi Arabistan’da eğitileceği açıklanmıştı.

Washington yönetimi programda eğitim görenlerin sadece IŞİD’le mücadelede değerlendirileceğini vurgulamasına rağmen, Türkiye ve ‚Suriyeli muhalifler‘ ise Esad rejimine karşı savaşmaları konusunda ısrarcı olmuştu. Ancak anlaşma metninde eğitilen milislerin kime karşı savaşacağı açıkça belirtilmiyor. (YH)