Seçimler, emekçiler ve çalışmalarımız….

Türkiye’de olağanüstü canlılık ve renklilikte devam eden seçim havasının buralara taşınması ile birlikte, Almanya’da oy verilen 13 şehir arasında en kalabalık seçmen sayısına sahip Stuttgart’ta da hayli hareketli bir seçim dönemi geride kaldı.

Seçim çalışmalarına ilgi beklenenden fazla oldu diyebiliriz. Evler, kahveler gezildi. Düğünler ve değişik türden törenler dahi değerlendirildi. Geceler, toplantılar yapılarak seçmenlerin duyarlı davranması için yoğun bir çaba sarfedildi. Üç aylık süreçte toplumun değişik kesimlerinden emekçiler seçimler hakkında görüşlerini, beklentilerini dile getirdiler.

Örgütlü güçlerin disiplinli, kolektif çalışmaları ve tek tek kimi arkadaşların olağanüstü denecek düzeyde özveride bulunmaları hemen herkesi sevindirdi. HDP için oluşturulan platformun tüm bileşenleri demokrasi mücadelesinde bir dönüm noktası denecek kadar önem arz eden HDP’nin öne çıkarılması noktasında hem fikirdiler. Zira işçi ve emekçilerin menfaati ve geleceği bunu zorunlu kılıyordu.

Ve beklenen gün geldi. 8 Mayıs sabahı seçim startı verildi. Zaman ilerledikçe sevinç belirtileri gözlerde okunur oldu. Ta başından itibaren HDP gönüllüleri düzenli biçimde seçim yerinde görevlerini layıkıyla yerine getirmenin yarışı içinde hareket ettiler. Bu örgütlü çalışma diğer partilerin sempatisini, halkın ise saygınlığını kazandı.

24 günlük zaman diliminde hemen her gün orada olmasak da, her fırsatta seçim yerine uğrayıp, sıcak bir ortamda en basitinden en koyusuna kadar politik tartışmalara tanıklık ettik. Emekçi kadınlarımızın çalışmaları, işi sahiplenişleri yalnız kendilerini değil çevrelerini de seferber etmeleri HDP farkını yansıtıyordu.

Ben Yozgat’lıyım oyum HDP’ye”, “ben yılların CHP’lisi olarak bu kez HDP diyeceğim”, “dün akşam Selahaddin Demirtaş’ı dinledim ne kadar doğru ve güzel konuştu, onun için HDP’ye oy vereceğim” diyenlerin sayısı hiç de az değildi. Seçimler konusunda deneyimli bir Kürt yurtseveri ise “hewaller bu dızolara (hırsızlara) dikkat etmeliyiz” diye muşahidlik yapan arkadaşları uyarıyordu.

10 Mayıs Anneler Günü’nde HDP gönüllüsü kadınların seçim alanında gül dağıtmaları ise bir bir incelik göstergesiydi. Oy kullanmaya gelenler, “filanca aile gelip oy kullandı mı! Onlar kalabalık unutmayalım. İnsanlarımızın oy kullanmayı son güne bırakmalarının yaratacağı zorluğu anlatalım. Uzak bölgeler için otobüs ve arabalar seferber edelim. Yarın ben yemek ve pasta yapıp getireceğim…. “ Bunlar ayak üstü yapılan sohbetlerden bazıları sadece.

Kafa tokuşturmaları, itici tiplemeleri ile MHP’lilerin bir iki provakasyonvari girişimine herkes sırtını dönerek en güzel cevabı verdi. Onlar da gereken dersi aldıklarından olacak ki, bu tür hareketlerden uzak durdular. AKP’lilerin endişeli oldukları, kaybetmenin psikoloji içinde oldukları gözleniyordu. Ceplerinde küçük ampuller çıkan yaşlılar gördük… Yer yer “Anne, baba ampülün altına bas” telkinlerini duyduk.

Oy verme yeriniz burası değil; Berlin, Karslruhe, Köln” denildiği için oy veremeyenler fazla olmasa da, bu durumda kalan vatandaşların yüksek sesle gösterdiği tepkiler, zaman zaman oy verme alanında hareketli anlar yaşattı.

Son Pazar günü sabah saatlerinde 40 kadın gönüllünün katıldığı bir kahvaltı gerçekleştirildi. Kahvaltıyı organize eden kadınlardan bir arkadaş, ‘eğer seçim devam etseydi öbürleri de aynı şeyi yapardı. Çünkü bizler ne yaptıysak, ertesi gün diğer partiler de bizi taklit ettiler’ diyordu.

Seçim yerinde kimi zaman uzun kuyruklar oluştu. Ama sonuçta Stuttgart ve çevresinde kayıtlı 141 bin seçmenden, 52 bin 824’i oy kullandı. Oy verme yerlerinin sadece 13 merkezle sınırlı olması hem katılımın düşük kalmasına hem de vatandaşın eziyet yaşamasına neden oldu diyebiliriz. İşçi ve emekçiler, yaşlılar ve kadınlar kilometrelerce uzaklardan (250 km’ye varan) gelip oy kullanmak zorunda kaldı. Bu koşullarda seçimlere katılımın bu düzeyde olması bile aslında ilginin yoğunluğuna işaret ediyor.

 

ALİ ÇARMAN