Batı Balkanlar’dan neden göç ediyorlar?

rom

Federal İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan rakamlara göre 1 Ocak – 31 Temmuz tarihleri arasında Almanya’ya toplam 195 bin 733 kişi gelerek iltica başvurusunda bulunmuş. Gelenler arasında 42 bin 100 ile en büyük grubu Suriyeliler oluşturuyor. Onları 29 bin 353 ile Arnavutluk’tan, 11 bin 642 ile Sırbistan’dan, 10 bin 501 ile Irak’tan, 10 bin 191 ile Afganistan’dan, 5 bin 514 ile Makedonya’dan, 4 bin 871 ile Eritre’den, 3 bin 381 ile Nijerya’dan gelenler oluşturuyor. Geriye kalan 45 bin 173 kişi de “Diğer ülkeler” grubunu oluşturuyor. Bu diğer ülkeler grubunda da Pakistan, Ukrayna gibi çatışmaların devam ettiği ülkeler dikkat çekiyor.

Sığınmacıların geldiği ülkelere tek tek bakıldığında ise bu büyük insanlık dramının arkasında ABD ve Avrupalı emperyalist devletlerle onların işbirlikçisi durumundaki rejimlerin olduğu görülüyor. Bugün sığınmacılar arasında en büyük grubu oluşturan Suriyelilerin ülkesinde, rejimi devrime adı altında 2011’den itibaren başlatılan müdahale süreci nedeniyle, Birleşmiş Milletler verilerine göre 220 bin insan hayatını kaybederken, ülke nüfusunun yarısı olan yaklaşık 10 milyon kişiyse başta komşu ülkeler olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde sığınmacı haline gelmiş durumda.

Rejimin boşalttığı alanların önemli bir bölümü radikal dinci terör örgütü tarafından kontrol edildiği için, bu kesimlerle uyumlu olmayanların yaşaması mümkün değil. Keza Kürtlerin yaşadığı Rojava da büyük bir tehdit altında. Durum böyle olunca göç kaçınılmaz bir sonuç olmakta. Resmi verilere göre, 310 bin Suriyeli Avrupa’ya gelirken, bunların 121 bini Almanya’da sığınma başvurusunda bulundu.

Suriye’dekine benzer bir tablo Batılı emperyalist devletler tarafından işgal edilen Afganistan ve Irak için de geçerli.

Peki savaşın hakim olduğu Suriye’den sonra en çok sığınmacının geldiği Arnavutluk, Kosova, Sırbistan, Makedonya gibi Balkan ülkelerinde neler oluyor? Bu ülkelerden neden insanlar sürekli Avrupa Biliği ülkelerine gelip iltica başvurusunda bulunuyorlar? Bu sorunun yanıtı için tek tek ülkelere bakmakta yarar var.

ARNAVUTLUK: Bu yılın ilk yarısında Almanya’ya Suriye’den sonra en çok sığınmacının geldiği ülke olan Arnavutluk, 2.7 milyon nüfusa sahip Arnavutluk’ta ekonomik-sosyal sorunlar had safhaya ulaşmış durumda. Özellikle 2008’deki krizden sonra zaten zayıf olan ülke ekonomisi daha da kötüleşti. Yoksulluk oranı kısa sürede yüzde 12’den yüzde 14’e çıktı. Ülkeyi yöneten elit sınıf rüşvet ve yolsuzlukla zenginleşirken, emekçiler arasında işsizlik günden güne artıyor. Bu nedenle binlerce insan çareyi Almanya gibi ülkelere kaçmakta buluyorlar.

Arnavutluk, insan hakları ihlalleri konusunda “güvenli ülke” kabul edildiği için gelenlerin neredeyse hiç birisinin iltica başvurusu kabul edilmiyor. Ancak kaçanlar arasında çok sayıda kadının olduğuna dikkat çekiliyor. Bunda, ülkede kadınlara yönelik baskı, şiddet ve zorla evlendirme gibi uygulamaların yoğun olmasının rol oynadığı öne sürülüyor.

Arnavutluk’ta aile içi şiddete karşı ceza, yasal olarak sadece üç yıldan beri var. Ancak uygulamada keyfilik egemen.

KOSOVA: 1.8 milyon nüfusu olan Kosova’da nüfusun büyük bir bölümü Arnavut. Uluslararası alanda halen tam olarak bağımsız bir devlet olarak kabul edilmeyen Kosova, Avrupa’nın ortasında en yoksul ülke durumunda. Uzun yıllar Sırbistan’dan ayrılmak için savaşın hakim olduğu Kosova’da var olan zenginlik esas olarak, bu savaşı yürüten UÇK’nin yönetiminin elinde. Kriminal olaylar, rüşvet, yolsuzluk, uyuşturucu, adam kayırma gibi pek çok uygulama yaygın. Bu nedenle ülke nüfusunun üçte biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor. İşsizlik ülke genelinde ortalama yüzde 35 iken, bu 15-24 yaşları arasındaki gençler arasında yüzde 60 dolayında. Bu nedenle gençlerin çoğu ilk fırsatta Almanya’ya göç etmeyi planlıyor. Ancak Birleşmiş Milletler’e göre ekonomik nedenler iltica için yereli değil. Bu nedenle Almanya’ya gelen Kosovalıların sadece yüzde 9’unun ilticası kabul ediliyor. Ülke ekonomisinde yurdışında yaşayanların gönderdikleri dövizler önemli bir yer tutuyor.

SIRBİSTAN: Bir zamanlar Balkanların en büyük ülkesi olan Yugoslavya’nın en büyük varisi olma özelliğine sahip Sırbistan da uzunca bir süredir ekonomik sorunlar yaşıyor. Uzun bir süre Rusya ile yakın ilişkide olması nedeniyle AB tarafından da temkinli karşılanıyordu. AB Komisyonu’na göre ülkede Romanlara yönelik sistematik bir ayrımcılık var. Bu nedenle Sırbistan’dan bu yılın ilk yarısında Almanya’ya gelerek iltica edenlerin yüzde 90’ını Romanlar oluşturuyor. Ancak bunların hiç birisinin başvurusu kabul edilmiş değil. Gerekçe olarak da Sırbistan’ın “güvenli ülke” olması gösteriliyor.

MAKEDONYA: 2.1 milyon nüfusu olan Batı Balkanlar’ın bir diğer küçük ülkesi olan Makedonya, şu sıralar daha çok Yunanistan’dan AB’ye geçmek isteyen sığınmacılar için “transit ülke” olduğu için gündemde. Ancak, Makedonya’dan da bu yılın ilk yarısında 5 bin 514 kişi gelerek Almanya’ya sığınma başvurusunda bulundu. Sırbistan gibi “güvenli ülke” kabul edilen Makedonya’dan da gelenlerin sadece yüzde 6’sının iltica başvurusu kabul ediliyor. Ekonomik sorunların, yolsuzluğun ve yoksulluğun dizboyu olduğu Makedonya’da, halk tarafından kitlesel gösteriler de yapılmıştı. Geçtiğimiz Mayıs ayında ise azınlık konumundaki Arnavutlarla güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmıştı. Ülkede Romanlara ve homoseksüellere yönelik açık bir ayrımcılık var. Bu nedenle Makedonya’dan gelenlerin önemli bir kısmını Romanlar oluşturuyor.

BOSNA-HERSEK: Almanya’ya gelip iltica başvurusunda bulunan Bosna-Herseklilerin yüzde 60’ı Romanlar. Human Rights Watch tarafından verilen bilgiye göre, Romanlar ülkenin bir parçası olarak görülmediği için sürekli ayrımcılığa maruz kalıyor. Buna rağmen Bosna-Hersek de Kasım 2014’ten bu yana “güvenli ülke” olarak ilan adilmiş. Bu nedenle bu ülkeden gelenler de genellikle sınırdışı ediliyor.

Görüleceği gibi Batı Balkanlar’dan gelen sığınmacıların önemli bir bölümünü ayrımcı politikaların mağduru olan Romanlar oluşturuyor. Her ne kadar geldikleri ülkeler “güvenli” ilan edilse de gerçekte ayrımcı politikalar varlığını sürdürüyor.

Afrika’dan Avrupa’ya göç edenler arasında en büyük grubu ise Eritre ve Nijeryalılar oluşturuyor.

Sonuç olarak, bugün Avrupa’nın kapılarında yaşanan büyük göç dramının asıl nedenini savaşlar, işgaller ve ekonomik sorunlar oluşturuyor. Bir zamanlar halklarının barış içerisinde bir arada yaşadığı Yugoslavya, 8 ayrı küçük ülkeye bölünüp parçalandıktan sonra da durulmamış. Bundan sonra da pek durulabilecek gibi görünmüyor. Çünkü, bir taraftan göç verirken diğer taraftan Asya ve Afrika’dan gelenler için koridor olma özelliği kazanmış. Dileriz, 1990’lı yıllardan sonra ekilen nefret tohumları bu kez savaşlardan kaçarak gelen sığınmacıları hedef almaz.

 

Balkanlara ’sığınma kampı‘ görevi

Batı Balkan ülkeleri üzerinden AB ülkelerine giriş yapmaya çalışan sığınmacıların dramı büyümeye devam ediyor. 27 Ağustos günü Viyana’ta toplanan Batı Balkanlar Zirvesi’nde hem Balkanlar’dan gelen hem de Balkanlar’a gelen sığınmacıların durumu ele alındı. AB Dışişleri Yüksek Komiseri Frederica Mogherini, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avusturya Başbakanı Werner Faymann ve Sırbistan Başbakanı Alaxandar Vucic’in sonuçlarını bir toplantıyla açıkladığı konferansa AB üyesi olmayan Arnavutluk, Sırbistan, Montenegro, Bosna-Hersek, Makedonya, Kosova gibi ülkelerin hükümet ve devlet başkanları katıldı.

Toplantıda konuşan Merkel, AB aday üyesi bütün Balkan ülkelerini “güvenli ülke” ilan ettiklerini söyleyerek, bu ülkelerden gelecek sığınmacıların AB tarafından kabul edilmeyeceğini bir kaç kez vurguladı. Bu ülkelerde yaşanan insan hakları ihlallerinin başka bir ülkeye sığınmayı gerektirmediğini söyleyen Merkel, bu ülkeler üzerinden gelecek sığınmacılara da kapıların kapalı olduğunu dile getirdi.

Bu ise, Batı Balkanlar üzerinden gelecek olan diğer ülke vatandaşlarına da sığıma hakkı verilmeyeceği anlamına geliyor.

DUBLİN SİSTEMİ DEĞİŞECEK

Toplantıda, AB ülkeleri arasında sığınmayı düzenleyen Dublin Sistemi’nin değiştirileceği açık olarak ifade edildi. Dublin Sistem’ine göre herhangi bir AB ülkesinde sığınma başvurusunda bulunan bir sığınmacı, başka bir AB ülkesinde sığınma başvurusu yapamıyor. Bu tespit edildiği takdirde sığınmacı geldiği ilk ülkeye gönderiliyor. Ancak. AB Komisyonu bu uygulamanın Yunanistan ve İtalya aleyhine olduğunu belirterek, “sistem işlemiyor” görüşünü ülke liderlerine iletti. Merkel ve Avusyurya Başbakanı Feymann ise sığınmacıların geldikleri ülkelerde kalma koşullarının yaratılması görüşünü dile getirdiler. (YH)