TTIP’e karşı direniş büyüyor

 

Uwe Hiksch (*)

Yaklaşık 2,7 milyon kişi Avrupa Halk İnisiyatifi’nin ‚ Stoppt TTIP/TTIP’i Durdurun!‘ imza kampanyasına katıldı. Avrupa Birliği’nin tüm ülkelerinden 480 örgütten oluşan bir net sayesinde egemenlerin planları deşifre edildi. Egemenler, Avrupa halklarının TTIP ve CETA’yı reddettiklerini kabul etmek zorunda kaldılar. AB üyesi 28 ülkenin 22’sinde AB Komisyonu tarafından zorunlu tutulan imza sayısının üztüne çıkıldı. Serbest ticaret sözleşmesi üzerine yapılan yoğun tartışmalar TTIP ve CETA’nın şimdiki ekonomik düzeni demokratik ve toplumsal açıdan çok olumsuz etkileyeceğinin birçok kişi tarafından görülmesini sağladı.
federal Hükümet ve AB Komisyonu, halkın serbest ticaret sözleşmesinin demokratik olmayan etkilerine karşı çıktığını görüyor. Planlanan sözleşmenin içeriğine yönelik tartışmaları engellemek için bütün görüşmeler gizli yapılıyor. Parlamenterler dahi üzerinede görüşme yapılan belgeleri göremiyor. Demokratik kamuoyu ve parlamentolar resmen çiğneniyor.
Planlanan serbest ticaret sözleşmesiyle AB ve ABD arasındaki ticari zorlukların kaldırılacağı iddia ediliyor. TTIP savunucularının gözünde yeşil gen teknolojisi, toplumsal asgari standartlar veya doğayı tahrip eden fracking teknolojisinin yasaklanması ticari zorluklar olarak niteleniyor. Planlanan TTIP ve CETA çok uluslu tekellere ülke parlamentolarının toplumsal veya ekolojik gelişmeyi teşvik eden yasalar çıkarması halinde devletleri mahkemeye verme hakkı tanıyor. Yatırımcı- devlet hakemlik davalarıyla paralel bir hukuksal yapı oluşturularak uluslararası yatırımcıların devletler karşısında özel haklara sahip olması olanaklı kılınıyor.
Şimdiye kadar kararlaştırılan serbest ticaret sözleşmeleriyle 2013 yılı sonuna kadar 568 yatırımcı-Devlet Hakemlik davası açıldı. Bu davaların çoğu ABD ve AB’li büyük uluslararası işverenlerce Güney ülkelerine karşı açıldı. TTIP ve CETA’nın hedefi bu davaların AB ülkelerine karşı da açılmasını sağlamak. Bu davalarla demokrasi darbe yiyor ve işverenlere ,eğer çıkarlarına ters düşüyorsa, demokratik olarak ülke parlamentolarında kararlaştırılan yasalara karşı dava açma hakkı tanınıyor.
Demokrasinin bu şekilde tahrip edilecek olması dğişik toplumsal gruplar tarafından reddediliyor. 10 ekim’de bu tepkileri sokağa taşımak istiyoruz. Şimdiye kadar 100’ün üzerinde örgüt eylem çağrısına katıldı. Sendikalar, çevre örgütleri, tüketiciyi koruma kurumları, toplumsal birlikler, insan hakları inisiyatifleri, küreselleşme karşıtları ve partilerden oluşan çağrıcılar çok geniş bir yelpazeyi temsil ediyorlar. Böylelikle serbest ticaret sözleşmelerine karşı mücadele yeni bir evreye giriyor.
Serbest ticaret sözleşmeleriyle amaçlanan dünya ticaretinde ABD ve AB’nin çekirdek ülkelerinin egemenliğini sağlamak. Federal Hükümet, bu sözleşmelerle Almanya’nın saldırgan ihracat stratejilerini güvenceye almayı ve genişletmeyi hedefliyor. Bu sözleşmeler sayesinde Çin, rusya veya Brezilya gibi rakip ülkeler geriletecek. Egemenler bunun için demokratik temellerin tahrip edilmesini göze alıyorlar.
10 Ekim’de Federal Hükümet ve AB Komisyonu’nun neoliberal serbest ticaret politikasına karşı olduğumuzu ortaya koymak istiyoruz. ‚ TTIP ve CETA’yı Durdurun-Adil bir dünya ticareti!‘ sloganıyla onbinler sokağa çıkacaklar. Eyleme gelecekleri taşımak için Almanya’nın değişik yerlerinden beş özel tren ve 600-700 otobüs tutuldu. Hedefimiz serbest ticaret sözleşmelerine karşı olan en geniş kesimi harekete geçirebilmek.

(*)Uwe Hiksch, Natur Freunde Deutschlands (Almanya Doğa Dostları) Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve 10 Ekim’de yapılacak eylemin sorumlusudur.