AB kotayla sığınmacı dağıtacak

AB, 120 bin sığınmacıyı kota usulüne göre üye ülkelere dağıtma kararı aldı. Almanya’da da Federal Konsey, sığınmacıların haklarının kısıtlanması için önemli kararlar aldı. AB, İngiltere aracılığıyla BM’e başvurarak Akdeniz’de askeri operasyon yetkisi talep etti.

Akdeniz ve Ege üzerinden İtalya ve Yunanistan’a geçen sığınmacıların AB ülkeleri arasında paylaştırılması konusunda yaşanan tartışma, uzlaşma yerine çoğunluğun kararıyla kabul ettirildi.

14 Eylül’de yapılan zirvede anlaşamayan AB içişleri bakanları, 22 Eylül’de Brüksel’deki zirvede de bir uzlaşma sağlayamadı. Doğu Avrupa ülkeleri Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Romanya, kota esasına göre sığınmacı paylaştırılmasına karşı çıkmaya devam etti. 24 AB üyesi ise, AB Komisyonu tarafından önerilen kota esasına göre dağıtmaya onay verdiler. Yapılan oylamanın ardından bütün AB ülkeleri için geçerli olacak şekilde kotaya göre dağıtım kabul edildi.
AB’de daha önce kararlar bütün ülkelerin onayıyla alınıyordu. Bir ülkenin karşı çıkması durumunda ortak karar alınamıyordu. Ancak, 2009’da yürürlüğe konulan AB Konvansiyonu’na göre ülkelerin üçte ikisi ve AB nüfusunun üçte ikisine denk gelecek bir çoğunlukla alınan kararlar bütün ülkelerde geçerli olabilecek.

İLK ALIM MERKEZLERİ KURULACAK

AB tarafından alınan bu karar çerçevesinde, sığınmacıların AB’deki ilk uğradıkları ülkelere ‚ilk alım merkezleri‘ kurulacak. Buradan da kotaya göre ülkelere dağıtılacaklar. Yapılan açıklamaya göre ilk etapta Yunanistan’daki 50 bin 400 ve İtalya’daki 15 bin 600 sığınmacı dağıtılacak. Ayrıca son haftalarda Macaristan’a geçen 54 bin sığınmacı da ülkeler arasında paylaştırılacak. Bu çerçevede en çok sığınmacıyı Almanya alacak. Federal İçişleri Bakanlığı alınacak sığınmacı sayısını 31 bin olarak açıkladı.
Sığınmacı almak istemeyen ülkeler ise sığınmacı başına 6500 Euro ödeyecek. Toplantıda Almanya ve Fransa’nın sığınmacı alma yerine para ödeme önerisine karşı çıktığı, ancak bunu kabul ettiremediği ileri sürülüyor.

SORUN ÇÖZÜLDÜ MÜ?

AB üyesi ülkeler tarafından son günlerde yaşanan “sığınmacı krizi”ne çözüm olarak sunulan kota usulüyle paylaştırma, sorunu çözmeden ziyade, yükün paylaştırılması anlamına geliyor. En çok sığınmacının geldiği Yunanistan, İtalya ve Macaristan bu süreçte biraz rahatlayabilir. Ancak sığınmacılar sorunu devam edecek. Zira AB’ye ulaşmak için yüz binlerce sığınmacı halen Türkiye ve Libya başta olmak üzere AB’nin komşu ülkelerinde insanlık dışı koşullarda yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle, AB sadece tehlikeli yolları, engelleri ve sınırları aşarak AB’ye ulaşanları paylaştırmayı gündemine almış bulunuyor.

19 AB ÜLKESİNE UYARI

Öte yandan AB içişleri bakanlarının 120 bin sığınmacının dağıtılması yönünde karar aldığı gün AB Komisyonu, 19 AB üyesini sığınma konusunda asgari kuralara uymadıkları için uyardı. AB Komisyonu, 19 ülkenin yürürlükte olan Sığınma Yasası’na yeteri derecede uymadıklarını belirtti. Komisyonun uyardığı ülkelerin başında Almanya, Fransa, Avusturya, İtalya, İspanya, Hollanda ve Macaristan geliyor. Danimarka, İrlanda ve İngiltere ise AB Sığınma Yasası’nı kabul etmedikleri için eleştirilerin dışında tutuldu. (YH)

 

Eyaletlerin yükü hafifletildi, sığınmacıların şartları ağırlaştırıldı

Almanya’ya gelen sığınmacı sayısının rekor düzeyde artması üzerine Federal Hükümet’in eyaletlere maddi olarak daha fazla yardımda bulunması kararlaştırıldı.

Sığınmacı akını karşısında ortaya çıkan ek giderlerin nasıl karşılanacağı Almanya’da aylardan beri tartışma konusuydu. Federal hükümet ve eyalet başbakanları 24 Eylül’de Berlin’de buluşarak konuyu karara bağladı. Toplantıda Angela Merkel ve eyalet başbakanları da hazır bulundu. Zirveden çıkan kararlar şu şekilde sıralandı:

* Federal hükümet kaynaklarından eyaletlere bu yıl içinde sığınmacıların giderlerine harcanmak üzere 2 milyar Euro ödenecek. 2016 yılında bu rakam yaklaşık 4 milyara yükseltilecek.

* Federal devlet sığınmacı giderlerinin karşılanmasında bundan böyle düzenli olarak destek sağlayacak. 2016 yılından itibaren sığınmacı başına her ay eyalet yönetimlerine 670 Euro ödenecek.

* Sığınmacı kabulünde de daha sıkı düzenlemelere gidiliyor. Kosova, Arnavutluk ve Karadağ gibi Balkan ülkelerinin „AB’ye dahil olmayan güvenli ülke“ kategorisinde değerlendirilmesi kararlaştırıldı. Bu kategoride yer alan ülkelerden kişilerin ilitica başvurusu reddediliyor ve sınırdışı ediliyorlar.
* Sözkonusu ülkelerden gelen sığınmacılar, aralarında çalışma yasağının da bulunduğu sıkı düzenlemelere tabi olacak. Bununla birlikte Balkan ülkelerinden istihdam göçünü mümkün kılacak yeni yasal yollar hazırlanacak.
* Sığınmacılar ilk kabul merkezlerinde daha uzun süreyle kalacak. Daha önce 3 ay olan bu sürenin 6 aya kadar çıkarılacağı belirtiliyor. Kendilerine harçlık yerine yalnızca erzak yardımı yapılacak. Nakit para yardımı sıkı koşullara bağlı olacak ve ender durumlarda yapılacak.

* Sığınmacıların eyaletlere dağıtımını federal devlet organize edecek. Federal devlet, sığınmacıların bu süre içinde bekletileceği „ara duraklar“ inşa edecek.

* Oturum izni alma şansı yüksek sığınmacı adaylarına entegrasyon kursu verilecek.

* Federal devlet, sığınmacılara sağlık kartı dağıtılması için gereken zemini hazırlayacak. Sağlık kartının uygulanıp uygulanmamasına eyalet yönetimleri karar verecek.

Bütün bu şartlar sığınmacıların eyalet ve belediyeler üzerindeki yükünün bir bölümün federal kasadan karşılandığı anlamına gelirken, sığınmacılara dayatılan şartlarsa daha da ağırlaştırıldı. Nakit para yardımı kaldırılırken, ilk alım yeri olan sığınma yurtlarında kalma süresi uzatıldı. Bu da zor kuşullardan kaçarak Almanya’ya gelen sığınmacıları zor günler beklediği anlamına geliyor. (YH)

 

Akdeniz’de sığınmacılarla savaşa hazırlık yapılıyor

Brüksel’de olağanüstü zirvede bir araya gelen AB hükümet ve devlet başkanları, Avrupa’nın sınırlarında toplanan sığınmacılara karşı “stratejik” bazı kararlar aldılar. Zirvede alınan kararların merkezinde Avrupa’ya gelen sığınmacı sayısını azaltmak var.

AB’ye ulaşan sığınmacıların üye ülkeler arasında paylaştırılması için için ilk alım merkezleri kasım ayında kurulacak. Ayrıca Ege üzerinden gelen sığınmacı sayısını azaltmak için “Her düzeyde Türkiye ile diyaloğun güçlendirilmesi” kararı alındı. Buna göre önümüzdeki haftalarda Türkiye-AB arasında sığınmacıların Avrupa’ya geçişini engellemek için sıkı pazarlıklar yapılacak.

Öyle görünüyor ki, sınır kontrollerini gevşeterek AB’yi zor durumda bırakan Türkiye’nin, pazarlıklarda eli güçlenmiş. Pazarlıkta azami düzeyde alabileceklerini öne sürecek. Bunların başında AB tam üyeliği için bir tarihin belirlenmesini kuvvetle muhtemel.

AB liderleri zirvesinden sonra dikkat çekici diğer maddelerde ise, AB’nin sınırlarının daha sıkı korunmasına dair bir dizi karar yer alıyor.

Bu çerçevede AB Akdeniz’de askeri müdahale için Birleşmiş Milletler’e başvuruda bulundu.

BM Daimi Konsey üyesi İngiltere’nin BM Sözleşmesi’nin 7. maddesine dayandırarak sunduğu karar taslağında, Akdeniz’deki uluslararası sularda AB’ne askeri operasyon yapma yetki verilmesi istendi. BM Güvenlik Konseyi üyesi Venezuella’nın yanı sıra Afrika ülkeleri Angola, Çad ve Nijerya kararı kabul etmeyeceklerini açıkladılar. 15 ülkenin üyesi olduğu Güvenlik Konseyinde üye ülkelerin karara karşı çıkması fazla önemli değil. Belirleyici olan Daimi Konsey üyesi ülkelerden birisinin karşı çıkması. Çünkü, Daimi Konsey üyesi ülkelerden birisi karşı çıktığı takdirde karar alınamıyor.

Daimi Konsey üyeleri İngiltere, Fransa, ABD ve Çin karar tasarısına sıcak bakıyor. Daha önce karşı olduğu bilinen Rusya’nın ise bu karar itiraz etmeyeceği öne sürülüyor.

Böylece, İngiltere’nin önerisinin 15 ülkenin katılımıyla oluşan BM Güvenlik Konseyinde çoğunluğun oylarıyla kabul edilmesi ve AB’nin kısa sürede içinde Akdeniz’de sığınmacılara karşı askeri müdahalede bulunabilmesinin önünün açılması sözkonusu.

Bugüne kadar askeri müdahale izinleri, genellikle ülkelerin işgal edilmesi ya da askeri çatışmalara müdahale için alınmıştı. Şimdi ilk kez BM’de “sığınmacılara askeri müdahale” gerekçesiyle bir karar çıkarılmış olacak.
Şu anda Akdeniz’de “Eunavror Med” adıyla görev yapan askeri misyonda iki Alman, bir İngiliz ve bir İtalyan savaş gemisi bulunuyor. Sığınmacıları getiren insan tacirleriyle mücadele ve bilgi toplama amacıyla görev yapan misyonun önümüzdeki dönemde doğrudan Kuzey Afrika ülkelerinden yola çıkan sığınmacı teknelerine müdahale etmesi planlanıyor. Başka bir deyişle sığınmacı taşıyan teknelerin AB sınırlarına girmemesi için her an düğmeye basılacak.

Görüldüğü gibi, milyonlarca insanın yerinden yurdundan edilip, can vermesinde açık sorumluluğu olan emperyalist devletler, şimdi yeni bir aşamaya geçerek sığınmacılara karşı açıktan bir savaş kararı almanın hazırlıklarını yapıyorlar.

Bu savaş belki Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşanların sayısında bir azalmaya yol açabilir, ancak sığınmacıların AB sınırlarına ulaşmasını engelleyemeyecek. Çünkü emperyalist devletlerin neden olduğu savaşlar ve yoksulluk, milyonlarca insanın kendi ülkesinde yaşama imkanını yok ettiği için başka seçenekleri bulunmuyor.