EMEP Genel Başkanı Gürkan: 1 Kasım’da bu alanlarda mücadelenin parçasıyız

Emine UYAR / İzmir

Türkiye 7 Haziran’ın ardından beş ay gibi çok kısa bir süre içerisinde ikinci bir genel seçime gidiyor. Seçime giderken ülkenin içinde bulunduğu koşulları, giderek kötüleşen ekonomik göstergeleri, 1 Kasım seçimlerine ilişkin görüşlerini Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan’la konuştuk. Seçimlerde nasıl bir çalışma yürüteceklerini anlatan Gürkan, ittifak ve adaylık tartışmaları, HDP’li bakanların istifası ile ilgili sorularımızı da yanıtladı.

7 Haziran seçimlerinden sonra yaşanan süreci ve ülkeyi erken seçime götüren koşulları nasıl değerlendiriyorsunuz?


– Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durum, AKP Hükümeti’nin 7 Haziran’dan sonra yeniden seçim kararı almasının da gerekçesidir aynı zamanda. Baskı ve şiddet politikalarıyla bütün toplumsal kesimlere adeta savaş ilan etmiş bir AKP Hükümeti ile karşı karşıyayız. Meşru olmayan, yetkisiz Hükümet başka hiçbir konuda Meclisi çalıştırmazken, sınır ötesi operasyon yapmak üzere tezkere kararı çıkarabilmiştir.
Seçime giderken en dikkat çekici noktalardan birisi, 7 Haziran seçimlerinden istediği sonuçları alamayan AKP Hükümetinin baskıcı, çatışmacı ve ayrımcı politikalarını şiddetini artırarak uyguluyor olmasıdır. Kürt halkının taleplerini bastırmaya, mücadelesini ezmeye dönük askeri, siyasi operasyonlardan ve katliamlardan geri durmayan hükümetin, bütün muhalif kesimleri susturmak üzere adeta topyekün bir savaş yürüttüğünü söyleyebiliriz…

HÜKÜMETİN YAPACAĞI BÜTÇE SAVAŞ BÜTÇESİ OLACAK’

Diğer taraftan ekonomide işsizliğin, yoksulluğun arttığını, alım gücünün azaldığını, temel tüketim maddelerine zamların geldiğini biliyoruz. Olası bir ekonomik krizde de krizin yükünü emekçi halka yüklemek üzere karşımıza çıkacak uygulamalar; hızla işten atmalar, çalışma sürelerinin arttırılması, ücretlerin düşürülmesi, temel tüketim maddelerine yeni zamlar olacaktır. Yaşanacak bir ekonomik kriz bizim yani işçi sınıfı ve emekçilerin krizi değildir. Kapitalizmin krizinin yükünü de çekmemek üzere bugünden bir mücadele birlikteliğinin hazırlanması gerekmektedir. Bugün yetkisiz ve meşru olmayan hükümetin yaptığı, yapacağı bütçenin ağırlıklı olarak savaş bütçesi olacağını da dikkate alırsak hem ekonomik krize karşı hem de savaşa karşı etkin bir mücadeleyi örgütlememiz gerekiyor.

‚SEÇİMLERİN NE KADAR SEÇİM OLACAĞI ŞÜPHELİ‘

Seçim güvenliğine ilişkin de ciddi kaygılar dile getiriliyor…

– Evet, tüm toplumsal kesimler baskıyla, şiddetle, zorla susturulmaya çalışılırken, 1 Kasım seçimlerinin ne kadar güvenli ve güvenilir bir ortamda yapılacağı da tartışma konusu. Kuşkusuz sandık kurulabilir, ancak bu sandıklardan çıkan sonucun ne kadar güvenilir olacağı konusunda kaygılar var. Seçim yasasından barajlara, siyasi partiler yasasından oy hesaplama sistemine, kamu kaynaklarının belli siyasi partilere kullandırılmasından siyasi propaganda serbestisindeki haksızlıklara kadar zaten eşitsiz ve antidemokratik koşullarda yapılan seçimlere yönelik kaygıların artmasının maddi temeli var.

‚ORTAK MÜCADELE GÜÇLENDİRİLMELİ, SİYASAL GERİCİLİĞİN ETKİSİ KIRILMALIDIR‘

Emek Partisi olarak seçimlere hangi hedeflerle katılacaksınız, neleri ön plana çıkaracaksınız?

– AKP’nin bunca emek düşmanı, sömürücü ve ezici politikalarının, siyasal gericiliğinin etkisinin kırılması gerekmektedir. Cumhurbaşkanının başkanlık hayallerinin sonsuza kadar boşa çıkarılması, tek adam, tek parti diktatörlüğüne geçit vermeyecek bir sonucun alınması gerekir. Savaş ve çatışmaların sonlandırılarak çatışmasızlığın yeniden tesis edilmesi için mücadelenin güçlendirilmesi; Kürt halkının demokratik taleplerinin yani halk olmaktan kaynaklı dil, kimlik ve statü gibi taleplerinin kabulü için demokrasi mücadelesinin geliştirilmesi; olası bir ekonomik kriz ve emekçiler açısından olası sonuçlarına karşı ortak bir mücadelenin örgütlenmesi; emek, barış, demokrasi güçlerinin ortak mücadele zeminlerinin ilerletilmesi gerekir. Partimiz 1 Kasım seçimlerini bütün bu alanlarda mücadelenin bir parçası olarak görüyor, çalışmalarımızı da bu kapsamda yürüteceğiz.

Partimiz, sanayi havzaları, emekçi mahalleleri, üniversiteler, işyerleri ve fabrikalar temelinde çalışmalarını sürdürüyor. Dolayısıyla seçime yönelik çalışmalarını da yine bu alanları temel alarak yoğunlaştırılmış bir şekilde sürdürecektir. Bilindiği gibi 1 Kasım’da HDP’yi destekleme ve birlikte hareket etme kararı aldık. Yaptığımız her çalışma, 1 Kasım için HDP’ye oy isteme çalışması olarak da değerlendirilecektir. Ayrıca miting, halk toplantıları gibi çalışma ve faaliyetleri de ortak örgütlemeyi hedefliyoruz.

HDP ile ittifak , adaylıklar ve bakanlık konularındaki farklı yaklaşımlarınız kamuoyunda çeşitli tartışmalara neden oldu. Gelinen noktada HDP’li iki bakan istifa etti. Tartışmalara ilişkin neler söylersiniz?


– Seçim hükümeti de olsa bu hükümette yer alma konusunu sosyalist hareketin tarihi birikimleri, çıkardığı sonuçlar ve AKP’nin siyasal karakteri ve politikalarıyla birlikte değerlendirerek yer alınmasını doğru bulmadık. Nitekim son derece doğru gerekçelerle HDP’li bakanların istifası gündeme geldi. Partimiz bakanlığı kabul etmeme kararının doğruluğu konusunda hiçbir şüphe taşımamıştır. Şimdi de kim haklı tartışmalarından ziyade bugünün ihtiyacı olan ortak mücadeleyi doğru temelde güçlendirme ve ilerletmekten tarafız. HDP ile ittifakı da bu kapsamda ele alıyoruz. 1 Kasım seçimlerine giderken de temel hedefimiz, ortak seçim platformunda, ortak adaylarla, ortak çalışma programı ile pekiştireceğimiz bir ittifakın sağlanabilmesi idi. Ancak bu sağlanamadı. Bu koşullarda Emek Partisinin HDP listelerinden seçilebilir yerden bir aday göstermesi doğru değildi. Ancak bu durumun ortak mücadeleyi zayıflatacak, engelleyecek bir sonuç yaratmaması gerekiyor. HDP ile demokrasi mücadelesinde ortak hareketimizi sürdüreceğiz, 1 Kasım seçimleri de buna dahildir.

Bugün işçilerin, emekçilerin içerisinde bulunduğu yaşam koşullarını, hak ve özgürlük isteyenlerin, demokrasi talep edenlerin bu taleplerinin şiddetle bastırıldığını dikkate aldığımızda geniş bir kesimin AKP Hükümetinin politikalarından rahatsızlık duyduğunu söyleyebiliriz.

Bu açıdan da 1 Kasım’dan tabii ki 7 Haziran’a göre AKP’nin siyasal gücü ve etkisinin daha da azaldığı bir sonuçla çıkılmasını bekleriz. HDP’ye yönelik saldırılar, emek, demokrasi ve barış güçlerine yönelik saldırılarla bir bütündür. Bu nedenle de HDP’nin 1 Kasım’da 7 Haziran’ı aşan bir sonuçla çıkması için bütün emek, demokrasi ve barış güçlerini HDP’yi desteklemeye ve oy vermeye çağırıyoruz.