Sermayenin hoşgeldin kültürü

McKinsey’in Almanya şefi Cornelius Baur, atletik sığınmacılar nedeniyle sevinç içinde. ‚hayatı tehlikede olmasına rağmen kaçmayı göze alan, enerji doludur, hedefe odaklanmıştır ve motive durumdadır. Bu bizim için büyük bir şans.‘ Büyük tekellerin yöneticileri çok sayıda insanın kaçışından sevinç duyuyorlar. Daimler şefi Zetsche göçte ‚Geleceğin Alman ekonomik mucizesinin temeli’ni buluyor. Bunun gerçekleşmesi için iki şeyin organize edilmesi zorunlu: Sığınmacılar hemen çalışabilme yeteneklerine göre ayıklanmalı ve işverenlere teslim edilmeli. Düşük ücretlerle ve kötü çalışma koşullarıyla her işi kabul etmek zorunda bırakılmalı. Bunun sorunsuz olması için de işçi sınıfı bölünmeli ve pasif hale getirilmeli.

Bu görevin başında Alman Ordusu Üniversitesi’nin eski doçenti ve NATO Almanya komutanlığının şefi, işveren ve Joncenter’in başarılı ‚egemeni‘ Frank- Jürgen Weise var. Weise şimdi Federal Göç Dairesi (BAMF) yöneticiliğine getirildi. Bu süper devlet memurunun görevi, polisle ilk temasından iş piyasasına entegrasyonuna ya da sınırdışı edilmesine kadar sığınmacılarla ilgili tüm süreci açıklığa kavuşturmak. İlticaları reddedilenlerin hemen ülkeyi terk etmeleri için onlara yolluk yiyecek ve bilet dışında hiçbir yardımda bulunulmayacak. BAMF, sınır koruma polisi, çalışma dairesi ve yabancılar dairesi bilgisayarları çok sıkı bağ içinde çalışacaklar. Anayasa’ya yönelik endişeler araştırılacak…

BAMF’ın hizmetine aralarında şimdilerde de kuruma ‚yardım‘ etmekte olan ordu mensuplarının da olduğu 3 bin yeni görevli sunulacak. Sığınmacıların işgücü eksiği olan şehir ve bölgelere gönderileceği dört yeni karar merkezi açılacak. Weise’nin söylediğine göre, sığınmacıların onda biri kolay entegre olabilecek durumda, geri kalanlar için yeni açılan merkezlerde görevlendirilen hakimler sınırdışı edilme kararları alacaklar. İltica davaları ile ilgili kararlar hızlandırılacak, üç en fazla beş ay içinde sonuçlandırılacak. Engelleri aşamayanlar merkezleri terk etmeden sefalet ve kötü koşullara geri gönderilecek.

Yeni mekanizmanın yanında İsveç’te iltica davalarını ‚temizleyen‘ deney sahibi McKinsey Ajansı olacak. Orada görevlilere iltica başvurusunda bulunanlar için zaman verilecek, hızlı çalışanlar bonus sistemine göre terfi ettirilecek. Bir dilekçe için ayrılan süre 2,5 saat. Bu süre içinde ölüm- kalım kararı verilecek. Engeli aşabilen artık iş piyasasına entegre edilebilir. Daha düşük ücret, daha kötü çalışma koşulları, varolabilme güvensizliği sunan bir iş piyasasına… Sığınmacılar için kiralık işçi çalıştıran firmalarda istihdam edilmesiyle ilgili yasak kaldırıldı. İşveren birlikleri ve CDU ekonomi konseyi asgari ücretle ilgili istisnai durum ve ücret sözleşmelerinin yeni işe başlayanlar için delinmesi gibi daha da ileriye giden değişiklikler talep ediyor.

Sermayenin en fazla gözünü diktiği yer, yardımcı işçiler (vasıfsız işçiler) için saat ücretinin 16,56 Euro ile göreli yüksek olduğu metal sektörü. Kiralık işçilik ve işletme sözleşmelerinin kısıtlanmaması, tersine yaygınlaştırılması isteniyor. Asgari ücretin delinmesi için pratikte bir saldırı söz konusu olacak.

Sermayenin bu ‚Hoşgeldin kültürü‘ işçi sınıfının tamamını tehdit ediyor. Tabi ki en başta içinde bulundukları kötü durum nedeniyle en kolay baskı altına alınabilecek olan sığınmacıları. İş piyasasında yardımcı işçi veya düşük vasıflı olarak varolmak zorunda kalacaklar. İş piyasasındaki düşük ücretlilerin oranı İşin Geleceği Enstitüsü’nün güncel bir araştırmasına göre 90’lı yılların ortasından 2011 yılına kadar mini işler, kısa süreli sözleşmeler ve işçi kiralama firmaları sayesinde yüzde 22 arttı. Özellikle düşük vasıflılar olmak üzere 3,5 milyon kişi işsiz durumda. Kısacası baskı daha da artacak.

İşçi hareketi tarihinde her zaman kötü durumda olan insanlar aracılığıyla rekabetin arttırılmasına karşı iki cevap tanıdı. Birinci cevap yalıtma, dışlama ve sosyal şovenizm. Bu, daha fazla bölünmeye neden olarak işçi sınıfını daha da zayıflatır.

İkinci cevap ise dayanışma, sermayenin saldırılarına karşı ortak mücadele, eşit haklar ve eşit işe eşit ücrettir. Saldırıların sadece sığınmacıları hedef aldığı düşüncesi açıklama ve pratikten deneylerle bastırılmalıdır. Eğer yeni iş arkadaşlarımıza hoşgeldin demek istiyorsak bizim de haklarımız olan çalışmayla ilgili ve sosyal konulardaki insani hakları için ortak örgütlenmeliyiz.

Çok sayıda sendika üyesi sığınmacıların durumunun iyileştirilmesi için çaba harcıyor. Örneğin IG Metall üyeleri sığınmacılar için 500 bin Euro topladı. Ortak örgütlenme de sendikalar içinde gündeme getirilmeli ve tartışma konusu yapılmalıdır. Örneğin sığınmacılar da meslekleri alışılmış kategorilere uymasa dahi sendikalara üye olabilmelidirler.

Sermaye ile ortak hareket etmenin bizi sadece zayıflattığı konusunda da tartışma sürdürülmelidir. Ancak mücadeleci bir çizgiye sahip olunursa sınıfın büyük bir kısmının sendikalarda örgütlenmesi sağlanabilir. Sadece yeni gelenleri değil, çoktan beri burada yaşayan ama örgütlenmeyen ya da çoğu zaman hayal kırıklığı yaşayanları da bu mücadeleci çizgi sayesinde örgütleyebiliriz. Rekabeti zayıflatmak için uzun nefesli bir örgütlenmeye ihtiyaç var.

Philipp Kissel 

Çeviren: Semra Çelik