TTIP ve CETA’ya karşı 250 bin kişi yürüdü

 

 

ttip demo

Bernd Rixinger (Sol Parti Eşbaşkanı)

TTIP, tekellerin kar çıkarlarına açık bilettir. Avrupa ve ABD’deki büyük tekeller için, işçi haklarına, tüketiciyi koruma haklarına ve çevre korunmasına karşı bir sözleşmedir.

Halkın yarısı TTIP’le kötüleştirmelerin olacağına inanıyor ve TTIP’e karşı. Avrupa’da büyük bir karşı hareket var. TTIP’e karşı bir petisyonda  3,2 milyon imza toplandı. Güçlü bir kitle hareketi var. Bugün de burada son yılların en büyük eylemi yapılacak.

Sol Parti olarak TTIP’le ilgili endişeleri dile getiriyoruz, sözleşmenin içeriği ile ilgili olarak şeffaflık sağlanmasını talep ediyoruz ve halkı bu konuda bilgilendiriyoruz. Tabi ki Yeşiller buna hazırsa onlarla birlikte Federal Konsey’de TTIP’i durdurmaya hazırız.

Bugünkü eylem TTIP’le ilgili son eylem olmayacak. Bu konuda çalışmalarımızı sürdürmeliyiz. Eğer yeteri kadar toplumsal baskı olursa bu türden saldırıların durdurulabileceğini biliyoruz. Yıllardan beri büyük lobi örgütleri, tekeller, serbest ticaret sözleşmesinin imzalanması için çaba harcıyorlar. İş hukuku, ücret sözleşmeleri, çevre korunması gibi konulardaki düzenlemeleri yok etmek istiyorlar. Prensip olarak da demokrasiyi yok etmek istiyorlar. TTIP’in demokrasiye bir saldırı olduğunu sürekli olarak gözler önüne sermeliyiz. Seçilmiş hükümetler tekellerin kar çıkarlarına karşı yasa çıkarma hakkından mahrum duruma getirilecekler.

Clauda Roth (Yeşiller Partisi)

Bu sözleşme bu şekilde uygulamaya girmemeli. Birincisi neyle ilgili, neleri kapsadığı konusunda hiçbir  şeffaflık yok. Şimdiye kadar federal meclis milletvekilleri olarak bu sözleşmenin içeriğini görme hakkına sahip olmadık.  Sözleşmenin muhatabı olacak kişilere kapalı kapılar ardında böyle büyük bir sözleşme imzalanamaz. İkinci olarak elde etmek için mücadele ettiğimiz insan hakları, çevre korunması, iş hukuku gibi değerler bu sözleşmeyle ayaklar altına alınacak.  Uluslararası Çalışma Örgütü’nün işçi haklarıyla ilgili değerleri en düşük düzeyd bırakılacak. Bunu istemiyoruz. Üçüncü olarak ABD ve AB arasında imzalanacak bir sözleşmeyle dünyanın yoksul ülkelerinin daha da yoksul hale getirilmesini istemiyoruz.  Ticaret politikasının geri kalmış, yoksul bölgelerin aleyhine sürdürülmesini kabul etmiyoruz.

Bu nedenle, ticarete karşı değliz ama her zaman toplumsal, insan hakları ve çevre korumayı esas alan bir ticaretten yanayız. Bu konuda endişelerimiz var. Ayrıca özel bir hukuk sisteminin yürürlüğe sokulmasına karşıyız.  Tekellerin kendi mahkemelerini kurmalarına ve kendi çıkarlarını ülkelere ve halklara karşı korumalarına, hukuk sistemimizi ayaklar altına almalarına izin verilemez. Bu nedenle bugün çok geniş bir birlikle sokaklardayız. Başbakanlık Dairesi’nin bugünkü görüntüyü göreceğini umuyorum. Bizim birliğimiz, sendikalardan, partilerden, sivil toplum örgütlerinden, çevre ve tüketiciyi  koruma örgütlerinden oluşuyor. Bu kadar geniş bir birlik karşısında durulması imkansız.

Reiner Hoffmann (DGB Başkanı)

TTIP’e karşı olmamızın nedeni görüşmeler, gitmesi gereken yöne değil yanlış bir yöne ilerliyor. Prensip olarak uluslararası ticarete karşı değiliz. Adil ve doğru bir şekilde yapılmasından yanayız. Bu nedenle özel uzlaştırma mahkemelerine karşıyız. Bu tür davaların kazananı özel avukatlık büroları oluyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün temel işçi hakları ve çalışma ile ilgili düzenlemelerine evet diyoruz. Bu, ABD’de geçerli değil, Avrupa’nın her yerinde de bu değerler yok. İşçi hakları güçlü olmadığı sürece doğru ve adil bir dünya ticaretinden söz edilemez. Ayrıca kamu alanının  özelleştirilmesi ve liberalleştirilmesine hayır diyoruz. Bu konuda çok sayıda insanı harekete geçirebildiğimizi gördük. Verdiğimiz mesajların etkisini göstereceğine inanıyorum. AB Komisyonu’nun da TTIP’le ilgili daha fazla şeffaflık getirmek için çaba harcadığını görüyoruz. Özel uzlaştırma mahkemelerinin sözleşmeden çıkarılacağını duyduk. Kamu uzlaştırma mahkemelerinde, kamu hakimleriyle görülen davaların olumlu olup olmayacağını göreceğiz. Kamu alanının korunacağını duyduk. Bizim temel taleplerimizden bazıları yerine getirilmiş oldu. TTIP’i eleştirenler, Brüksel’e dondurma yemeğe davet etti. Daha kalabalık şekilde gideceğiz.

Federal hükümet, Gabriel’le hemfikir olduğum gibi TTIP’in içeriği konusundaki şeffaflık için baskı yapmalı, kamu alanının korunması konusunda garanti vermeli, örneğin eğitim alanında özelleştirmeye karşı çıkılmalı, suyun özelleştirilmesine karşı, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı çıkılmalı. Hep birlikte ABD’de de ILO’nun işçi hakları ve çalışma konusundaki değerlerinin hayata geçirilmesi için birlikte çaba harcamalıyız. Bunlar çok önemli konular ve bu konularda Gabriel’le farklı düşünmüyorum.

Ronald Süss (Attac)

Bu hareket iki yıldan beri var. Bu iki yıl içinde merkezi olmayan çok sayıda eylem, etkinlik yapıldı. Çekirdek organizasyon 30 gruptan oluşuyor ama bugünkü eyleme neredeyse 200 örgüt katıldı. Ortak taleplerimiz TTIP ve CETA’nın durdurulması ve adil bir dünya ticareti.

TTIP’in içeriği hayatın birçok alanını etkiliyor. Toplumsal, çevre, hukuk, çalışma koşulları, işçi hakları vb. Bu nedenle tabi ki sosyal bir hareket olarak ortaya çıkıyor. Buradan sosyal hareketi güçlndirmek, genişletmek mümkün. Politikanın değiştirilmesi gerekiyor. Son yıllardaki neoliberal politika yanlış bir yöne doğru ilerliyor. Net bir şekilde politikanın değiştirilmesini talep eden, onun için mücadele eden bir harekete ihtiyacımız var.

Göçmen örgütleri de hem TTIP’e karşı organizasyonda hem de bu eylemin örgütlenmesinde aktif görev aldılar. Göçmenlerin de eyleme güçlü katıldığına inanıyorum.