Frankfurt Kitap Fuarı başladı

Dünyanın en büyük kitap fuarlarından Frankfurt Kitap Fuarı başladı. 67. kez düzenlenen fuar çeşitli etkinliklerle 18 Ekim Pazar gününe kadar sürecek. Her yıl üç yüz bin kişinin ziyaret ettiği fuara bu yıl 7 bin 163 stand kurulacağı belirtildi.

Fuarın açılış konuşmasını yapan yazar Salman Rüştü, bu yılın en ço tartışılan isimlerinden biri oldu. Frankfurt Kitap Fuarı Direktörü Juergen Boos, Rüşdi’nin konuk konuşmacı olarak davet edilmesine ilişkin açıklamasında, „Biyografisi ve edebi eserleri ona dünya genelinde yürütülen yayıncılıkta düşünce özgürlüğü tartışmasında bir ağırlık kazandırıyor“ dedi. Yazar ‚Şeytanın Ayetleri‘ adlı kitabıyla İslam dünyasından büyük tepkiler çekmişti. İran, kitaptan dolayı Salman Rüştü hakkında ölüm kararı olan bir fetva yayınlamıştı. İran, Rüştü’nün davet edilmesinden dolayı fuara katılmayacağını açıkladı.

Bu yıl güncelliğinden dolayı fuarda bu yıl mültecilerle ile ilgili de bir çok etkinlik düzenleniyor. Mültecilerle ile ilgili standların da açılacağı fuarda bir çok toplantıyla konu çeşitli boyutlarıyla tartışılacak. Fuarın son günü ise davet edilen 350 mülteci fuarı tercümanlarla birlikte ziyaret edip gezebilecekler.

Fuara ilişkin etkinlikler sadece fuar binasıyla sınırlı değil. Hafta boyunca şehrin bir çok yerinde forum, söyleşi ve okumalar yapılacak. Bunlar arasında dikkat çekenlerden biri de, ‚Open Books‘ adı altında yapılan ve bir çok yazarın kendi kitaplarını okuduğu etkinlik.

Türkiye bu yıl da sınırlı sayıda yayınevi ile fuara katılıyor. AKP iktidarı ile birlikte fuara daha çok dini yayınevlerinin katıldığı gözleniyor. Yapılan etkinlikler ise göstermelikten öteye gitmiyor. Kürt yayıncılar da her yıl olduğu gibi fuarda yerlerini alacaklar.

Yaralara basan romanlar

   Fuarın bu yılki konuk ülkesi Endonezya. On yedi bin adadan oluşan Endenozya’da iki yüz elli farklı milliyet bulunuyor. Dört dinin ve onlarca dilin bir arada bulunduğu Endonezya renkli bir ülke. Fuar daha çok tanıtım  bültenlerinde bu renkli yönünü ön plana çıkarıyor. Ama görünen o ki Almanca’ya çevrilen romanlarda bu renkli yön gölgede kalacak gibi. Çünkü çevrilen romanların hemen hemen hepsi doğrudan ya da dolaylı olarak kanlı bir dönemi konu ediniyorlar.

Bu dönem gerçekten de kanlı bir dönem. 1965 yılında bir darbeyle iktidara el koyan Suharto, aralarında çoğunlukla komünistlerin olduğu kimi kaynaklara göre beş yüz bin, kimi kaynaklara göre üç milyon insanı katleder. Sadece Bali adasında yüz bin insanın öldürüldüğü belirtiliyor. Dönemin görgü tanıkları Java adasında bütün ırmakların kırmızıya boyandığını söylüyorlar. Otuz yıla aşkın bir süre iktidarda kalan Suharto bütün muhaliflere karşı acımasız davrandı. Romanlarda bile bu katliamı anmak, konuşmak yasaklandı.

Buna ilk cesaret eden ve fuara da gelecek olan kadın yazar Ayu Utami oldu. Yazar,  ‚Saman‘ adlı romanında halkın sorunlarıyla ilgilenen bir papazın baskı ve işkenceyle nasıl susturulmak istendiğini konu ediniyor. Daha sonra ise bunun devamı niteliğinde olan ‚Larung‘ adlı bir roman yazdı. Yazar burada da Suharto diktatörlüğü boyunca takip edilen ve işkence gören bir kadını tema olarak seçmiş.

Bir başka kadın yazar olan Leyla S. Çudori ise ‚Pulang‘ adlı romanında bu kanlı döneme sürgünden bakar. Çudori sürgün yaşamının zorluklarını çok canlı olarak betimlerken, Suharto’nun ‚Yeni Düzen‘ adı altında sürdürdüğü ve aileler üzerindeki korkunç baskıya çarpıcı bir şekilde anlatır.

Bu dönemin yaralarına basan bir diğer yazar da yine bir kadın yazar olan Laksmi Pamutyak. Pamutyak ‚Bütün Renkler Kırmızı‘ adlı romanında yazar, Suharto iktidarının sona ermesinden sonra bir kadının diktatörlük döneminde kaybolan sevgilisini aramasını konu ediniyor.

Endenozya’nın dünyaca tanınan ve defalarca Nobel’e aday gösterilen şairi kuşkusuz Pramoedya Ananta Toer’dir. Kitapları otuz dile çevrilen şair, komünistlere yakınlığından dolayı Suharto yönetimi tarafından tutuklanarak on dört yıl hapishanede tutuldu. Çıktıktan sonra da yirmiye yakın yıl boyunca ev hapsinde tutuldu. Toer buna rağmen yılmayarak hapishanenin zor koşullarında en güzel şiirlerini yazdı.

Konuk ülkenin ağırlanmasına yönelik eleştiriler de bulunuyor. Çok az yeni kitabın çevrildiğini söyleyen eleştirmenler, geçen yıl konuk ülke olan İzlandaca’dan iki yüze yakın kitabın çevrildiği ama bu yıl bunun dörtte birinin çevrilmediğini belirtiyorlar. Aslında bu da fuarın ne kadar pazara yönelik olduğunu gösteriyor.

Mehmet Salim