NSU çözümsüz bulmacaya döndü

Almanya’da bundan dört yıl önce, 4 Kasım 2011’de ortaya çıkan NSU terör örgütünün bağlantıları bugüne kadar ortaya çıkarılamadı. İstihbaratın katillerle bağlantısı ve cinayetlerdeki rolü sürekli gizleniyor. Dava, Almanya’nın geçmişiyle yüzleşmede önemli fırsatlar sunarken bugüne kadar bir ilerleme sağlanabilmiş değil.

Almanya’da 2000-2007 yılları arasında 8’i Türkiye’den biri Yunanistan’dan olmak üzere 9 göçmen esnafı ve bir Alman polisini seri cinayetler kapsamında katleden, Köln’de iki sokağa bombalı saldırı düzenleyerek çok sayıda göçmeni katletmeyi planlayan ırkçı terör örgütü Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü’nün (NSU), varlığı bundan tam dört yıl önce, 4 Kasım 2011’de ortaya çıktı. Bu tarihe kadar değişik aralıklarla susturucu takılmış aynı Çeska tabancasıyla göçmen esnafların öldürülmesi gizemli bir sır olarak tartışılıyordu. Polis ve istihbarat birimleri tarafından yürütülen soruşturmalarda, göçmen esnafların merkezi Türkiye’de olan çeşitli suç örgütleri tarafından öldürüldüğü tezi üzerinden hareket edilerek, ırkçı bir terör örgütünün cinayetleri işleyebileceği hiç bir şekilde ihtimal verilmemişti.

Ne var ki, 4 Kasım 2011’de Doğu Almanya’da bulunan Eisenach kentinde banka soymaya giden Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt’ın, soygundan sonra girdikleri bir karavanın içinde ölü olarak bulunması göçmen esnafların katledilmesi konusunda büyük soruların üzerindeki sır perdesini kaldırdı. Her ne kadar Federal Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt’ın yakalanmamak için intihar ettiğinden söz edilse de bunu doğrulayacak hiç bir kanıt bulunmuyor.

Böhndardt ve Mundlos’un saat 11.30’da karavanda ölü bulunmasından bir kaç saat sonra yaklaşık 200 kilometre uzakta bulunan Zwickau’da kaldıkları ev NSU davasının Başsanığı Beate Zschaepe tarafından saat 15.00’te ateşe verildi. Evdeki yangını söndürmeye giden itfaiye ve polis ekipleri tam anlamıyla cephaneye çevrilmiş bir evle karşılaştılar.

Karavanda ve evde bulunan belgeler, silahlar; göçmen esnafların ırkçı terör örgütü tarafından katledildiğini ortaya çıkardı. Olay yerinde geniş inceleme başlatan güvenlik birimleri, çok sayıda silah ve merminin yanında özellikle seri cinayetlerin işlendiği Ceska 83 marka silahı ve söz konusu cinayetlerin ve saldırıların bu evde kalan kişiler tarafından yapıldığına dair ipucu ve belgeleri ele geçirdi.
Beate Zschaepe, saldırıdan dört gün sonrası polise teslim olurken, Federal Savcılık onun hakkında terör örgütü kurmak, terör örgütüne üye olmak ve tehlikeli yangın çıkarmak iddialarıyla tutuklama kararı çıkardı.

Dahası bunu gösteren bir film ırkçılar tarafından propaganda amacıyla hazırlanmıştı. Evi ateşe vererek kısa bir süre ortadan kaybolan Beate Zschaepe, bu kısa filmi basına göndererek her şeyi deşifre etmişti.

İSTİHBARATIN ROLÜ HALEN SIR GİBİ SAKLANIYOR

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük dava olarak değerlendirilen, bu nedenle de “Yüzyılın davası” diye tanımlanan NSU davası 6 Mayıs 2013’te Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinde başladı. Bugüne kadar 242 duruşması yapılan davada 600’den fazla uzman, istihbarat elemanı, bilirkişi, kurban ve kurban yakını tanık olarak dinlendi. Önümüzdeki yılın sonbaharında bitmesi beklenen davada en çok merak edilen istihbarat örgütlerinin katiller ve cinayetlerle bağlantısı. Zira, en son göçmen esnafın (Halit Yozgat) öldürüldüğü Kassel’de olay yerinde istihbarat elemanı Andreas Temme’nin olduğu tespit edilmişti. Bu nedenle hem müdahil avukatlar, hem kurban yakınları hem de kamuoyu açısından önemli olan mahkemenin istihbaratla bağlantıları ortaya çıkarıp çıkarmayacağı.

Zira Federal Parlamento hem de eyalet parlamentoları düzeyinde kurulan araştırma komisyonlarındaki çalışmalar sırasında göçmen esnafların katledilmesinde federal ve eyalet istihbarat örgütlerinin, özelikle de Thrüngen Anayasayı Koruma Örgütü’nün zaafının büyük olduğu belirtiliyordu. İki Almanya’nın birleşmesinden sonra devlet tarafından bilinçli ve planlı olarak Doğu Almanya’da Neonazileri örgütlemek için maddi ve kadro desteği verildiği, bölgede bir çok örgütün bizzat devlet tarafından kurulduğu artık biliniyor.

Çünkü olaylar ve şahıslar hakkında bugüne kadar ortaya çıkan bilgiler bunu doğruluyor. Örneğin, Berlin Anayasayı Koruma Örgütü’nün hesabına çalıştığı kabul edilen Thomas Stark adındaki ajanın NSU’lu katillere TNT patlayıcısı ve silah verdiği savcılık tarafından açıklandı. İstihbarat Elemanı Stark, aynı zamanda üçlü çetenin üyesi Beate Zschäpe’nin de sevgilisiydi. Der Spiegel dergisi, katillerle yakın iş birliği içerisinde en az üç istihbarat ajanının olduğunu yazmış ve tekzip de gelmemişi. Bu ajanların başında elbette, Kassel’de Halit Yozgat’ın öldürülmesi sırasında olay yerinde olan “Küçük Adolf” lakaplı Andreas Temme geliyor. Keza, NSU’lu katillere Thüringen Anayasayı Koruma Örgütü tarafından sahte pasaport çıkarmaları için 2 bin Mark verildiği de kabul edildi.

BELGELER VE BİLGİLER SÜREKLİ İMHA EDİLDİ

İstihbarat örgütleriyle faşist terör örgütü arasındaki sıkı ilişki ortaya çıktıkça, bu kez devreye var olan belgelerin imha edilmesi girdi. Hem Federal Anayasayı Koruma Örgütü (BfV) hem de Askeri İstihbarat Örgütü (MDA), konuyla ilgili dosyaları, tam da tartışmaların yoğun olduğu sırada birer birer ‘yok ettiler’. Böylece katillerin de istihbarat elemanı olup olmadığına dair şüphelerin gün yüzüne çıkması engellenmeye çalışıldı. Bu koruma çabası kamuoyundan yoğun tepkiler alınca, bu kez istihbarat örgütlerinin yöneticileri görevden alınarak, sis perdesinin aralanması engellenmiş oldu.

Olup bitenleri yakından izleyen kurbanların yakınları, cinayetlerin işlenmesinde istihbarat örgütlerinin büyük bir rolünün olduğuna kanaat getirerek, Temmuz 2012’de Federal Anayasayı Koruma Dairesi hakkında suç duyurusunda bulundular. Çünkü, eldeki belge ve bilgiler, hem federal hem de eyalet istihbarat örgütlerinin zamanında hareket etmesi durumunda NSU’nun bu kadar insanı öldürmesinin mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Ama 2.5 yıldır devam eden NSU davasında bu konuda bir ilerleme sağlanabilmiş değil.

ÖZEL TEMSİLCİ: BULGULAR DEĞERLENDİRİLMEDİ

NSU’nun ortaya çıkmasının 4. yılı öncesinde Federal Parlamento İstihbarat Örgütlerini Kontrol Komisyonu tarafından görevlendirilen Özel Temsilci Yeşiller Partisi Eski Milletvekili Jerzy Montag da hazırladığı raporda, cinayetler sırasında istihbaratın zafiyet içinde olduğunu belirtti. Montag, istihbaratın 2005 yılından itibaren NSU adlı terör örgütünün varlığından haberdar olduğunu ve bu konuda bir CD hazırladığını ancak bunu değerlendirmediğini belirtti. Raporda bir çok istihbarat elemanının katillerle bağlantı içinde olduğuna da yer verildi.

FEDERAL MECLİSTE 2. NSU ARAŞTIRMA KOMİSYONU

Cinayetlerin ırkçı terör örgütü tarafından yapıldığının ortaya çıkmasından sonra Başbakan Angela Merkel durumu ‘Almanya için bir utanç’ olarak nitelendirmiş, olayların aydınlatılacağına ve suçluların gereken cezaya çarptırılacağına söz vermişti. Federal Meclisten sonra Thüringen, Saksonya, Bavyera, Kuzey Ren Vestfalya (NRW), Baden-Württemberg ve Hessen eyaletlerinde meclis araştırma komisyonları kuruldu. Bunların bazıları çalışmalarını tamamlayıp nihai raporu kamuoyuna tanıttı, diğerleri ise araştırmaları sürdürüyor. Federal Mecliste ise ikinci bir komisyon kurulması için çalışmalara başlandı. Mecliste temsil edilen partiler, NSU olayında hâlâ cevap bekleyen birçok sorunun mevcut olduğu konusunda hemfikir. Komisyon, bir sonraki genel seçimlere kadar özellikle ülkenin iç istihbaratı konumundaki Anayasayı Koruma Teşkilatları ve emniyet birimlerinin ihmal ve hataları üzerinde durması bekleniyor. Daha önce bu tür bir komisyona ihtiyaç duyulduğu dile getirilmiş, ancak komisyonun kurulması konusunda bu yıl mutabakat sağlanmış oldu. Ancak, ikinci komisyonun da cinayetlerle istihbarat örgütleri arasındaki bağı açığa çıkarması beklenmiyor.


NSU DAVASINDA YARGILANANLAR KİM?

Beate Zschäpe: 13 Kasım 2011’de polise teslim oldu, tutuklu. Davanın başsanığı.
Ralf Wohlleben: 29 Kasım 2011’de gözaltına alındı. NPD’de önemli görevlerde bulundu. Federal Savcılık tarafından NSU üyelerine silah ve mermi sağlamakla suçlandı. Halen Münih’teki bir cezaevinde tutuluyor. Cinayetlerde önemli rolü olduğu tahmin edilen Wohlleben’in istihbarat elemanı olduğuna dair güçlü veriler bulunuyor. İçişleri Bakanlığı, iddiayı doğrudan yalanlamaktan kaçındı. Davada iki nolu sanık. Tutuklu olarak yargılanıyor.
Holger G: 13 Kasım 2011’de gözaltına alındı. Irkçı katillere sahte kimlikler hazırlama ve cinayetlerde kullanılan karavanı kiralamayla suçlandı. 25 Mayıs 2012’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Holger G. daha sonra cinayetler sırasında Ralf Wohlleben’in büyük bir rolünün olduğunu itiraf etti.

Andre E.: 24 Kasım 2011’de gözaltına alındı. Katiller tarafından hazırlanan propaganda filmlerini yaptı. Davada tutuksuz olarak yargılanıyor.
Carsten S.: 1 Şubat 2012’de gözaltına alındı. NSU’lu üç katile silah ve para temin etmekle suçlandı. 29 Mayıs 2012’de serbest bırakıldı. İddianameye göre Carsten S. satın aldığı silah ve mermileri Wohlleben aracılığıyla katillere ulaştırdı. Davada tutuksuz olarak yargılanıyor.


NSU TARAFINDAN ÖLDÜRÜLEN GÖÇMEN ESNAFLAR

9 EYLÜL 2000: Nürnberg’te 38 yaşındaki Çiçek Satıcısı Enver Şimşek susturucu takılan silahla öldürüldü.
13 Haziran 2001: Nürnberg’te 49 yaşında Abdurrahim Özdoğru kurşunlara hedef oldu.
27 Haziran 2001: Katiller, bu kez Hamburg’da Süleyman Taşköprü’nün manav dükkanındaydılar. 31 yaşındaki Taşköprü, kurşunlanarak öldürüldü.
29 Ağustos 2001: Münih’te 38 yaşındaki Manav Halil Kılıç başından vurularak öldürüldü.
25 Şubat 2004: Rostock’ta döner dükkanında çalışan Yunus Turgut öldürüldü. Turgut’un Almanya’da daha ikinci haftası dolmamıştı.
9 Haziran 2005: Nürnberg’te döner dükkanı işleten 50 yaşındaki İsmail Yaşar’ın cesedi bir müşteri tarafından tezgahın arkasında bulundu.
15 Haziran 2005: Münih’te Yunan kökenli 41 yaşındaki Anahtarcı Theodoros Bulgaridis öldürüldü. Bulgaridis, cinayetlere kurban giden Türk ve Kürt kökenli olmayan tek mağdur.
4 Nisan 2006: Dortmund’da Büfe Sahibi Mehmet Kubaşık öldürüldü. Evli ve 3 çocuk babası olan 39 yaşındaki Kubaşık, işyerinde başından vurularak öldürülmüş şekilde bulundu.
6 Nisan 2006: Kassel kentinde İnternet kafe işleten 21 yaşındaki Haliç Yozgat tabancayla öldürülmüş olarak bulundu.
19 Ocak 2001 ve 9 Haziran 2004’te Köln’de göçmenlere yönelik bombalı saldırılar.