Molenbeek neden ‚terör merkezi‘? oldu?

Paris Katliamı’ndan sonra neredeyse büyün Avrupa ülkelerinde güvenlik alarmı ilan edildi. Özellikle katillerin Belçika’dan Paris’e gitmesi, başkent Brüksel’de yüksek derecede güvenlik alarmı verildi. Peki katilleri yoksul geçmen semti Molenbeekli olması bir tesadüf mü?

13 Kasım gecesi Paris’te gerçekleşen ve 130 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın etkisinin en fazla hissedildiği kentlerin başında Paris’ten sonra, Avrupa Birliği’nin başkenti sayılan Brüksel geliyor.

Brüksel’de, katliamın üzerinden bir hafta geçtikten sonra adı konulmamış olağanüstü hal ilan edildi. 21 Kasım günü, kentte en az iki canlı bombanın dolaştığını gerekçe gösteren polis yoğun güvenlik önlemleri aldı. Tren seferleri iptal edilirken, Belçika’da oynanması planlanan birinci ve ikinci lig maçlarının tümü iptal edildi.

Belçika polisinin açıklamasına göre, Paris katliamını işleyenler arasında yer alan ve olay yerinden sağ kaçmayı başaran Salah Abdeslam halen Brüksel’de. Hal böyle olunca kentte korku ve güvenlik had safhada. Belçika Başbakanı Charles Michel, teröristlerin Paris’tekine benzer bir eylemi de Belçika’da planladığını ileri sürerek, ciddi bir tehdidin olduğunu, bu nedenle de alarm derecesini 4’e çıkardıklarını duyurdu. Bunun üzerine 21 Kasım Cumartesi’nden 23 Kasım pazartesi gününe kadar bütün toplu taşıma araçlarının sefere çıkması durduruldu. Bu süre daha sonra uzatıldı. Okullar tatil, konserler iptal edildi.

Kent merkezlerinde, tren istasyonlarında, havaalanlarında yoğun kontroller yapıldı. Sadece polis değil, askerler de göreve çağrıldı.

Paris katliamıyla bağlantılı yürütülen soruşturma çerçevesinde 9 kişi gözaltına alındı. Göçmenlerin yoğun yaşadığı Molenbeek semtinin tren istasyonunda gözaltına alınanların yedisinin Paris saldırganlarından Bilal Hadfi ile doğrudan bağlantılı olduğu açıkladı. Geri kalan iki kişinin de saldırılarla bağlantılı olduğundan şüpheleniliyor. 20 yaşındaki Bilal Hadfi’nin Stade de France’a yönelik saldırıyı düzenleyen üç intihar bombacısından biri olduğu açıklanmıştı.

MOLENBEEK: YOKSUL GÖÇMEN SEMTİ

Paris Katliamı’ndan sonra özelikle Avrupa basınında Brüksel’in Molenbeek (Değirmen Deresi) semti yeniden dikkatleri üzerine çekti. Zira saldırıyı gerçekleştirenlerin dördü; katliamın planlayıcısı Abdelhamid Abaaoud ile birlikte Hadfi Bilal, Salah Abdeslam ve Brahim Abdeslam Molenbeek’te doğup büyümüştü. Diğerlerinin de yolu bu semte düşmüştü. Fransız vatandaşı olanlar da bir süre burada kalmış. Katliam sırasında kullanılan iki otomobil de Belçika’dan kiralanmıştı.

2004’te Madrid’te bombalı saldırıda bulunanlar, geçen yıl Charlei Habdo dergisine yönelik saldırıyı düzenleyenler, Brüksel’de Sinagog’a girerek dört kişiyi öldürenler ve Almanya-Fransa seferini yapan hızlı trende cinayet işlemeye hazırlanırken yakalanan teröristler de Molenbeek’te doğup büyümüş ya da bir süre bu semtte kalmıştı.

Hal böyle olunca, Molanbeek, Avrupa’da büyük terör saldırılarını gerçekleştirenlerin çıktığı ya da uğradığı bir semt olarak anılmaya başlandı. Geçen hafta dünyanın pek çok ülkesinden gazeteciler semte adeta kamp kurarak, Molenbeek’in neden ve nasıl radikal İslamcıların merkezi haline geldiğini haberleştirmeye çalıştılar. Bu nedenle teröristlerin Molenbeek’ten çıktığına dair pek çok şey yazılıyor, ancak bu semtin hangi sosyal sorunlarla karşı karşıya olduğu, semtin gençlerinin hangi sorunlar yaşadığı, gençlerin neden İslamcı terör örgütlerinin peşine takılıp radikalleştiği üzerinde pek durulmuyor. Halbuki, üzerinde durulması gereken önemli bir nokta.

Çoğunlukla Kuzey Afrika’daki Magrip ülkelerinden gelen göçmen emekçilerin yaşadığı bir semt olan Molenbeek, tam anlamıyla “getto”ya çevrilmiş. 91 bin insanın yaşadığı semtte, resmi rakamlara göre “yabancılar”ın oranı yüzde 28,3. Ancak, Belçika vatandaşı olan göçmenler de buna eklendiğinde sayı çok daha yukarıya çıkıyor. Bir araştırmaya göre Molenbeek’te yaşayan göçmenlerin yüzde 40’ı Müslüman. Ancak bu oran bazı sokaklarda yüzde 80’e kadar çıkıyor. Molenbeek’deki nüfus dağılımı bir bakıma Belçika’nın sömürgecilik tarihiyle bağlantılı. 19. Yüzyıl’dan beri semtte Afrika’dan getirilen göçmenler yaşıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da Belçika ucuz işgücü ihtiyacını karşılamak için ağır sanayide çalışmak için Magrip ülkelerinden işçiler getirildi. Getirilenlerin çoğu yine bu semte yerleştirildi. Halen her ne kadar Fas’tan gelen göçmenler ağırlıkta olsa da, gözle görülebilecek sayıda Türkiye kökenli göçmenler de semtte yaşıyor.

1967 yılında Belçika’ya gelen Suudi Arabistan Kralı Faysal, bir binayı satın alarak cami haline getirmişti. Kral ayrıca, Suudi Arabistan tarzı İslamı yaymak amacıyla ülkeye elçiler ve paralar gönderilmiş.

Son rakamlara göre semtte işsizlik yüzde 30’un üzerinde. Gençler arasındaki işsizlik ise yüzde 40’tan fazla. Molenbeek’te doğup büyüyen ve bir okula giden gençlerin meslek eğitim yeri ya da bir iş bulmaları oldukça zor. Bu nedenle Molenbeekli olmak göçmen gençler için var olan şans eşitsizliğini daha da artırıyor. Artan sosyal sorunlar, 1990’lı yıllarda göçmen gençler arasında sosyal harekete dönüşmüştü. Pek çok gösteri düzenlenmiş, polis gösterilere sert müdahalelerde bulunmuştu.

Çoğunlukla göçmenler tarafından açılan dükkanların yoğunlukta olduğu semtte gençlerin gidip gelecekleri sosyal alanlar oldukça sınırlı. Gençlik merkezlerinden çok camiler göze çarpıyor. Resmi rakamlara göre Brüksel’de toplam 80 cami bulunuyor. Koca kentte Katolik ve Protestanlara ait 150’şer kilisenin olduğu göz önüne alındığında, cami sayısı nüfusa oranlandığında ne kadar yüksek olduğu anlaşılıyor.

Belediye yıllardır ilçede radikal dincilere katılan gençlerin sayısının fazla olduğunu tespit ettiği halde bunu engellemek için ciddi bir adım atmamış. Bir belediye yetkilisi dinle hiç alakası olmayan gençlerin kısa sürede radikal dinci örgütlerin tuzağına düştüğüne işaret ediyor.

Die Welt gazetesinde yer alan bir haber-izlenimde ise bir yerel yönetici Molenbeek’teki gençlerin hızlı şekilde radikalleşmesinin nedenin tek başına işsizlik olmadığını, kimlik sorununun da önemli rol oynadığını ifade ediyor. İzlenen ayrımcı politikalar da gençleri bir süre sonra daha fazla radikal İslam’a yönlendiriyor.

Molenbeek’in sosyal yüzü bu semtteki gençlerin neden radikal dinci örgütlerin pençesine bu kadar kolay düştüğünü gösteriyor. Sosyal sorunlar, ayrımcılık, İslam düşmanlığıyla özdeşleşmiş ırkçılık ve gericilik, gençler arasında bir yere ait olma, kendisini savunma duygusunu güçlendiriyor ve bu da bir arayışa neden oluyor. Katillerin eski arkadaşları ve yakınları tarafından televizyon ve gazetelere yapılan açıklamalarda, bunların dinle, İslamla ilgisinin bu denli radikal olmadığını, hatta bir kısmının uyuşturucu, içki kullandığı da ifade ediliyor. Bu kriminal olaylardan ötürü cezaevine düşmüş sonra radikal dincilerle bağlantıya geçenlerin sayısı hiç de az değil.

Sonuçta bugün kendi yaşlarındaki gençleri gözünü kırpmadan din adına katledenler, birer katil olarak doğmadılar, içinde yaşadıkları sosyal-kültürel sorunlar onları bu hale getirdi. (YH)