Yeşiller: ‘İslami derneklere ayrıcalık tanınmasın’

Almanya’da bulunan İslami cemaatlerin devlet tarafından resmen partner olarak tanınması ve bu kapsamda pek çok ayrıcalıktan yararlanması konusunda başlatılan sürece Yeşiller Partisi’nden itiraz geldi.

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Almanya Müslümanları Merkez Konseyi (ZMD), İslam Kültür Merkezleri (VKIZ) ve İslam Konseyi (Islamrat) tarafından kurulan Almanya Müslümanları Merkez Konseyi’nin (KRM), Almanya’da hükümet tarafından resmi muhatap olarak kabul edilmesi ve İslam Konferansı’na davet edilmesi üzerine bu kurumun kamu imkanlarından yararlanması, eyaletlerde İslam din dersi verme yetkisi alması planlanıyor. Bu çerçevede pek çok eyalette KRM resmi muhatap kabul edilerek, İslam din dersi yetkisi verildi.

Devletin KRM’yi resmi muhatap kabul etmesine bugüne kadar sessiz kalan, hatta olumlu bulan Yeşiller Partisi, bu konuda politikasını yeniden gözen geçiriyor. Cem Özdemir ve Volker Beck tarafından özel bir belgede bugüne kadar izlenen politikaya eleştirel bir yaklaşım sergileniyor. “İslam ve göçmenlerin diğer dinlerinin anayasal haklara entegrasyonu-Müslümanlar, Aleviler ve Ezidilere eşit haklar” başlığıyla hazırlanan belgede, Yeşiller Partisi’nin muhafazakar dini cemaatlerin haklarının korunması konusunda bugüne dek sürdürdüğü politikalarında değişiklik öngörüyor.

Belgede en dikkat çeken nokta, bugün Almanya’da İslam adına ortaya çıkan dört kurumun birer inanç cemaati yerine daha çok bazı grupların çıkarlarını koruyan birlikler olduğu, bu nedenle kamusal alanlarda ayrıcalıklardan yararlanmaması gerektiği vurgulandı. Özdemir ve Beck tarafından kaleme alınan bölgede, “Şu anki koşullarda dört Müslüman kurumu ne inanç ne de entegrasyon politikası açısından ayrıcalıklardan yararlanabilecek düzeyde değil” denildi.

Özdemir ve Beck, bu konuda daha önce Federal İdari Mahkemesi tarafından görülen Scientology Davası’nı örnek olarak gösteriyorlar.

Özdemir ve Beck, Milli Görüş’ün yanı sıra DİTİB’in de politik ve söylem açısından doğrudan Ankara’daki Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olduğu vurgulandı. Yazıda, DİTİB’in Almanya’da kamusal alanda imkanlara sahip olmasının aynı zamanda Türk devletinin kamu imkanlarından yararlanması anlamına geleceği vurgulandı.

Kısa bir süre önce Yeşiller Partisi Merkez Yönetim Kurulu’na bağlı olarak çalışan “Dünya görüşü, dini cemaatler ve devlet” adını taşıyan çalışma grubu da benzer görüşleri içeren bir rapor sunmuştu.

21-22 Kasım’da toplanan Yeşiller Kongresi’nde de konuya değinen Özdemir, İslam ve terör konusunu buradaki İslami kuruluşların görmezden geldiklerini belirterek, “Her terör saldırısı öncesi, ‘İslam’da teröre yer yok’ demek yeterli değil. Hiç bir kutsal kitap Anayasa’nın üzerinde değildir” ifadelerini kullanmıştı.

Yeşiller Partisi’nin önümüzdeki dönemde dini grupların inançlarını insan hakları çerçevesinde ele alması, bu temelde evrensel humanist değerlerin öne çıkarması bekleniyor.

Uzun bir süre “çok kültürlülük” adına bütün inanç gruplarının, dinlerini istediği gibi yaşamasını savunan, bunun için de eşitlik adına İslami dini cemaatlere devlet imkanlarından yararlanmasını savunan Yeşiller Partisi, gelinin aşamada bu görüşün sorunlu olduğunu fark etmiş ve politikasını gözden geçirmek için bir tartışma süreci başlatmış görünüyor. (YH)