Hamburg’da sermayeye tokat gibi yanıt

29 Kasım Pazar günü Hamburg’da 2024’te olimpiyatların yapılmasına karşı düzenlenen referandumdan çıkan hayır kararı ülkede geniş yankı yarattı. Başta SPD ve ona yakın örgütler olmak üzere pek çok parti ve sermaye örgütü tarafından yürütülen “evet kampanyası”nın sonuç vermemesi kampanya sürdürenleri hüsrana uğrattı. Sınırlı olanaklarla olimpiyatlara karşı kampanya yürüten güçler ise büyük bir zaferle çıktılar. 1.3 milyon seçmenin yaklaşık 650 bini referandumda sandık başına giderken yüzde 51.6 “Hayır” oyu verdi. Kampanya içinde yer alan Sol Parti Hamburg Senatosu Grubu Spor Politikası Sözcüsü Milletvekili Mehmet Yıldız, referandum sonuçları ve kampanya süreci konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.

29 Kasım’da olimpiyatlar için yapılan referandumdan başarıyla çıktınız. Sonucu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Referandumdan önce bütün işveren örgütleri ve onların çıkarlarını savunan SPD, CDU, Yeşiller gibi partiler ve Ulusal Olimpiyat Komitesi yoğun bir çalışma yaptı. Hükümetin de bütün olanakları kullanıldı. Bunlara karşı ise sınırlı olanakları olan partiler, inisiyatifler, daha çok da tek tek bireyler bir kampanya yürüttü. Sendikalar da bir bütün olarak “Nolympia” inisiyatifi içinde yer almadılar. Örneğin Ver.di Sendikası yer alırken diğer sendikalar SPD ve DOSB (Alman Olimpiyat Birliği) ile hareket etti. Sendikalar genel olarak olimpiyatlara karşı durmadılar, sadece yapıldığı takdirde uyulması gereken kuralları sıraladılar. Ayrıca Hamburg’daki bütün medya hep birlikte olimpiyatlar için evet cephesinde yer aldılar. Bu nedenle böylesine bir sonucun ortaya çıkacağını beklemiyorlardı. Son günlerde oyların azaldığını görüyorlardı, ancak karşı oyların çoğunlukta olacağını beklemiyorlardı. Son haftalarda daha çok bireysel saldırıyla oyların azalmasını engellemeye çalıştılar.

Hamburg halkının referandumda hayır oyu kullanmasında asıl olarak hangi noktalar rol oynadı?

Halkın karşı çıktığı noktalardan birisi olimpiyatlar dolayısıyla bütün borç ve giderlerin yerel hükümet tarafından karşılanmasıydı. İkincisi Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve sponsorlar vergiden muaf tutuluyordu. Milyarlarca Euro kar etmek üzere gelmek isteyen tekeller Hamburg’a bir tek Cent vermeden gideceklerdi. Sadece Olimpiyat Komitesi’nin 1 milyar Euro vereceği ifade ediliyordu. Sadece 2022-2032 yılları arasında Uluslararası Olimpiyat Komitesi televizyon yayınlarından 8 milyar Dolar kar yaparken, olimpiyatların yapıldığı ülkelere ve kentlere bir Cent vergi ödemiyor. Üçüncü önemli nokta da, olimpiyatlardan önce ve sonra Hamburg’daki yürüyüş, miting, toplantı hakkının tamamen Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin iznine tabi tutulması. Almanya’nın kendi Anayasası değil de Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin kriterleri geçerli olacaktı. Dördüncüsü de olimpiyatlar sırasında bütün alış verişlerin sponsorlardan alınmasının istenmesiydi. Örneğin, olimpiyatlarda Coca Cola ve McDolans’ın dışında kimsenin alış veriş yapması mümkün değildi.

Halkın seçimlere katılımı ve referandum kampanyasına ilgisi nasıldı?

Özellikle son haftalarda ilgi yüksekti. Referandundan kısa bir süre önce Hamburg Bütçe Kontrol Komisyonu, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin hazırladığı anlaşmayı eleştirmişti. Bu da bizim için önemliydi. Ayrıca son haftalarda özellikle okullarda yapılan toplantıların, bildiri dağıtımın, aydınlatma çalışmalarının büyük bir yararı oldu. Kendim 50 okulun 17’sinde toplantılara katıldım. Gençlerin olimpiyat karşıtı olduğunu bizzat gördüm. Yine kentimizde yaşanan konut sorunu nedeniyle bu alana para yatırılmaması da eleştiri konusu oldu. Başka bir deyişle hükümetin halkın ihtiyaç duyduğu temel alanlara para ayırmayıp olimpiyatlar için kesenin ağzını açması, en az 15 milyar Euro harcayacağını açıklaması tepkiyle karşılandı ve bu da kendisini referandumda gösterdi.

Kararın çıkmasında Alman Futbol Federasyonu’nda yaşanan skandal, olimpiyatların adil bir spor olmadığı konusundaki eleştiriler de etkili oldu mu?

Bunlar da etkili oldu elbette. Ancak sadece bunları öne çıkarmak tepkileri sınırlandırmak anlamına geliyor. Burjuva kesimler özellikle bunları öne çıkardı. Ancak bunlar asıl belirleyici faktörler değildi. Son dönemlerde mülteciler konusunda insanlar duyarlı. Harburg’da beş çocuk projesi 90 bin Euro olmadığı için kapatıldı. İnsanlar bütün bunları görüyor. Hükümete yönelik eleştiriler sadece yoksul semtlerinde değil, aynı zamanda orta sınıflardan da gelmeye başladı.

Karşı kampanya yürütenleri üç-beş solcudan ibaret gösterdiler, ancak bunun öyle olmadığı görüldü.

Parayla referandumun sonucunu belirleyeceklerini sananlar herşeyin para olmadığını gördüler.

Bundan sonra ne olacak? Hükümet referandum sonucunu tanıyıp uygulamaya koyacak mı?

Başka çaresi yok. Anayasa gereğince tanımak zorunda. Zaten eyalet başbakanı da bu yönde bir açıklama yaptı ve Hamburg’un olimpiyatlar için başvurmayacağını söyledi. Bu aynı zamanda Almanya’da başka bir kente olimpiyatların verilmesini de zorlaştırmıştır. Bence bu referandumdan sonra Uluslararası Olimpiyatlar Komitesi’nin de bir Alman kentine vereceğini sanmıyorum.

Hamburg’da çok sayıda göçmen yaşıyor. Özellikle de Türkiye kökenliler. Onlar referandum sürecinde yeterli ilgiyi gösterdiler mi?

Göçmen örgütleri referanduma fazla ilgi göstermezken, göçmenler arasında ilgi vardı. Pek çok toplantıya göçmen emekçileri de katılarak görüş ve önerilerini dile getirdiler. Düğünlerde, lokma günlerinde, cami önlerinde Türkçe ve Almanca bildiriler dağıttık. Göçmenlere yönelik faaliyet yapan alanlarda kısıtlama yapılırken olimpiyatlara milyarlarca para ayrılmasının kabul edilemeyeceğini dillendirdik. Tepki vardı. Sandığa gidip de oy kullanan göçenlerin önemli bir bölümünün hayır dediğini tahmin ediyorum. Gelen tepkiler bu yönde. (YH)