Silah satanlar terörü besliyor

22 yıldır aralıksız olarak Kassel’de buluşan ve pek çok büyük eylemin altına imzasını atan Almanya Barış Konseyi, bu yıl 5-6 Aralık’ta savaş ve terörün gölgesinde toplandı. Almanya’nın Suriye’ye asker ve Tornado uçakları göndermesine tepki gösteren savaş karşıtları, iki gün süren oturumlarda değerlendirmelerde bulunarak önümüzdeki dönem savaşa karşı yapılacak eylemlere güçlü katılım çağrısı yaptı.

YÜCEL ÖZDEMİR / ORHAN DEMİREL / KASSEL

22 yıldır aralıksız olarak bir araya gelen Almanya Barış Konseyi’nin (Friedenratschlag) bu yılki toplantısı Federal Parlamento tarafından Suriye’de görev yapmak üzere İncirlik üssüne 6 tornado, bir havada yakıt ikmal uçağı, bir firkateyn ve 1200 askerin gönderilmesi kararını aldığı günün ertesine denk geldi. Daha doğrusu, meclisin kararı toplantıdan bir gün önce alındı. Zira, toplantı çok önceden planlanmıştı. Dolayısıyla Kassel Üniversitesi’nde yapılan toplantıya meclisin almış olduğu karar damgasını vurdu.

Yapılan bütün konuşmalarda, iki nokta dikkat çekti. Birincisi, Alman hükümetinin ilk kez bu kadar kısa sürede hızlı bir karar alması, ikincisi de silah üretiminin durdurulması, silah fabrikalarının sivil amaçlar için kullanıma açılmasıydı.

Uzun yıllar konseyin sözcülüğünü yapan Peter Strutynski için yapılan saygı duruşuyla başlayan toplantı, Eş Sözcü Lühr Henken’in deyişiyle bugüne kadar yapılan toplantıların en kalabalığıydı.

1994’te kurulan konseye ülke genelinde barış konusunda çalışmalar yapan yerel örgütlerin temsilcileri ve akademisyenler katılıyor.

Ülkenin değişik kentlerinden gelen 400’ü aşkın bilim insanı, sendikacı, siyasetçi, örgüt temsilcisi ve barış savunucusu iki gün boyunca başta Suriye ve Irak’taki çatışmalar ve terör saldırıları olmak üzere değişik alanlara ilişkin konuları ele alarak değerlendirmede bulundu.

UKRAYNA’DAN SURİYE’YE DÜNYANIN HALİ

Silah satan ve savaş yapanlar teröre neden oluyor” başlığıyla düzenlenen bu yılki toplantının açılış konuşmasını yapan Anne Rieger, Ortadoğu uzmanlarının çoğunun Suriye’de savaşın büyüyeceğine dikkat çekerek, “Savaşla IŞİD’i zayıflatacaklarını sananlar hem bölgedeki durumu daha kötüleştiriyorlar hem de terör saldırılarını yayılmasına neden oluyorlar” dedi. Fransa halkının acısını paylaştıklarını ve dayanışma içinde olduklarını belirten Reiger, terörün savaşla, işgalle bitirilemeyeceğini 14 yıl önce yapılan Afganistan işgalinin gösterdiğini belirterek, “Radikal dinci örgütler, IŞİD’de görüldüğü gibi öncesine göre çok daha güçlüler. Bu nedenle Almanya’nın Suriye’de görevlendirmek üzere bölgeye silah ve asker göndermesi de terörü engellemeyecektir. Tersine Almanya ve Avrupa’da terör tehlikesini daha da artırıyor” dedi.

Ardından yapılan ilk oturumda Prof. Norman Peach, Gazeteci-Yazar Karin Leukefeld ve Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili Alexander Neu birer sunum yaptılar.

Sıkı bir Birleşmiş Milletler (BM) savunucusu olan, daha önce de Sol Parti’den bir dönem milletvekilliği yapan Norman Peach, Suriye’nin BM üyesi ülkeler tarafından savaş alanına çevrilmesinin tam olarak uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini söyledi. Gelinen durumu “BM’in sefaleti” olarak tanımlayan Peach, Suriye’deki uluslararası hukuk ihlalinin sorumlusunun BM değil, müdahaleci devletler olduğunu ifade etti. Ancak buna rağmen BM’in bugünkü dünyada “seçeneksiz” olduğunu ileri süren Peach, BM’nin görevinin NATO’ya, AB’ye devredilemeyeceğini vurguladı, Almanya’nın asker gönderme kararına da tepki gösterdi.

SURİYE’DE UMUT VAR

Eylül ayında Şam’dan dönen Gazeteci-Yazar Karin Leukefeld ise yaptığı konuşmada, Suriye’de rejimin kontrolü altında bulunan bölgelerde yaşamı anlattı: “Orada hayat çok zor şartlarda sürüyor. Elektrikler çoğunlukla kesik, sular akmıyor. Çocuklar okula gitmekte zorlanıyor. Her an bomba, silah sesi duymak mümkün. Bütün bunlara rağmen radikal dinci örgütün kontrol ettiği bölgelerden kaçarak gelenler geleceğe umutla bakıyorlar. Savaşın bir an önce bitmesini ve evlerine dönecekleri günü beliyorlar” dedi.

Suriye rejiminin muhaliflerle bağlantıya geçerek uzlaşma arayışına girdiğini ve son haftalarda önemli mesafeler kat ettiğini anlatan Leukefeld, 40 değişik bölgede ateşkes görüşmelerinin devam ettiğini, BM’in devreye girmesi, dış güçlerin müdahale etmemesi durumunda çatışmaların altı ay içinde biteceğine inandığını söyledi. Leukefeld, ayrıca Almanya ve AB’nin Şam yönetimiyle doğrudan irtibata geçmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili Alexander Neu ise yaptığı konuşmada, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna ve Suriye üzerinden Rusya’nın etki alanını daraltmaya çalıştığını belirterek, çatışmaların Rusya’nın kendi çıkarlarını korumaya kararlı olmasından dolayı meydana geldiğini belirtti. ABD ve AB’nin Ukrayna’yı nasıl karıştırdığını anlatan Neu, bu ülkenin Batı ile Rusya arasında bir köprü görevi gördüğünü, bu nedenle federatif ve tarafsız bir ülke olduğu takdirde sorunların aşılabileceğini sözlerine ekledi.

Konuşmaların ardından gruplara ayrılan katılımcılar, tam 32 ayrı çalışma grubunda gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye’deki gelişmeler konusunda Murat Çakır bir çalışma grubu oluşturdu.

Pazar günkü oturuma ise Ekvator Büyükelçisi katılarak ülkesindeki gelişmeler hakkında bilgi verdi.

SAVAŞA KARŞI BARIŞ MÜCADELESİNİ YÜKSELTELİM

Toplantının başında Berlin’de büyük bir barış gösterisi düzenlenme önerisi, bölgeler tarafından var olan eylemlerin güçlendirilmesine dönüştürüldü. Bu çerçevede 10 Ocak’ta Berlin’de yapılacak Rosa Luxemburg ve Karl Liebcknecht’i anma gösterisine güçlü katılım sağlanması çağrısı yapıldı. Ayrıca 13 Şubat’ta Münih’te NATO Güvenlik Konferansı’na karşı yapılacak eylemin de güçlü geçmesi için şimdiden harekete geçilmesi istendi. Mart ayında ise geleneksel Paskalya gösterileri yapılacak.

Bütün bu eylemlerin savaşa ve silahlanmaya karşı eylemler olduğunu söyleyen Konsey Basın Sözcüsü Frank Skischus, önümüzdeki günlerin barış mücadelesini güçlendirme dönemi olacağını belirtti.

Toplantıya katılımın yüksek olması ve forumlarda yapılan tartışmalar barış hareketinin zaman geçirmeden savaşa karşı harekete geçmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi.


Silah endüstrisi sivil amaçlar için üretime dönüştürülebilir mi?

Barış Konseyi’nin toplantısında dikkat çeken bir toplantıda silah üretimin durdurulması, satışının yasaklanmasıydı. Savaşların silahlarla yapıldığı, bu nedenle savaşların olmaması için silah üretimin durdurulmasını gündeme getiren Barış Konseyi, bunun mümkün olup olmadığını IG Metall Sendikası Baden-Württemberg Eyalet Başkanı Roman Zitzelsberger ile tartışmak üzere ayrı bir toplantı düzenledi. Katılımın yoğun olduğu toplantıda konuşan Zitzelsberger, Almanya’nın bazı durumlarda yurtdışına asker göndermesi gerektiğini, silah sanayisinin hemen kapatılıp sivil amaçlar için kullanılamayacağını savundu. Verilen bilgilere göre daha önce 80 bin kişinin çalıştığı silah fabrikalarında şimdi 100 bin kişi çalışıyor. Çalışanların sayısı bir ara 120 bine kadar çıkmış.

Zitzelsberger, silah fabrikaların bir anda sivil amaçlar için kullanılamayacağını, bunun için bir geçiş dönemine ihtiyaç duyulduğunu ve bu süre içerisinde çalışanların iş güvencesinin sağlanması gerektiğini ifade etti.

Daha sonra yapılan tartışmalarda, yıllar önce savaş karşıtlarının gündeminde olan yurtdışına silah satışının durdurulması ve silah üretiminin yasaklanması şeklindeki taleplerin önümüzdeki dönemde barış mücadelesinin önemli konularından biri olması gerektiği üzerinde görüş birliğine varıldı. Bu çerçevede ilk etapta terör örgütlerine silah verdiği tespit edilen Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelere yönelik Almanya’nın silah ambargosu koyması talebinin yükseltilmesi gerektiğine işaret edildi.


Barış Konseyi

1994 yılında başını Kassel Üniversitesi Öğretim Üyesi Peter Strutynski olmak üzere çok sayıda bilim insanının çağrısıyla, barış mücadelesi ve bilimsel çalışmalar arasında bağ kurmak, barış mücadelesini güçlendirmek üzere Barış Konseyi kuruldu. 150 değişik bölgede savaşa karşı çalışmalar yapan inisiyatif ve kurumların katılımıyla yapılan ilk toplantıda ayrıca uluslararası ayaklar da oluştu. Bu çerçevede Avusturya, İsviçre, Fransa, Belçika ve ABD’deki barış gruplarıyla irtibata geçildi. Ardından konsey tarafından pek çok kez toplantılar ve merkezi gösteriler örgütlendi. Şubat 2003’te Berlin’de yapılan ve 500 binden fazla insanın katılımıyla düzenlenen barış gösterisi bugüne kadar yapılan en büyük eylemler arasında yer alıyor. (YH)