Fransa: Halkı ölüme karşı sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar

Deniz UZTOPAL
Paris

Fransa’da bölge seçimlerinin ilk turunun kazananı aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN), kaybedeni ise hükümet partisi oldu. İkinci tur öncesi bazı adaylarını çeken hükümet, FN’ye karşı diğer sağ adayları destekliyor. Bu adaylar arasında emek düşmanı politikalarıyla gündeme gelenler de var. Fransa halkı ölümle korkutularak sıtmaya razı edilmeye çalışılıyor.

İLK TURDA AŞIRI SAĞIN ZAFERİ

İki turlu seçimlerinin ilk turunda aşırı sağcı ve yabancı düşmanı Ulusal Cephe (FN) ülke düzeyince ortalama yüzde 27.8 oyla birinci parti çıktı. Ardından yüzde 27.3 oyla ana muhalefet ve Eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin yönettiği Cumhuriyetçiler (LR) gelirken, iktidar partisi Sosyalist Parti ise yüzde 23.3 oyla 3. sırada yer alıyor. Ülke düzeyinde bulunan 13 bölgenin 6’sında FN birinci parti olarak geldi ve önümüzdeki pazar gerçekleşecek 2 tur için “Nord Pas de Calais Picardie” (Lille şehri çevresi) ve “Provence Alpes Côte d’Azur” (Nis) bölgelerinde seçilme ihtimali yüksek. Hatta buna Alsace Champagne Ardenne Lorraine (Strasburg) bölgesini de eklemek gerekir. Zira bu bölgede Sosyalist Partinin adayının çekilmemesi durumunda FN birinci parti olarak bölge idaresini ele geçirebilir.

CUMHURBAŞKANLIĞI ÖNCESİ PANİK

Her iki seçmenden birisinin oy kullanmaya gitmediği bölge seçimlerinde FN, 6 milyonun üzerinde oy aldı ve cumhurbaşkanlık seçimine 18 ay kala ülke içinde büyük bir tedirginliğin doğmasına neden oldu.
Nord Pas de Calais Picardie bölgesinde aday olan FN Başkanı Marine Le Pen, yüzde 40.64 oyla merkez sağ ile merkez sol partilerinin çok çok ilerisinde bulunuyor. İkinci tur için yüzde 18.13 oyla 3. sırada kalan sol adayı, Marine Le Pen’in il meclisi başkanı olmasını engellemek için listesini çekti ve Sarkozy’nin partisinin adayı eski emek düşmanı yasalarıyla anılan Eski İş Bakanı Xavier Bertrand’a oy vermeye çağırdı.

Alsace Champagne Ardenne Lorraine bölgesinde ise FN’nin ideoloğu ve partinin merkez sağa kaymasında belirleyici rol üstlenen Florian Flippot adaydı. Aşırı sağcı partinin adayı yüzde 36 oyla merkez sağ adayını 11 puanla geçti. Hükümet partisi adayı ise yüzde 16 oyla 3. sırada. Hükümet burada adayını çekme kararı vermiş olmasına karşın yerel aday merkezi çağrıya uymayarak ikinci turda adaylığını muhafaza etti. İkinci turda mutlak çoğunluk olmadığı koşullarda birinci partiye yüzde 25’e denk düşün encümen sayısı bonus olarak veriliyor ve böylelikle il meclisinde mutlak çoğunluğun çıkması garanti altına alınıyor. Bu koşullarda FN’nin ideoloğunun İl Meclis Başkanı olma ihtimali yükselmiş oluyor.

FN’YE KARŞI MERKEZ SAĞA DESTEK

Provence Alpes Côte d’Azur (Nice) bölgesinde ise FN iki milletvekillerinden birisi ve Eski Parti Başkanı Jean-Maris Le Pen’in torunu olan Marion Marechal Le Pen yüzde 40 oy alarak ikinci sırada gelen merkez sağ parti adayı Christian Estrosi’nin 14 puan önüne geçti. Bu bölgede de hükümet partisi adayını çekerek Estrosi’yi destekleme kararı verdi ve bu çağrı resmi olarak Başbakan Manuel Valls tarafından ifade edildi. Ama kuzeyde Sarkozy döneminde iş bakanı olmuş ve emek dünyasına yönelik saldırılarıyla anılan Xavier Bertrand ya da güneyde sağcı partisinin en sağcı kanadının radikal temsilcisi ve yabancı düşmanlığı konusunda aşıra sağdan geri kalmayan Christian Estrosi için çağrı yapmak, aşırı sağcı FN’yi ne kadar geriletecektir?

Kısaca söylemek gerekirse bu bölgelerde halk, “ölüme karşı sıtmaya razı” edilmek istenmektedir.

SAĞIN YÜKSELİŞİ YENİ DEĞİL

Peki Ulusal Cephe’ye (FN) karşı bu “taktik” aşırı sağcı partinin gerilemesine engel olabilir mi?
2007 Cumhurbaşkanlığı ve ardından olan milletvekilliği seçimlerinden bu yana düzenlenen 9 seçimde, aşırı sağcı, FN düzenli ve istikrarlı olarak büyüyerek bugünlere geldi. Kuşkusuz kendi adayını seçerek neredeyse en azından onun kadar tehlikeli adayları desteklemek belli ki FN’nin bazı kurumları yönetmesini kısmen engelleyebilir, ama gerilemesine kesinlikle neden olmuyor.

2002’de Jean-Maris Le Pen’in Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna kalmasından bu yana her seçimde aşırı sağcı parti korkuluk olarak gösterilip en gerici ve saldırgan politikaları hayata geçirenlere oy verilmesi isteniyordu.

Kısmen engeller oluşturmasına karşın bu taktik FN’nin milletvekili, senatör, belediye başkanı, Avrupa Parlamentosu milletvekili ve binlerce encümen çıkartmasına engel olamadı. Zira bir yandan yabancı düşmanlığını devlet politikası haline getirirken, geniş emekçi kesimlerine sürekli daha fazla kemer sıkma politikası dayatıp, bunları da FN’yle korkutarak aklamaya çalışma taktiği bir yerden sonra etkili olmadı.
Öte yandan son 15 yıl içinde iktidara gelen “sol” ya da sağın emekçi düşmanı politikalarına alternatif olabilecek bir güçlü cephenin çıkamamasının da bu süreci hızlandırdığı kuşkusuz.