Barış hareketi için imkanlar fazla

Almanya Barış Konseyi Eş Sözcüsü Lühr Henke barış hareketinin durumu hakkında gazetemizin sorularını yanıtladı.

Zor bir dönemde barış hareketini yeniden bir araya getirdiniz. Sizce bugün Almanya’da barış hareketinin asıl ağırlıklı konuları nelerdir?

luhr henkelBugünkü koşullarda pek çok önemli konu var. Ama biz konferansımızda Almanya’nın Suriye’ye savaş gücü göndermesi önemli konulardan biri. Federal Hükümetin acil bir şekilde Suriye’ye asker göndermek için teskere çıkarması halkı öfkelendirmiş durumda. Barış hareketi de bu karar karşısında öfkeli. Bunlar bizim için önemli. Bununla birlikte başka konularımız da var. Pek çok yerde çakışmalar var. Örneğin Ukrayna’da. Bunların hepsi uluslararası hukuka aykırı. Gördüğünüz gibi Alman hükümeti de Birleşmiş Milletlerin onayı olmadan Suriye ve Ukrayna’daki savaşlara katılmak istiyor. Bütün bunların hepsi aynı zamanda bir tekrarı ifade ediyor. Benzer durumlar önce de olmuştu. Birleşmiş Milletler, anlamsızlıkla karşı karşıya.

Yine silah ticareti barış hareketinin önemli konularından birisi. Almanya’nın insansız hava araçları yapmasına biz barış hareketi olarak karşı çıkıyoruz.

Bütün bunlar günümüz dünyasında tehlikelerin büyüdüğünü gösteriyor. Bunlara bir de Güney Çin Denizi’ndeki gerilimi eklememiz gerekiyor. Orada da büyük bir çatışma tehlikesi var.

Pek çok konu ve savaş var. Peki, Alman barış hareketi ne yapıyor?

Bilindiği gibi barış hareketi aktif şekilde birşeyler yapmaya çalışıyor. Geçen hafta bir dizi eylem yapıldı. Berlin’de Brandenburg Tor’da yaptığımız eyleme 3 binden fazla kişi katıldı. Toplam 24 şehirde eylemler yapıldı. Bu demektir ki, hareket potansiyeli mevcut. Bunu iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Dahası süreç bize bunu dayatıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde de eylemler yapmaya devam edeceğiz. Bu konuda toplantıya bir öneri yapacağız ve hep birlikte tartışacağız. Her zaman olduğu gibi toplantıdan sonra eylemlere katılım çağrısı yapacağız.

Yani önümüzdeki dönem barış hareketinin daha fazla insanı sokağa çıkarmak için çaba harcayacağını söyleyebilirmiyiz…

Evet. Sokağa ne kadar çok insan çıkarsa, barış hareketine ait olduğunu gösterirse, halk içinde ve kamuoyunda görünürse bu da savaşların durdurulması için önemli olacaktır. Biz barış hareketi olarak bu mesajı vermeye çalışıyoruz.(YH)


Her ülke kendi çıkarı peşinde

Barış Konseyi kurucusu Kassel Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Werner Ruf:

Suriye ve çevresine yapılan askeri yığınağa bakıldığında “vekalet savaşı”ndan “bölge savaşı”na doğru mu gidiliyor? Türkiye-Rusya gerilimiyle bölgedeki çatışmada yeni bir boyut mu kazandı?

Werner RufBu boyut aslında çoktan vardı. Çünkü, her ne kadar terör örgütleriyle Esad güçleri arasında bir çatışma gibi görünse de gerçekte batılı ülkelerin doğrudan taraf olduğu bir çatışma yaşanıyordu. Rusya, eskiden de bölgede aktifti. Sürekli kendi çıkarlarını korumak için çaba gösteriyordu. Bu nedenle, bölgedeki durumun son süreçte giderek daha tehlikeli bir boyut kazandığına inanıyorum. Eğer, bir uzlaşma sağlanamazsa tahmin edilenden de büyük bir tehlike bizleri bekliyor.

Almanya asker gönderme kararı aldı. Kısa bir süre önce de İngiltere de Suriye’de hedefleri vurmaya başladı. Fransa zaten aktif müdahalede. Bütün bunlara baktığımızda Avrupa ülkeleri, AB adına mı yoksa kendi çıkarları adına mı bu müdahaleleri yapıyor?

Güzel bir soru. Görünürde hepsi birlikte gibi. Ancak gerçekte hepsi kendi çıkarlarını korumak üzere bölgeye silah ve asker gönderiyor. Yani hep birlikte oturup bir karar almadıkları için şu anki durum daha çok ulus devletlerin kendi çıkarlarını koruma şeklinde sürüyor. Bölgede mutlaka bulunmak istiyorlar. Almanya’nın yaptığı şimdilik bunu gösteriyor. Bütün bunlar elbette tehlikeli.

Siz aynı zamanda Barış Konseyi kurucuları arasında yer alıyorsunuz. Bu kadar savaş ve çatışmanın ortasında barış hareketinin ne yapması gerekiyor?

Barış hareketinin temsilcilerinin bir araya gelerek tartışması, gelişmeleri değerlendirmesi önemli. Kanımca halk arasında doğrularla yanlışları ayırmak için aydınlatma çalışması yapmak bugün çok büyük bir önem taşıyor. Bu yapılabildiği taktirde sokağa çıkarma da kolay olacak. Önemli olan hükümet ve medyanın savaşa asker göndermeyi haklı çıkaracak gerekçelerini anlaşılır bir dille çürütmektir.

Türkiye son zamanlarda Avrupa kamuoyunun da gündeminde. Bölgesel bir güç olmak için planlar yapıyor. Şimdi de Rusya ile bir gerilim içinde. Türkiye’nin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, dediğiniz gibi Türkiye bölgesinde Neo-Osmanlıcı bir politikayla bölgenin en önemli gücü olmak istediğini ifade etti ve bu temelde bazı adımlar attı. Ancak gelinen noktada bunun öyle kolay olmadığı açık olarak görüldü. Günümüz uluslararası ilişkileri çerçevesinde baktığımızda bir ülkenin tek başına bulunduğu bir bölgede güç olması mümkün değil. Türkiye’nin durumu bunun en somut örneği. Rusya öyle görünüyor ki bölgedeki çıkarlarını korumak için her şeyi yapmaya hazır. Bu nedenle Türkiye ile girdiği gerilimde geri adım atacağını sanmıyorum. (YH)


DKP Genel Başkanı Patrik Köbele: Halkın sokağa çıkması gerekiyor

Almanya barış hareketi çatışmalar, savaş, geçmiş ve gelecek üzerine tartışmalar sürdürüyor. Barış hareketi savaşa karşı şu an neler yapabilir?

patrik KöbeleBana göre, barış hareketi savaşa karşı olan kitleleri harekete geçirmenin bilincinde olduğunu fark etmeli. Kitleler sokağa çıkmalı. Ülkemizin savaşı körükleyenlere karşı güçlü bir barış hareketine ihtiyacı var. Savaşı körükleyen kesimler Alman sermayesi ve hükümetinin istediği yönde taleplerde bulunuyor. Buna karşı bizlerin de sokağa çıkması gerekiyor.

Peki, Alman sermayesi ve hükümeti özel olarak Ortadoğu’da neyi planlıyor, ne amaçlıyor?

Bana göre Rusya’nın müdahalesi belirleyici oldu. Kanımca Rusya haklı ve uluslararası hukuka uygun olarak bölgeye müdahalede bulundu. Şimdi Alman sermayesi Suriye’de çıkarlarının tehlikeye düşmemesi için bölgeye asker gönderiyor. Sorun, batılı emperyalist devletler aslında Suriye’nin devlet yapısını yıkmak için ellerinden geleni yaptıkları halde, yıkıldığında daha tehlikeli bir durumun oluşacağını örmelerinde. Alman sermayesi bölgede olmak istiyor. Gelişmeler tehlikeli ve hızlı bir şekilde bölgeye yayılma potansiyeli içinde taşıyor. Bu nedenle, Federal Hükümetin asker gönderme kararı, 1914’deki savaş kredilerini onaylama gibi tehlikeli bir durumdur.

Çok tehlikeli bir durumun olduğunu söylüyorsunuz. Ancak yapılan pek çok ankette halk arasında savaşa karşı çıkanların oranı önceki döneme göre azalmış görünüyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Burada medyanın insanların bilincini oluşturmada büyük bir rolü bulunuyor. Örneğin bugün sabah kaldığım Essen’de bir SPD milletvekiliyle yapılan röportajı okudum. Az sayıdaki SPD’li milletvekilinden biri olan bu politikacıya alçakça sorular yöneltilmişti. Yıllardan beri medya insanların bilincini bu konuda değiştirmek için yoğun bir çaba harcıyor. Şimdi ise etkileri görülüyor. Burada şimdi barış hareketine büyük bir görev düşüyor. Kitleler arasındaki savaş karşıtı bilinci eyleme geçirmek gerekiyor. Bu elbette hepimizin görevi. Burada, önümüzdeki yıl Berlin’de ülke genelinde büyük bir gösterinin yapılması önerisini selamlıyorum. Bu konuda bütün barış güçlerini kazanmak, sürece katmak gerekiyor. Umarım bu kongre bunun için bir başlangıç olur.

Medyada, barış isteyenler aynı zamanda Rusya yanlısı olarak gösteriliyor. Ya da Rusya’yı yeteri kadar eleştirmedikleri söyleniyor. Alman solu ve barış hareketinin Rusya’ya yaklaşımı nasıl?

Ben ancak size DKP’nin yaklaşımını anlatabilirim. Rusya kapitalist bir ülkedir. Bu nedenle sürekli bir barış gücü olamaz. Ancak Rusya bugün kendi çıkarlarını koruma nedeniyle NATO’nun Doğu’ya genişlemesine karşı. Biz NATO’nın doğuya genişlemesini tehlikeli buluyoruz bu nedenle karşıyız. Şu günlerde savaş tehlikesini çıkaran konuların başında NATO’nun Doğu’ya genişlemesi yer alıyor. Bu nedenle, Rusya’nın çıkarlarıyla barış hareketinin taleplerinin bu konuda uyuştuğunu söylüyoruz. Bu hep böyle olacak diye bir şey yok. Ancak bugün böyle, Bunu da kullanmak gerekiyor. Rusya ile Batı’nın aynı olduğunu söylemek saçmalıktır. Aktüel olarak böyle değil.