Neden kimse Olimpiyat düzenlemek istemiyor?

Mithat Fabian SÖZMEN

Hamburg halkının referandum sonucu 2024 Yaz Olimpiyatları adaylığını reddetmesinin ardından haftanın tweet’i @counterOlympics (Olimpiyatlara Karşı) hesabından geldi: “2024 Yaz Olimpiyatları için referanduma giden kentlerin tamamı adaylığa karşı oy kullandı. Halen yarışan kentler, oylama yapılmayan yerler.”
Doğru, hatta bunu daha ileri de taşıyabiliriz: “Son dönemde ABD ve Batı Avrupa’da ‘Olimpiyatlara ev sahipliği yapalım mı’ sorusu sorulan kentlerin tamamı olumsuz yanıt verdi.”
2022 Kış Olimpiyatları’nın aday kentlerinden Münih, Stockholm, Krakow ve Graubünden, tıpkı Hamburg’daki gibi referandum sonucu adaylıktan çekilirken, Oslo ise Boston gibi yetersiz halk desteğiyle organizasyondan geri adım attı (Oslo’da yerel komitenin IOC ile uyuşmazlığı da rol oynadı). Toronto’nun son dakikada gündeme gelen 2024 adaylığı ise Boston’daki muhalefet hareketiyle koordinasyon içerisinde hızlıca örgütlenen muhalefetle savuşturuldu.
2024 Yaz Olimpiyatları’nın şu an Los Angeles, Paris, Roma ve Budapeşte olmak üzere 4 adayı var. Aşırı sağcı, mülteci düşmanı Viktor Orban’ın yönettiği Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de kent meclisi, “Referandum” seçeneğini “Anketlere göre yüzde 53’lük halk desteği var” gerekçesine sığınarak 16’ya 14 oyla reddetti. Hamburg’da oylama öncesi anketlerin “Halkın olimpiyata desteği yüzde 60) dediğini hatırlatsak bu tip verilere fazla güvenmemek gerektiğini görebiliriz.
Paris’te de yerel otorite referandumu engelliyor. ‘Non Paris 2024’ Twitter hesabı, bunda siyasi iktidarın müdahalesinin önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.
Hamburg halkının çoğunluğunun “Olimpiyata hayır” demesinin ardından gözler Alman IOC Başkanı Thomas Bach’a çevrildi. Yapılan yorumlarda bu “yenilgi”de Bach’ın sorumluluğuna dikkat çekilirken mülteci krizinin önemli rol oynadığı iddia ediliyor.
2022 Kış Olimpiyatları adaylıkları teker teker reddedildiği sırada Avrupa’da “mülteci krizi” diye bir gündem yok-tu. Keza ABD’de Boston’un olimpiyat karşıtı muhalefet hareketi zafer elde ederken de böyle bir etken tabloda değildi.
Halihazırda oluşturulan aç gözlü, buyurgan, dayatmacı ve pahalı olimpiyat gerçeğinin reddedildiğini kabul etmek istemeyen bu çevrelerin hayali gerekçelere sığınması, olan bitenden ders alınmadığını düşündürüyor.
Fox News, Boston ve Hamburg’daki ‘Hayır’ların ardından “Neden kimse olimpiyat düzenlemek istemiyor” sorusunu Michigan Üniversitesi Spor Yönetimi Eş Direktörü ve aynı zamanda olimpiyat ekonomisi uzmanı olan Stefan Szymanski’ye sordu. “Sorun, Olimpiyat Oyunları’nın savurganlığı, kentlerin ve ülkelerin yapması beklenen neredeyse limitsiz harcamalar ve inşa edilen tesislerin organizasyon sonrası atıl hale gelmesi” diyen Szymanski, mega spor organizasyonlarının “Beyaz fil”ler (Yüksek paralara inşa edilen ancak turnuva sonrası kullanılamayan spor tesisleri) yaratma huyuna da dikkat çekiyor.
“Olimpiyat” algısının geniş halk kesimleri nezdinde olumsuz yöne evrilmesinde “Olimpiyatlar ekonomiye canlılık getirir” şeklindeki çarpıtmanın son yıllarda açık verilerle yalanlanmasının payı var. Olimpiyatların turizme dahi olumlu etkisi olmadığının ortaya konulmasından sonra halkta, kendi vergileriyle kendisine savaş açan böylesi bir organizasyona destek vermeme yönündeki eğilim güçleniyor.
IOC’nin bunu tersine çevirebilmesi için oyunları mütevazılaştırmaya; oyunları neoliberal kent politikalarının bir dayanağı olmaktan çıkarmaya; halkın parasını halka karşı kullanan, kibirli ve düşüncesiz imajından kurtarmaya ihtiyacı var.