Demir-çelik’te toplu iş sözleşmesi

 

Demir-Çelikte 75 bin işçi için Toplu İş Sözleşme (TİS) bağıtlandı. İşveren ve sendika arasında imzalanan sözleşmeye göre ücretlerde brüt yüzde 2,3 artış sağlandı.
Bu yılki toplu sözleşmede beni rahatsız eden ve dikkate alınması gereken konuları sizlerle paylaşmak istedim.
Geçmiş dönemlerde işveren ve sendikalar arasında bu kadar sesiz ve hızlı bir TİS gerçekleşmemişti.
İşyerlerinde Vertrauensmann (sendika temsilcisi) konumundaki arkadaşlarımız aslında öncelikle işçiler arasında güvenoyu sağlaması lazımdı, bu ilk elde edilen sonuçlar için.
Kimseye haber vermeden sendika ve işveren tüzüğe aykırı bir şekilde anlaşma sağladı. Daha sonra sendika tüzük gereği güven oylaması yapılmış gibi gösterdi.
Son yıllarda gittikçe işçi sınıfının tüm hakları yavaş yavaş eriyip gittiğini görüyoruz.
İkinci önemli noktalardan biri, 75 bin isçiyi temsil eden birçok işyeri olmasına rağmen, sadece söz hakkı ThyssenKrupp Steel’de bulunuyor. Yani tüm gidişatı yönlendiren ve tek başına verdiği karları ortak verilmiş karar gibi gösterilen ve yansıtılan. ThyssenKrupp Steel sadece 12 bin işçi temsil ediyor ama 75 bin işçi için karar yetkisi varmış gibi hareket ediyor, bu da sendikada bilinen ve desteklenen bir gerçek.
Ama bildiğimiz gibi geçmiş aylarda ve yılarda işçi haklarının Thyssen Krupp Steel’de, gittikçe kısıtlandığını ve brüt aylıkların düşürüldüğünü görüyoruz. Böyle bir gidişatı destekleyen ve hakları kısıtlayan işçi temsilcileri nasıl olurda 75 bin işçi hakkında karar verme yetkisini kendisinde görür.
Bu konuda Demir Çelik Sendikası yani IG Metall, çok önemli rol almaktadır. Uzun süredir Almanya’nın değişik politik ve ekonomik çıkarları çerçevesinde hareket eden IG Metall, ThyssenKrupp Steel tekelinin en önde gelen destekleyicisi olduğu biliniyor. Ama tekellerin ve “üretim merkezi Almanya’nın” çıkarlarının bizim çıkarımız olmadığı da biliniyor.
Gelecek yıllarda bu durum dikkate alınarak bu gidişatın durdurulması gerekiyor. Bunu başarmak için, 75 bin işçinin çalıştığı şirketlerde emekçileri ve işçi tabanını bilgilendirmek için tüm olanakları değerlendirmek, gerekli platformları oluşturup geliştirmek gerekiyor. Bununla kalmayıp bu platformlar aracılığıyla TİS sürecine bütün işçi ve emekçilerin katılımı için özel bir çaba içine girmek gerekiyor.

Bir Yeni Hayat okuyucusu