FAŞİZM DÖNEMİNİN DERSLERİ

Almanya tarihi, özellikle de Hitler dönemi şu ara Türkiye’de oldukça güncel. Çünkü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, başkanlık modeli için Hitler’i örnek vermesi, Kürt illerinde uygulanan filli savaş hali ve ülkedeki her türlü muhalif görüşün ezilmek istenmesi, haliyle birçok kesimin faşizmi telaffuz etmesini beraberinde getirdi. Biz de bu hafta forum sayfamızda, ‘Arbeit Zukunft‘ gazetesi yayın yönetmeni Diethard Möller’in, Hitler faşizmi dönemine ilişkin değerlendirmelerine yer veriyoruz.

Alman emperyalizmi 1918 ve 1945’de iki büyük yenilgi yaşadı. Bugün de süper güç politikası izliyor ve her tarafa karışıyor. Bunu yakın zamanda Başbakan Merkel’in Türkiye’de Erdoğan’ı ziyaretinde de görebiliriz.

Seçimlerden hemen önce giderek desteğini sunmuş ve mültecilere karşı mücadele konusunda anlaşmıştı. Alman emperyalizmi, kendi ülkesini kaosa sürükleyen ve kan döken birini güvenilir müttefik olarak görüyor, milyarlar veriyor ve işbirliği yapıyor. Diğer taraftan Türkiye de, Alman emperyalizminin emellerine hizmet etmiş oluyor.

Maalesef Alman devrimcileri 1919, 1933 ve daha sonra 1945 yıllarından yeteri kadar doğru sonuçlar çıkaramadı. 1945’le ilgili olarak, Almanya’nın bir bölümünde sosyalizm kurulmuştu ancak diğer yanında yine kapital iktidara gelmişti ve sosyalizmi yıkmak için her türlü çabayı harcıyordu ve devrimcilerin komünistlerin güçlenmemesi için çalışıyordu. Ancak sol bundan öğrenememiş ve eski birçok hatayı tekrarlamaya devam ediyordu. Sermayeye karşı birlikte hareket etmek, geniş mücadele cepheleri kurmak yerine, herkes kendi başına çalışma yürütüyor, birbirlerine karşı mücadele ediyordu. Böylece bölünüyor ve güçsüzleşiyorlardı. Biz bugün de bu durumun değişmesi için mücadele ediyoruz. Karl ve Rosa bugün yaşasalardı, savaşa karşı aktif çalışırlar, devrimcilerin ve halkın geniş birliğini kurmak için mücadele ederlerdi.

YENİLGİLERDEN DERS ÇIKARMAK

Almanya’da devrimcilerin ve işçi sınıfı hareketinin yeniden yeniden yenilgiye uğramalarının şüphesiz bir çok nedenleri var.

Bu 1918’de Komünist Parti’nin, devrimden sonra kurulmasıyla başlıyor. Bu çok geçti ve açıkça devrimcilerin bir hatasıydı… Etkili bir mücadeleyi sürdürecek güçlü bir Komünist Partisi’nden yoksun kaldılar. Rusya’da devrimden önce böyle devrimci bir parti vardı ve başarılı oldu. Almanya’da devrim Kasım başında oldu, Komünist Partisi 1918 Aralık sonunda kuruldu ancak Sosyal demokratlar devrimi tersine çevirmiş ve iktidarı ele geçirmişlerdi.

1945 veya 1933’den de bahsedebiliriz. 1933’de zayıflıklar vardı. İşçi sınıfı hareketi içinde birlik yoktu derin bölünmeler vardı ve sermaye bunu kullanabildi. 1945’de ise çok sayıda önde gelen komünist toplama kamplarında katledilmişti. KPD içinde de oportünist eğilimler vardı. Doğu ve Batı Almanya işçi sınıflarının birliği için, antifaşist bir Almanya için yeterli mücadele verilmedi. Böylelikle sermaye kazandı ve komünistleri baskı altına aldı. KPD’yi yasakladı. Devrimcileri ve sosyalistleri bölerek zayıflatmayı başardı. Bunların etkileri bugüne kadar devam etti.

SPD VE KPD TOPLAMA KAMPLARINDA BULUŞABİLDİ!

Elbette SPD 1914’de emperyalist savaşı destekleyerek, bir sermaye partisine dönüştü. Bu güne kadar da böyle kaldı. KPD, Weimar Cumhuriyeti döneminde Hitler iktidara gelmeden geniş bir birlik için yoğun çaba gösterdi. İşçi sınıfının faşizme karşı ortak mücadelesi için uğraştı. SPD yönetimine de antifaşist bir cephe kurulması için çağrı yaptı. SPD yönetimi bu çağrıyı sürekli geri çevirdi. Prensip olarak komünistlerle her türlü birliği reddettiler.

Bu tutum Hitler iktidara geldikten sonra da devam etti. Örneğin KPD genel grev çağrısı yaptı. Ancak SPD ve onun etkisindeki sendikalar bu çağrıyı reddettiler.

O zaman bile birlikte mücadele ile Hitler düşürülebilirdi ve iktidardan uzaklaştırmak için hala bir şans vardı. Dimitrof’un daha sonra ele alıp eleştirdiği ve KPD’nin de özeleştiri verdiği gibi, maalesef komünistler de cephe oluşturma konusunda yanlışlar yaptılar. Örneğin SPD’nin tümünü sosyal faşist olarak değerlendirilmesi gibi. Böylelikle SPD üyeleri de hedefe alınmış ve bir cephenin kurulması önünde engel olmuştu.

Daha sonra toplama kamplarında SPD ve KPD birlikte çalışmayı benimsemişlerdi ancak artık çok geç kalınmıştı.

BÖLÜNMÜŞLÜĞE KARŞI MÜCADELE BUGÜN DE ÖNEMLİ

Faşizme karşı yenilgilerin acı tecrübelerinden günümüzde de öğrenilecek ve sonuçlar çıkarılacak çok şey var.

En önemlisi, devrimciler tüm imkanları kullanarak en geniş kesimleri, işçi sınıfını tüm halkı içine alacak birlikleri oluşturmak için mücadele etmelidirler.

Her türlü milli, dini ve sosyal bölünme sınıf hareketini zayıflatır. Eğer egemenler birbirimize karşı kışkırtmayı, milliyetçi ve dini düşmanlıkları körüklemeyi başarırsa, o zaman işi kolaylaşır. Böylece, halk arasındaki ayrılıkları kendi çıkarları doğrultusunda kullanır. Birbirimizin kafasını ezme durumuna gelirsek, işleri kolaylaşır.

Günümüz Almanya’sında ırkçı kışkırtmalar ve savaş politikalarına karşı acil bir şekilde en geniş birlikler sağlanmak zorundadır. Bunun Türkiye’de de önemli olduğunu düşünüyorum. Egemenler halkı birbirine karşı kışkırtıyorlar. Türkler Kürtlere karşı… Aslında kardeş olanlar, ortak talepleri olan, birlikte yaşamak isteyen, kanlı bir çatışmaya kışkırtılıyorlar.

Ekmek, iş, özgürlük, barış istiyorlar aslında. İhtiyaçları aslında budur. Birbirine karşı savaşmak ve ülkeyi bir kaosa sürüklemek değildir. Ama böyle bir politika izlenirse, ülke bir afete sürüklenir.

Şu an Türk Hükümetinin yaptığı gibi, gerek içeride, gerekse ülke dışarıda başka ülkelerin işine karışır savaş kışkırtıcılığı yapılırsa, bunun bedelini halk kanla, yoksullukla ve sefaletle öder. Bu nedenle bu birlik önemlidir. Bizim için de bu parola geçerlidir.