İngiltere’de doktorlar sağlığı kurtarmak için harekete geçti

Arif BEKTAŞ
Londra

İngiltere’de hükümetle görüşmelerinin sonuçsuz kalmasının ardından, 12 Ocak’ta 24 saat greve çıkan doktorlar, sağlık alanına yapılan saldırılara karşı yeni grevlerle karşılık verecek. 100 ayrı noktada gösteriler düzenlendi. 170 bin üyesi olan İngiltere Tabipler Birliği (BMA), mahalle doktorları ve uzmanlık alanı olmayan doktorların dışında kalan 52 bin üyesini kapsayan greve yüzde 98 katılım olurken, hükümet doktorları suçlamaya devam etti.
Sağlık Bakanı Jeremy Hunt, başarılı grev karşısında, “Doktorlar hastaların hayatını tehlikeye atıyor” diyerek suçlamada bulunurken, doktorlar da, asıl sağlık servisini ve hastaları tehlikeye atan hükümettir” diyerek yanıt verdi.
1975 yılından bu yana ilk kez greve giden doktorlar, 26 Ocak’ta iki günlük yeni bir grev gerçekleştirecek. Bu grevde de doktorlar, acil hastalara müdahale etmeye devam edecekler. Hükümetin geri adım atmaması durumunda ise, 5 Şubat’ta başlayacak ve hiç bir acil serviste de çalışılmayacak bir haftalık bir grev yapılacak.

DOKTORLARIN SABRINI TAŞIRAN NE OLDU?

Çalışma koşullarındaki değişiklikler, saatlerin esnekleştirilmesi, hafta sonlarının çalışma haftasına dahil edilerek mesai ücretinde yüzde 25 kesinti yapılması, çeşitli uygulamalarla özelleştirmenin önünün açılması ve yeni sözleşmelerin dayatılmasına karşı çıkan doktorlar, son çare olan grev kararını uygulamaya koydu. Sağlık Bakanlığı ve doktorların örgütlendiği İngiltere Tabipler Birliği (British Medical Association-BMA) arasında devam eden görüşmelerden bir sonuç çıkmadı.

ÖZELLEŞTİRMENİN DE YOLU AÇILIYOR
1948 yılında kurulan Ulusal Sağlık Servisi (NHS), İngiltere’de özelleşmeyen bir kaç kurumdan biri. Son yıllarda sürekli özelleştirilmesi tartışılıyor. Sağlık çalışanları, sendikalar ve en etkilisi de halkın NHS’in özelleştirilmesine karşı çıkması hükümetlere geri adım attırdı. Sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının ağırlaştırılmasıyla birlikte, verilen hizmetin kalitesi düşürülmeye çalışılıyor. En az 12 saat çalıştırılıyor, hafta sonları da çalışıldığı için mesai ücreti alınıyordu. Bu mesai ücretinde kesintiye gidildi. Yeni bir sözleşme dayatılarak, çalışma saatleri uzatılıyor ve mesai ücreti de diğer ücret gibi verilmeye çalışılıyor. Bu yüzden bir çok sağlık çalışanı ve doktor, daha iyi koşulları olan ABD, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada gibi İngilizce konuşulan ülkelerde çalışmaya gitti.
Geçtiğimiz ay yapılan yüzde 11 oranındaki zamma rağmen, doktorların ücreti hâlâ yetersiz. Yer yer günde 14 saat çalışan doktorlar, mezuniyetten sonra ilk işbaşı yaptıklarında yıllık 23 bin Sterlinle başlıyor. Örneğin; öğretmenler 21 binle işe başlıyor, demir yolu işçisi 27 binle başlıyor. Ücretin düşük olması, çalışma saatlerinin uzun olması, koşulların giderek ağırlaşması doktorların “sağlıklı” bir sağlık hizmeti vermesinin önüne engel oluyor. Bir çok doktorun ülkeyi terk etmesi de söz konusu olunca hükümet, “Bu durumdan çıkışın tek yolu özelleştirme” demeye başladı.


HASTALARDAN DESTEK
Özellikle eski Başbakan Thatcher döneminde yapılan özelleştirmenin sonuçlarını gören halk, sağlık servisinin özelleştirilmesine tepki gösteriyor ve müsaade etmeyeceğini belirtiyor. Ücret sorunu olarak gündemde yükselmeye devam eden bu sorun, sağlık sisteminin emekçilerden yana değil de kâr için yeniden düzenleme hamlesinden, kemer sıkma politikalarının sağlık alanında bir görünümünden başka bir şey değil. Asistan doktorların ücret sorunu olarak gündemde yükselmeye devam eden bu sorun, sağlık sisteminin emekçilerden yana değil de kâr için yeniden düzenleme hamlesinden, kemer sıkma politikalarının sağlık alanında bir görünümünden başka bir şey değil. Hükümet ve sermaye gruplarının dışında özelleştirmeden bahseden yokken, sağlık çalışanları ve doktorlar, grev alanlarında gerçekleri hastalarla ve halkla paylaşıyor.