Türkiye’ye silah göndermeye son verilsin

Almanya’da koalisyon ortağı partilerin Federal Meclis gruplarından öğrendiğimize göre, Federal Hükümet Türkiye’ye Federal Ordu birlikleri, askeri teçhizat ve silah göndermeye devam etmek istiyor.

Peki Türkiye nasıl bir ülkedir ve nasıl bir süreçten geçiyor? Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürtlere karşı bir savaş sürdürdüğü ülkedir. Bizzat Federal Dışişleri Bakanlığı tarafından Meclis Dışişleri Komisyonu’nda 200’ü aşkın sivilin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünün altı çizilmiştir.

Türkiye, Erdoğan’ın Türkiye üniversitelerinde ders veren 1128 akademisyeni işten atmakla ve cezai kovuşturmaya tabi tutmakla tehdit ettiği ülkedir. Peki bunun gerekçesi neydi? Çünkü adı geçen akademisyenler, özellikle Türkiye’nin doğusunda barış talebiyle ve gerginliğin azaltılması için bir çağrı girişiminde bulunmuşlardı.

Türkiye, Suriye’deki terör örgütü “İslam Devleti”ne yeni savaşçılar ve silah ikmali yapılması için sınırlarını açık tutan ülkedir.

İçişleri Bakanı de Maizière’nin ileri sürdüğü gibi IŞİD’in Türkiye ile sınırı 1000 kilometre değildir. Aksine, 100 kilometre uzunluğundaki bir sınırdan söz ediyoruz. Ve siz bizi, NATO’nun 900 bin asker gücüne sahip ikinci büyük ordusunun, 100 kilometre uzunluğundaki bir sınırı kapatamadığına mı inandırmak istiyorsunuz? Hepinize, burada bulunan herkese, birlikte bölgeye gitmeyi öneriyorum. Sınırın ne kadar kısa olduğunu ve IŞİD’e giden ikmalleri durdurmanın gerçekten istenilmesi durumunda bu sınırı kapatmanın ne kadar kolay olduğunu size gösterebilirim.

Türkiye, “İslam Devleti”nin deyim yerindeyse düpedüz yetiştirildiği ülkedir. Türkiye, Federal Haberalma Teşkilatı’nın Suriye’deki İslamist terör çetelerine silah gönderdiğini rapor ettiği ülkedir. Türkiye, Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın, Türk Hükümeti’nin Suriye’deki İslamist terör milislerine silah gönderilmesine bulaştığını kanıtlayan belgeler yayınladığı için yaklaşık iki aydır cezaevinde tutulduğu ülkedir. Türkiye, Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ni ve uluslararası hukuku ihlal ederek, Suriyeli sığınmacıları iç savaşın devam ettiği bu ülkeye sınır dışı eden ve bunun karşılığında AB tarafından 3 milyar Euro’luk yardımla ödüllendirilen ülkedir.

Peki Federal Hükümet bu durumdan hangi sonuçları çıkarıyor? Bu durumdan hiçbir sonuç çıkarmıyor. Erdoğan’ın Türkiye’sine Alman silahlarının gönderilmesine devam edilmesini her kim istiyorsa, o sadece Erdoğan’ın bu silahlarla Kürtlere karşı savaş sürdürmesinin siyasi sorumluluğunu taşımamaktadır. İnancım odur ki; bunu isteyen herkes, kişisel bir sorumluluk da taşımaktadır. Türkiye’nin doğusunda sivil halka karşı işlenen suçların sorumluluğunda kişisel olarak da pay sahibidir.

Bunu isteyenler de, Türkiye’de Kürtlere karşı birlikte namlu doğrultmuş olmaktadır. Bu nedenle Sol Parti Grubu üyeleri olarak bizim talebimiz açıktır: Türkiye’ye silah gönderilmesini durdurun! Terör hamisi Erdoğan’a bir tek sent ve tek bir silah gönderilmesin!

Federal Hükümet, terör devleti Suudi Arabistan’a da silah göndermeye devam etmek istiyor. Peki oradaki durum nedir? Kitlesel idamlar, hatta tıpkı “İslam Devleti”nin yaptığı gibi insanların kitlesel olarak kıyılması demek daha doğru olacaktır, Yemen’e karşı bir saldırı savaşı, İslamist terörün bütün dünyaya ihracı ve Federal Haberalma Teşkilatı’nın belirttiği gibi bütün bölgenin istikrarsızlaştırılması. Evet, sadece birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse oradaki durum budur.

Peki siz ne yapıyorsunuz? Siz bugüne kadar gittiğiniz yoldan şaşmıyorsunuz ve Suudi Arabistan’daki bu kanlı diktatörlüğe silah gönderiyorsunuz.

Kısa bir süre önce Sayın Frank-Walter Steinmeier ile katıldığım seyahat sırasında Şiilerin ruhani lideri Nimr el-Nimr ve onun aynı şekilde mahkum edilmiş 20 yaşındaki yeğeni Ali el-Nimr ile görüşme organize etmeye çalıştığımda, Federal Dışişleri Bakanlığı bu randevuyu yasakladı. Peki bu yasağı nasıl gerekçelendirdiğini biliyor musunuz? Dediler ki; eğer muhalefet mensubu bir kadın milletvekili, insan hakları politikaları gereği bu mahkumlarla görüşmenin gerekli olduğunu düşünürse, bu monarşist diktatörlüğün kralı olan kasap Salman’ın keyfi kaçabilirmiş. Suudi Arabistan, bir terör devletine karşı gösterilen bu yaklaşımı tahammül edilemez buluyorum. Bu durum, her türlü değer yargısı bağlamında pusulayı şaşırmanın ötesinde, kaybettiğinizi gösteriyor.

Dış politikanızda artık koordinatlarınızı kaybetmiş durumdasınız. Sol Parti Grubu olarak bu yüzden, geri dönmenizi talep ediyoruz. Geri dönün! Dış politika; hümanizmayı, adaleti ve insan haklarına uyulmasını gözetmelidir. Bu yüzden diyoruz ki; silah ihracını durdurun! Türkiye’ye ve Suudi Arabistan’a silah göndermeye son verin! Bunu yaptığınızda kesinlikle halkın çoğunluğu size destek verecektir. Bu terör hamilerine destek sunmaya bir son verin!

Sevim Dağdelen *

Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili, Federal Meclis’te yapılan Türkiye konulu toplantıdaki konuşması