Barış, dayanışma ve eşit haklar

35 yıldır Almanya’da Türkiye kökenli göçmenlerle Almanya’da yaşayan bütün uluslardan emekçilerin birlikte yaşam ve ortak mücadelesini savunan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), 19. Genel Kongresi’ni 22-24 Ocak tarihlerinde Köln’de topladı. Dünya, Almanya ve Türkiye’deki gelişmelerin değerlendirildiği kongrede, önümüzdeki dönem barış, dayanışma ve eşit haklar için mücadelenin büyütülmesi çağrısı yapıldı.

Almanya’da 35 yıldan beri çalışmalarını sürdüren Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) 19. Genel Kongresi geçtiğimiz 22-24 Ocak tarihlerinde, “Barış, dayanışma ve eşit haklar için birlikteyiz.” sloganıyla Köln’de yapıldı.

Almanya’nın 35 bölgesinde 140 delegenin katıldığı kongrede saygı duruşu ve divanın seçilmesinden sonra açılış konuşmasını yapan Genel Başkan Zeynep Sefariye Ekşi, geride bıraktığımız iki yıl içinde dünya, Almanya ve Türkiye’de pek çok gelişmenin yaşandığını belirterek, “Bu gelişmelerin başında elbette büyüyen bir savaş tehlikesi yer almaktadır. Emperyalist devletler arasındaki paylaşım mücadelesi başta Ortadoğu olmak üzere bazı ülkeler üzerinde giderek sertleşiyor. Yaşadığımız Almanya da bölgedeki paylaşımda yer almak için Türkiye üzerinden askeri yığınak yapıyor. Bu nedenle son aylarda Türkiye ile Almanya arasındaki yakınlaşma sadece sığınmacılar politikasından kaynaklanmıyor. Biz DİDF olarak her türden savaş politikalarını reddediyoruz. Almanya’nın Türkiye’de verdiği askeri, siyasi ve ekonomik desteğin durdurulmasını talep ediyoruz. Kürt kalkına karşı Türk devletinin sürdürdüğü barbarca savaş devam ederken Almanya’nın Türkiye’ye silah satışını acil olarak durdurması çağrısı yapıyoruz” dedi.

Almanya’da göçmenlere ve işçi-emekçilere yönelik saldırıları da değerlendiren Ekşi, yaz aylarında Almanya genelinde milyonlarca insanın gelen sığınmacılarla çok anlamlı bir dayanışma gösterdiğine, ancak gelinen aşamada sermaye partileri ve basını tarafından bu havanın dağıtılmaya çalışılarak sığınmacılara karşı önyargıların körüklendiğine dikkat çekti. Ekşi, önümüzdeki dönemde genel olarak işçi ve emekçiler arasında, özel olarak yerli ve göçmenler arasında birlikte yaşamı, dayanışmayı güçlendirmek için çalışmaları yoğunlaştıracaklarını dile getirdi.

Aynı zamanda DİDF üyesi olan Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili Sevim Dağdelen de kongreye katılarak bir konuşma yaptı. Dağdelen, Almanya’nın dünyada daha militarist bir politika izlemeye başladığına dikkat çekerek, önümüzdeki dönem barış mücadelesinin yükseltilmesi için DİDF’e büyük sorumluluklar düştüğünü söyledi.

IRKÇILIĞA VE AYRIMCILIĞA KARŞI EŞİT HAKLAR MÜCADELESİ

Kongrede daha sonra ırkçılık ve sığınmacılar, Türkiye’deki demokrasi mücadelesiyle dayanışma, Türkiye’deki politikaların göçmenler üzerindeki etkileri, Almanya’da emek mücadelesi ve sendikalar, gençlik çalışması ve son iki yılın çalışmalarını içeren sunumlar yapıldı ve delegelerin katılımıyla tartışmalar yürütüldü.

Son aylarda izlenen politikaların ırkçı akımları güçlendirdiğine dikkat çekilen kongrede, önümüzdeki dönem bu konuda yerli antifaşist güçlerle birlikte faşistlere karşı mücadelenin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

Delegeler tarafından yapılan değerlendirmelerde son iki yıl içinde pek çok alanda olumlu adımların atıldığına dikkat çekilerek, özellikle Almanya’daki mücadeleci güçlerle birleşme, hem Türkiye hem Almanya’daki gelişmeler konusunda bu kesimlerle güçlü bağların kurulması ve hızlı hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Yapılan değerlendirmelerde AKP Hükümeti’nin izlediği politikaların Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenler üzerinde de etkili olduğuna işaret edilerek bu konuda daha etkili ve hassas çalışmaların yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

Kongrede genel seçimlerin yapılacağı 2017’de ırkçılığa, ayrımcılığa karşı eşit haklar talebiyle özel bir çalışma yürütülmesi, kampanya açılması kararlaştırıldı.

21 KİŞİLİK YÖNETİM KURULU SEÇİLDİ

Sunulan raporlar üzerinden yapılan değerlendirmelerin ardından pazar günü yeni yönetim ve denetleme kurulu için seçimler yapıldı. Kongrede, daha önce 19 olan yönetim kurulu üyesi sayısı 21’e çıkarıldı. Ardından yapılan seçimlerde 19 asil 2 yedek üyenin olduğu 21 kişilik yönetim kurulu seçildi. Kısa bir süre içinde toplanması beklenen yeni DİDF Yönetim Kurulu, genel başkan ve yürütme kurulunu seçecek.

Kongrenin kapanışında yeni yönetim kurulu adına söz alan Zeynep Sefariye Ekşi, üç günlük yoğun tartışmaların ardından önemli sonuçlar çıkardıklarını belirterek, bütün delegelere, bölge kongrelerine katılan üyelere ve daha önce yönetimde yer alanlara teşekkür etti. (YH)

 


Mücadelede birlikteyiz

DİDF Genel Kongresi’nin 35. kuruluş yıl dönümüne denk gelmesi nedeniyle 22 Ocak Cuma akşamı bir buluşma gerçekleştirildi. Yönetim kurulu üyeleri Yusuf As ve Bahar Güngör’ün moderatörlüğünü yaptığı, kısa bir dia gösterisiyle başlayan buluşmada DİDF Yürütme Kurulu üyesi Düzgün Altun örgütün hedefleri ve amaçlarını anlatan bir konuşma yaptı. Dünya, Almanya ve Türkiye’deki gelişmeleri değerlendiren Altun, içinde geçtiğimiz dönemde savaşların ve adaletsizliğin büyüdüğüne dikkat çekerek, bu konuda birleşik bir mücadeleye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. “DİDF olarak bu konuda üzerimize düşeni yapmaya hazırız. 35 yıllık mücadelemizde her zaman farklı inançlardan ve uluslardan işçilerin ve emekçilerin birliğini savunduk. Bizleri birleştiren alınterimizdir” dedi.

Türkiye’de Kürt halkı ve demokrasi güçlerine karşı devlet tarafından yoğun saldırılar yapıldığını belirten Altun, geçtiğimiz iki yıl içinde bu konuda önemli çalışmalar yaptıklarını, önümüzdeki dönem de bu çalışmaları genişleterek devam ettirmek istediklerini belirterek, buluşmaya katılan ya da katılamayan örgüt, kurum ve kişilerle Almanya ve Türkiye’deki gelişmeler konusunda daha fazla işbirliği yapmak istediklerini vurguladı.

Açılış konuşmasından sonra kongrenin sloganı olan “Barış, dayanışma ve eşit haklar” kapsamında üç küçük forum yapıldı. Barış konusunda Sol Parti Genel Başkan Yardımcısı Tobias Plüger, DKP Genel Başkanı Patrik Köbele ve ILANA temsilcisi söz aldı. “Dayanışma” konusunda DGB Ruhr-Markt Bölge Başkanı Joachen Marquart, Sevim Dağdelen, Inge Höger ve ATTAC temsilcisi söz aldı. “Eşit haklar” başlığı altında ise Prof. Hans-Dietrich Bukow, Dr. Werner Rügemer ve VVN/BdA temsilcisi Peter Trinogger söz aldı.

Erdal Eren’in idamına karşı 1980’de kurulan uluslararası komitenin sözcülerinden dönemin SPD milletvekili Klaus Tüssing de yaptığı konuşmada, DİDF hakkındaki duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Bu forumlarda söz alan konuklar konuyla ilgili misafirlerle görüşlerini paylaştılar ve DİDF’in Almanya’daki sosyal hareketin önemli bir parçası olduğuna dikkat çektiler.

Buluşmaya Sol Parti Federal Parlamento milletvekilleri Sevim Dağdelen, Inge Höger, Matthias W. Birkwald, Diether Dehm, Sol Parti Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Eşbaşkanı Özlem Alev Demirel, Yeşiller Partisi NRW Milletvekili Arif Ünal, Dr. Hıdır Çelik, ATTAC, Almanya Barış Konseyi, ILANA, Prof. Hans-Dietrich Bukow, Dr. Werner Rügemer, Erdal Eren’in idam edilmesine 1980’de kurulan Kurtarma Komitesi’nde yer alan SPD eski Milletvekili Klaus Tüssing, Alman Sendikalar Birliği (DGB) Ruhr Bölge Başkanı Jochen Marquart, IG Bau Köln Başkanı Hans-Peter Eschweiler, Ford İşyeri İşçi Temsilciliği, Sanatçı Mikail Aslan, DKP Genel Başkanı Patrik Köbele, Gazeteci-Yazar Metin Gür, Yazar Şakir Bilgin başta olmak üzere 50’ye yakın kişi katıldı.

Sol Parti Eşbaşkanı Berd Riexinger, Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, Sol Parti Meclis Grubu Eşbaşkanı Sahra Wagenknecht, IG Metall Köln Başkanı Wittich Rossmann başta olmak üzere pek çok davetli de gönderdikleri mesajda DİDF’e başarılar dilediler. (YH)


GÖRÜŞLER… GÖRÜŞLER…

Diether Dehm (Sol Parti Milletvekili-Sanatçı): Türkiye’deki gelişmeler konusunda kendimi ne yapacağını bilemez durumda hissediyorum. Hiçbir zaman başka insanların kollarıyla ağırlık kaldırmaya kalkışılmamalı. Bu nedenle alçak gönüllü bir katkıda bulunabiliriz. Vietnam savaşında olduğu gibi insanların sadece kurban değil, direnişçi olduklarını, büyük bir direniş gösterdiklerini ama aynı zamanda yalnızca direnişçi değil acı çeken de olduklarını göstermeliyiz. Eğer bu diyalektik bağlantıyı kurarsak ve insanların orada mücadele ettiklerini ortaya koyarsak, bu, büyük ülkelerin metropollerinde yaşayan insanlara da cesaret ve umut verir.

Dr. Werner Rügemer: Türkiye’deki akademisyenlerin korkunç baskı altında olmalarına rağmen ve çok büyük bir katılımla açıklama yapmalarına hayranlık duyuyorum. Uluslararası düzeyde ve Almanya’da çok sayıda akademisyenin de bu çağrıya katılmasını diliyorum. Burada yaygınlaştırılması için elimden geleni yapacağım.

Joachen Marquard (DGB Ruhr-Markt Şube Başkanı): DİDF’i uzun yıllardan beri tanıyorum. 35. Yıl kutlamasında bulunmaktan sevinç duyuyorum. Böylece Almanya’da her zaman adalet, eşitlik ve barış mücadelesinden yana olan bir göçmen çalışmasını da belgeselleştirmiş oluyoruz. Göçmenlerle birlikte sürdürdüğümüz sendikal çalışma yanında göçmenlerin kendileri ve toplum içindeki diğer göçmenler için mücadele etmesini önemli buluyorum.

Inger Höger (Sol Parti Milletvekili): DİDF 35 yıldan beri mücadele eden bir örgüt. Eşit haklar için ırkçılığa karşı mücadele ediyor. Hep gözümün önüne üzerinde birlikte güçlüyüz veya arkadaşıma dokunma yazan sarı resim geliyor. Bu şekilde ortak mücadelemizi sürdürmeliyiz.

Keup Caddesi Her Yerde İnisiyatifi Sözcüsü Peter Bach: Keupstarsse’de 70 bin kişinin katıldığı şenlikte DİDF’le birlikte stand açtık. Bu ziyaretçilere yönelik bir sinyaldi. Bizim ve DİDF’in hedeflerinin aynı olduğunu gösteriyordu. Bugün yine Keupstrasse’de “DİDF’in 35. Yıl buluşmasına gidiyorum” dedim. “DİDF’i ne zamandan beri tanıyorsun” dediler. “35 yıldır” dedim. Eminim buradan gittiğimde “Nasıldı DİDF buluşması?” diye soracaklar. Biz ortak bir politik tarihte ilerledik, Türk ve Alman örgütlerinin birbirine çok benzediklerini fark ettim. İyi ve kötü yanlarımızla… Benzerliklerimiz çok olmasına rağmen tabi ki Türkiye’de mücadele etmek buraya göre çok zordu. Türkiye’de mücadele edenlere duyduğum büyük saygıyla söylüyorum bunu. Verdikleri kurbanlar da burasıyla karşılaştırılamaz. Hala birlikte sokakta olmamız, mücadele etmemiz, bağlantımızın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Sevim Dağdelen (Federal Parlamento Milletvekili): 10 yıldır Sol Parti için federal mecliste bulunsam da DİDF ile sıkı bağlarım devam ediyor. Örgütün bir üyesi olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. Önümüzdeki dönem barış, sosyal adalet ve ırkçılığa karşı daha güçlü çalışma yürütmemiz gerekiyor. Ne yazık ki, 35 yıl geçmesine rağmen önümüzdeki dönemde de DİDF gibi bir örgütün Almanya’da olması gerekiyor. Çünkü toplumsal bir ihtiyaç var. Bunu özellikle sığınmacılar üzerinde süren tartışmalarda görüyoruz. Irkçı-faşist propagandalara karşı geniş bir aydınlatma çalışması yapılması ve ittifakların kurulması gerekiyor. DİDF’in de tabii ki bu ittifak içinde olması gerekiyor.

Arif Ünal (Yeşiller Partisi Milletvekili): DİDF hem politik bir çizgisi olan hem de yaşadığımız ülkede demokratik haklar, dayanışma ve barış için ve ırkçılığa karşı aktif mücadele eden çok ender örgütlerden birisi. Ne yazık ki bizim 80’li-90’lı yıllardan tanıdığımız demokrat işçi kökenli örgütlerimiz hemen hemen hiç kalmadı. Bugün Almanya’ya baktığımızda bizim göçmen kökenli örgütler ya etnik ya dini temelde örgütleniyor ya da hemşerilik bazında bir araya geliyorlar. Bunların hemen hemen hepsi Almanya’daki aktüel gelişmeler konusunda aktif tavır alan örgütler değildir. Eğer biz bu ülkedeki olaylara ilgisiz kalırsak, ırkçılığa karşı mücadeleye aktif katılmazsak, sömürüye karşı mücadeleye aktif katılmazsak bu ülkenin insanları da bizimle dayanışma içinde bulunmaz. Bu konuda en iyi tavır alan örgütlerin başında DİDF geliyor. Dini örgütlerin zaten böyle bir sorunu yok. Halbuki en fazla onların aktif olması gerekiyor. 35. Yılında DİDF’i yaptığı güzel çalışmalardan ötürü kutluyorum.

Mikail Aslan (Sanatçı): Yaklaşık 10 yıldan beridir DİDF’in düzenlediği etkinliklere katılıyorum. Kültürel olarak pek çok ortak projeler yaptık. İki yıl önce de DİDF delegasyonuyla birlikte Kobane için toplanan yardımları yerine ulaştırmak için Suruç’a gittim. Benim için çok önemli, söylenmesi gereken bir durum. DİDF’in Alman kurum kuruluşlarla yakın ilişki içinde olduğunu biliyordum. Bugün da burada hepsini gördüm. Bu çok önemli bir durum. Elimden geldiğince DİDF’i destekliyorum. Türkiye’de halklara bakışı ve taşıdığı felsefe benim açımdan çok sempatiyle karşıladığım bir durum. Çalışmalarında başarılar diliyorum.