İngiltere’de sendikalara yeni bir saldırı daha

Muhafazakar Parti tarafından parlamentoya sunulan ve 10 Kasım’da Avam Kamarası tarafından onaylanan “anti-sendika” yasası, 11 Ocak günü de Lordlar Kamarası’nda görüşülmeye başlandı. 29 Şubat’a kadar yapılacak tartışmaların sonrasında yasanın oylamaya sunulması bekleniyor. Yasa, sendikal haklar ve işçi haklarına yönelik saldırıların son aşaması olarak görülüyor. Bu yasalarla birlikte, neredeyse grev yapmak mümkün olmayacak.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sajid Javid tarafından 10 Kasım 2015 tarihinde sunulan yasa önerisi ile, sendikaların grev yapmasının önüne geçilmeye çalışılıyor. Bakan Javid, yasayı anlatırken şöyle gerekçelendiriyordu: Bu yasa sendikalara bir saldırı değil, işçi haklarına ve güvenliğine de bir saldırı değil. Sadece, yenileme ve modernize etmek için uzun süredir yapılan çalışmaların sonlandırılmasıdır. Yani Bakan,”Thacther zamanında başlayan ve sendikaların örgütlenmesinin önüne engel olan yasaların sonuçlandırılmasıdır” demek istiyor. Sendikalar ise, son 30 yılın en ağır saldırısı olarak açıklıyor.

KİM HALKA HİZMETİ ENGELLİYOR?

Hükümet, özellikle sağlık, güvenlik ve ulaşım alanlarında, grevlerin halkın hizmetlerini engellediğini ileri sürüyor. Demiryollarında yapılan grevlerin, “ulaşımı ve dolayısıyla halkın yaşamını zorlaştırdığını” gerekçe olarak öne sürüyor. 40 yıl aradan sonra geçtiğimiz ay ilk grevlerini yapan ve bu ay içinde iki ayrı grev daha gerçekleştirecek olan doktorların, “halkın sağlığını tehlikeye attığını” iddia ediyor. Öğretmenler grevinde, “çocukların eğitiminin gerilediğini” öne sürüyor. Bunlar hükümetin öne sürdüğü ve grev yapılamayacak kadar grev koşullarını zorlaştırmanın sebepleri.

Asıl, hükümetin uygulamaları sonucunda greve gitmek zorunda kalan işçilerin çalışma koşulları ve hükümetin dayatmaları halkın hizmetlerini engellediğini gözlerden gizlemek için oldukça iki yüzlü gerekçe ve açıklamalarla yoğun propaganda eşliğinde gerekçe ve iddialarını güçlendirmeye çalışıyorlar. Doktorlara, hafta sonu da dahil günde 12 saat çalışması dayatılıyor. İki saat çalışan doktorların sağlıklı bir sağlık hizmeti sunması mümkün mü? Bu doktorların grev sebebi. Daha sağlıklı koşullarda çalışan doktorların daha iyi bir sağlık hizmeti vermesi gün gibi ortadadır. Öğretmenler, okullarda çalıştıkları yetmiyormuş gibi artık eve de iş getirmek zorunda kalıyorlar ve buna rağmen işlerini yetiştiremiyorlar. Bu öğretmenin faydalı olma şansı ne?

Bu yeni yasayla birlikte, bir iş kolunda yapılan grev oylamasına, işçilerin en az yüzde 50’isi katılacak. Oylama sonucunun da, tüm sendika üyelerinin en az yüzde 40 olması gerekecek. Yani oylamaya katılan değil, o iş kolundaki tüm işçilerin yüzde 40’ının oyu gerekecek. Daha önceki grev oylamalarında, yer yer sadece yüzde 30 katılım oluyordu ve bu katılımın yüzde 50’yi geçmesi durumunda grev kararı alınıyordu. Bu grev kararı ve tarihi en az 7 gün önce patrona bildiriliyordu ve yeni öneriyle en az 14 güne çıkması gerekecek. Bu 14 gün içinde patron hazırlıklarını da yapmış olacak. Daha önce, dışarıdan işçi getirerek grevi etkisiz hale getiremeyen patronlara bu yasayla birlikte acentelerden işçi alma hakkı da tanıyor. Kısacası, grev kararı alabilmek zorlaşıyor ve alınmış olsa bile, patron bundan fazla etkilenmeyecek. Acentelerden temin ettiği işçilerle işine devam edecek.

MÜCADELECİ SENDİKALAR ETKİLİ EYLEMLER İSTİYOR

İngiltere’nin en mücadeleci sendikaları (RMT, UNITE, NUT, PCS) tarafından kurulan Sendika Koordine Grubu, anti sendikal yasaların çıkarılmasını Thatcher’ın bıraktığı yerden devam ettirmeye çalışan Muhafazakar Parti’nin parlamentoya sunduğu tasarıyı kabul etmeyeceklerini açıkladılar. Koordine Grubu’nun kurulmasının en temel sebeplerinden biri olan, bu yeni yasaya karşı etkili eylemlerin örgütlenmesi gerektiğini belirten sendikalar, İngiltere Sendikalar Konfederasyonu’nun (TUC), pasif toplantılar düzenlemekten vazgeçip, büyük işçi haklarına saldırıyı geri püskürtecek etkili eylemler yapmasını istiyor. Sendika Koordine Grubu içerisindeki sendikalar hükümete, hiç bir yasanın mücadeleyi engellemeye yetmeyeceği uyarısında bulunuyor.

Avam Kamarası’ndan onaylanarak Lordlar Kamarası’na gönderilen yasa tasarısı grev kararı alınmasını ve uygulanmasını zorlaştırıyor. Tasarının içerdiği şartlar arasında öne çıkanlardan bazıları şunlar;

  • Greve çıkan işçilerin yerine acente işçilerinin kullanılabilmesi.
  • Grev kararının işverene bildirim süresinin 7 günden 14 güne çıkartılması.
  • Grev gözcüsünün kimlik ve iletişim bilgilerinin polise iletilmesi.
  • Grev oylamasına katılım oranın yüzde 50’den aşağı olmaması.
  • İtfaiye, sağlık, eğitim, ulaşım, sınır kontrolleri gibi ‘önemli kamu hizmetleri’nde grev kararının üyelerin en az yüzde 80’nin onayı ile alınması.
  • Sendikaların denetlenmesinden sorumlu kurumun yetkilerinin, üyelerin bilgilerinin kopyalanması da dahil artırılması.
  • Denetleme kurumunun ceza yetkisinin £20 bin Sterlin’e kadar çıkartılması ve giderlerinin karşılanması sorumluluğunun sendikalara yüklenmesi.
  • Kamu sektöründe çalışan sendika temsilcilerinin sendikal faaliyetleri için kullandıkları, zaman, araç ve tesisler ile sendikal faaliyetlerini rapor etmeleri.
  • Kamu çalışanlarının sendika aidatlarının doğrudan maaşlarından kesilmesine son verilmesi.
  • Hükümete, kamuda çalışan sendikacıların, sendikal faaliyetleri için harcadıkları zamanı sınırlama yetkisi verilmesi.

ARİF BEKTAŞ

 

Ayrımcı ve yıkıcı yasaya karşı mücadele

Mick CASH, RMT Genel Sekreteri

Özellikle RMT’nin yıllardan beri mücadelesini verdiği haklara karşı hükümet neden böyle bir yasa çıkartmak istiyor?

Muhafazakar Hükümet, tasarruf tedbirleri bahanesi ile devleti geriye götürmek istiyor. Sosyal hakları budamak ve sermayeyi vergilerden arındırmak için muhalefeti yok etmeye çalışıyorlar. Bunun için, sendikaların hem üretimden gelen güçlerini kullanmalarını zorlaştırıyorlar hem de politik partileri desteklemesini ve politik kampanyalar yürütmesini engellemeye çalışıyorlar.

Sizce sendikalar bu yasayı engellemek için yeterince çaba gösteriyor mu?

Bu ülkede 6 milyon sendikalı var. Ülkenin en büyük gönüllü örgütleriyiz ve bu nedenle ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiğine ilişkin en fazla söz hakkı bizde. Üyelerimiz her geçen gün sendikalı olmanın önemini daha fazla kavrıyor; ücret, çalışma koşulları, emeklilik ve geleceklerini etkileyen bu saldırılar karşısında öfkeleri her geçen daha da artıyor.

Hükümet ve özellikle de Londra Belediye Başkanı Boris Johnson’ın, RMT’nin grevlerini ve hak alma mücadelesini sürekli olarak gündeme getirerek bu yasaya dayanak yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz örgütlü bulunduğumuz alanda üyelerimizin, ücret ve çalışma koşullarının yeterli ve güvenli olması için çalışıyoruz. Ama politikacılar, tasarruf bahanesi ve yeniden yapılanma planı gibi dayatmalar ile geliyorlar. Örneğin metrolarda hayati önemde olan 800 çalışan işten atılmaya çalışılıyor. Boris Johnson’ın yönetimi zamanında grevlerimizin sayısı ikiye katlandı, çünkü bizimle görüşmeye ve yapıcı önerilerimizi dinlemeye yanaşmıyor.

Sendikalar bu gidişatı nasıl durdurabilir?

Üyelerimizi temsil etme hakkımıza yönelik bu saldırılara, hem üretimden gelen gücümüz hem de politik olarak karşı koymak zorundayız. Mücadele yöntemi olarak her seçeneği değerlendirmekten kaçınmayacağız. Mücadelemiz ve muhalefetimiz devam edecek. Bizim görevimiz bu ayrımcı ve yıkıcı yasaya karşı üyelerimizin mücadele etmesinin yolunu açmak.