İşçi hakları gasp ediliyor

AB üyesi birçok ülkede işçi ve emekçi haklarının gaspı devam ediyor. Kriz döneminde “geçici” olarak rafa kaldırılan bir takım haklar şimdi kalıcı olarak değiştiriliyor. Grev hakkı kısıtlanıyor, TİS kapsamı daraltılıyor, emekçilerin lehine olan yasal düzenlemeler tersine çevriliyor. Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya’da grev hakları değiştirildi – grev yapmak giderek zorlaştırılıyor, birçok ülkede grev kırıcılığına izin veriliyor.

Greve çıkmak olabildiğince zorlaştırıldı. Sermaye ve hükümetlerinin engellerini aşarak grev yapma pozisyonuna gelenler yeni engellerle karşılaşıyorlar; grev gözcülüğü/sözcülüğü yapmak birçok ülkede pratik olarak “suç unsuru” haline getiriliyor, greve çıkan işçiler tazminat ödeme tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyorlar.

İngiltere ve İspanya gibi ülkelerde “vatandaşın sosyal yaşamını etkileyen grevler” zorlaştırıldı. Almanya’da ise bu tür yasa tasarıları değişik sermaye örgütlerinin ve hükümetin küçük ortağı CSU’nun çekmecelerinde duruyor.

 

SINIRSIZ ESNEKLİK

“Esneklik” kavramı özellikle 2008 krizinden bu yana daha genişletildi… Önceleri ‘sadece’ üretimin ihtiyacına bağlı çalışma süreleri olarak değerlendirilen “esneklik” denince şimdi birçok şey gündeme geliyor: TİS’lerin belirli bir süre rafa kaldırılması veya bazı işkollarının değişik bölümlerinde “rekabet gücünü koruma” adına yıllarca Grup TİS’lerinin geçerliliğini yitirmesi… Bütün bunların asıl anlamı ise ücret dampingi!

Yunanistan ve İspanya’da “elverişlilik prensibi” (“Günstigkeitsprinzip“= şimdiye kadar bu prensibe göre sadece işçinin lehine olduğu zaman TİS’lerden farklı bir uygulama yapılıyordu) kaldırıldı. Birçok ülkede artık işyeri sözleşmelerine, branş TİS’leri yerine öncelik tanınıyor. Yunanistan, Macaristan, Portekiz ve Romanya gibi ülkelerde Grup TİS’leri ya sınırlandı ya da bunların “genel geçer” (yani yeterli düzeyde sendikal örgütlenme olmayan şirketlerde de sözleşmenin geçerli olması) ilan edilmesi olanağı kaldırıldı.

 

TİS’LERE BAĞLI İŞÇİLERİN SAYISI AZALIYOR

DGB’ye bağlı “Makroekonomi ve Konjonktür Araştırmaları Enstitüsü” (IMK) tarafından yapılan bir araştırmada 2010 yılında 65 Grup TİS’lerinin geçerli olduğu Yunanistan’da bu sayı dört yıl sonra 14’e geriledi. Veya İspanya’da 2008 yılında 12 milyon emekçi TİS kapsamındayken bu rakam bugün 4,6 milyona gerilemiş bulunuyor. Portekiz’de ise aynı dönem içinde 1,9 milyon emekçi TİS kapsamındayken bu rakam 0,3 milyona düşmüş bulunuyor.

 

SENDİKALARIN ZAYIFLAMASININ FATURASI

“Esneklik, iş yasalarının yeniden düzenlenmesi (“deregülasyon”) hızlandığı ölçüde yoksul ve zengin arasındaki toplumsal uçurum da büyüyor.”  Bu tespit herhangi bir sendikacının ağzından çıkmadı. Uluslararası Para Fonu (IMF) uzmanları tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları buna dikkat çekiyor. “Özellikle sendikal hakların kısıtlandığı ülkelerin çoğunda eşitsizlik de paralel olarak büyümekte” denilen raporda IMF uzmanları Florence Jaumotte ve Carolina Osorio Buitron , “Sendikalar zayıfladıkça en zenginlerin servetlerinde ciddi bir artış olurken yoksulların durumu giderek kötüleşmekte. Ayrıca sendikaların zayıflaması işçi kesiminin politik seslerinin zayıflamasını ve zaten hakim olan kesimin daha baskın hale gelmesini beraberinde getiriyor” diyorlar.

Önümüzdeki dönem gazetemiz Yeni Hayat’ın sayfalarında bu saldırıların etkileri üzerine daha fazla habere yer vereceğiz. Sadece saldırılara değil bu saldırılara karşı gelişen direnişe, mücadelelere de yer vereceğiz, İspanya’da Airbus örneğinde olduğu gibi. (YH)