Otonom Kadın Evleri’nin 40. yılında otobüs turu

Kadına karşı şiddeti bireyin dört duvarı içerisinde yaşanan bir olay olmaktan çıkarıp, yasal yaptırımlar da dahil olmak üzere şiddete uğrayan kadınlara sığınma evleri, özel tedavi olanakları sağlayarak, bu sorunun tüm toplumun sorunu olması için mücadele eden ve mücadelesinde önemli kazanımlar elde elde Otonom Kadın Evleri, kuruluşlarının 40 yılında 16 eyaleti kapsayacak biçimde16 gün sürecek bir Otobüs Eylemi yapıyor. Otobüs turunun sloganı, kadın evlerinin tam güvenceli finansiyeli ve kadına karşı şiddetin son bulması.

Ev içi şiddet denilince, akla gelen genelde ailede, iki kişi arasında yaşanan bir olay oluyor. Aile içerisinde yaşanan sorunların nedeni ne olursa olsun, kadına erkek arkadaşı ya da kocası tarafından uygulanan bedensel ve psikolojik şiddet ya da ekonomik-sosyal kontrol, temelde erkeğin cins olarak üstün olduğuna inanılan ataerkil düşünceden kaynaklanıyor.

Şiddet kuşkusuz sadece özel alan olan ailede yaşanmıyor. Kadın cins olarak aile içerisinde en yakını erkek tarafından darp ediliyor. Aynı eril şiddet kendini savaşlarda da kadına uygulanan çok özel şiddet biçimlerinde kendisini gösteriyor. Cizre’de ölü kadın bedeninin soyularak alınan görüntülerin sosyal medyada servis edilmesi de kadına uygulanan eril şiddetin örneklerinden birisi.

Almanya’da şiddete uğrayan kadın, kadın sığınma evine giderek yaşamını yeniden kurabilir. Ancak kadın evlerinin finanse edinmesinde yaşanan sorunlar bunu her zaman olanaklı kılmıyor. Kadın evlerinin finansı, kısmen eyalet ve belediyeler tarafından, kısmen de özel ve tüzel bağışlarla sağlanıyor. Kısıtlı maddi olanaklar, her kadının ihtiyaç duyduğunda hemen bir kadın evine gitmesini olanaksız kılıyor. Kadın evlerine engelsiz ulaşım da her zaman mümkün değildir. Örneğin, kadın evi, bedensel engelli bir kadına uygun olmayabiliyor. Bu nedenle Otonom Kadın Evleri, kadın evlerine engelsiz ulaşım, bürokratik engellerin kaldırılması taleplerini savunuyor. Kapıların engelli kadınlara uygun yapılması, merdivenlerin kaldırılması, kadın evi çok katlı ise asansörünün olması gibi talepler, kısıtlı maddi olanaklarla karşılanamıyor. Ayrıca büyük yerleşim yerlerinde bir  ya da iki kadın evi de ihtiyaçlara karşılık vermiyor.

Sadece Berlin’de 2014 yılında 9593 kadın şiddete uğradığı için kadın evine başvurmuş, bunlardan 53 kadına ve 27 çocuğa acil konaklama sağlanmış, 77 kadın ve 93 çocuk Berlin dışındaki kadın evlerine yerleştirilmiş, 120 kadın ve 179 çocuk yakınları ya da arkadaşlarına sığınmış, 161 kadın ve 190 çocuğun nerede kaldığı ise bilinmiyor. Bu sayılar da gösteriyor ki, büyük şehirlerde daha fazla kadın evine ihtiyaç var.

40 yıldır var olan kadın evlerinin masrafı devlet tarafından tamamen üstlenilmeden, Şiddet Yasa’sının tek başına kadına şiddeti durduramayacağı açıktır. Şiddete maruz kalmış göçmen ve sığınmacı kadınlar oturum hakları yüzünden kadın evlerine giderken sorun yaşıyor. Düzenli geliri olmayan kadınlar için de aynı zorluk söz konusu.

Otobüs Turu, eyalet seçimlerinin olduğu Baden-Wüttenberg, Berlin, Mecklenburg Vorpommern, Rheinland-Pfalz ve Sachsen-Anhalt eyaletlerinde, politikacılarının katıldığı tartışma toplantıları yapacak. Otobüs Turu uğradığı her şehirde taleplerini dile getireceği eylemler ve etkinlikler gerçekleştirecek. Otonom Kadın Evlerinin kampanyasında öne çıkan talepler ise şunlar:

Şiddete maruz kalan her kadına çocuğuyla birlikte bürokratik olmayan yollardan ulaşabileceği, ücretsiz, kaliteli, kadın evleri aracılığıyla elde edebileceği sosyo-psikolojik destek.

Bu desteğin, kadına gelirinden, oturum statüsünden bağımsız olarak, onun eğer varsa bedensel engelleri gözetilerek sağlanması.

Almanya’daki kadın evlerinin, bütünüyle devlet tarafından finanse edilmesi.

Zahide Yentür