Çamaşır makinesi dünyayı internetten daha çok değiştirdi

Teknolojik gelişmeler tarih boyunca hayatımızda önemli değişikler yarattı. Kimi zaman az kimi zaman çok. Güney Koreli ekonomist Ha-Joon Chang, “Kapitalizm Hakkında Size Söylenmeyen 23 Şey” adlı kitabının bir bölümünde, yarattığı etkiler açısından internetle çamaşır makinesini karşılaştırıyor.  Yaygın görüşün tersine çamaşır makinesini özellkile kadınların toplumsal yaşama katılımı açısından daha devrimci olarak değerlendiren Chang’ın kitabından seçtiğimiz bölümü ilginize sunuyoruz.

 

Değişimleri yorumlarken genelde en yeni olanları en devrimci olanlar olarak algılarız. Bu genelde gerçeklere aykırıdır. Telekomünikasyon teknolojilerinde son zamanlarda kaydedilen ilerleme 19. Yüzyıl’da gerçekleşenlerle kıyaslanınca göreceli olarak o kadar da devrimci değildir.

Ayrıca hemen ardından gelen ekonomik ve sosyal değişiklikler göz önünde bulundurulduğunda, internet devrimi (en azından şu ana dek) ev işleri için gereken emeği büyük oranda azaltan, kadınların işgücü piyasasına girmelerini mümkün kılan ve hizmetçilik gibi meslekleri adeta ortadan kaldıran çamaşır makinesi ve diğer ev aletleri kadar önemli değildir.

“İnsanların” veya “malların” nispi fiyatlarındaki hareketler nasıl olursa olsun, eğer benim aralarından çamaşır makinesini temsilci olarak seçtiğim bir sürü ev teknolojisi ürünü geliştirilmeseydi, son yüzyılda hizmetçi olarak çalışan kişilerin payındaki daralma zengin ülkelerde olduğu kadar çarpıcı olmazdı. Ancak, çamaşırları yıkayacak, evi temizleyecek ve ısıtacak, yemek yapacak, bulaşıkları yıkayacak birilerini işe almak her ne kadar pahalı da olsa bu işler makineler tarafından yapılamasaydı, yine de yapılırdı. Yoksa tüm bu işlerde siz saatler boyunca uğraşırdınız.

Çamaşır makineleri inanılmaz zaman kazandırdı. Veri toplamak zor ama 1940’ların ortalarında ABD Kırsal Elektrik İdaresi tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, elektrikli çamaşır makinesi ve elektrikli ütünün  kullanılmaya başlamasıyla birlikte 17 kg çamaşır yıkamak için gereken süre neredeyse 6 kat azalmış (4 saatten 41 dakikaya inmiş) ve aynı miktarı ütülemek için gereken süre de 2,5 kat azalmış (4,5 saatten 1,75 saate inmiştir). Borulu su sistemi sayesinde kadınlar su taşımaya saatlerini harcamıyorlar (BM Kalkınma Programına göre gelişmekte olan bazı ülkelerde bu günde iki saat alabiliyor). Elektrikli süpürge sayesinde de, eskiden el süpürgesi ve faraş kullanarak harcanan sürede evi çok daha derinlemesine temizleyebiliyoruz. Gazlı/elektrikli ocaklar ve merkezi ısıtma sistemi, bizi yemek pişirmek ve ısınmak amacıyla odun toplama, ateş yakma, ateşi canlı tutma ve sonrasında temizleme zahmetlerinden kurtardı. Bugün zengin ülkelerde pek çok kişinin evinde bulaşık makinesi var.

Elektrik, borulu su ve gaz sisteminin yanı sıra ev aletlerini ortaya çıkışı kadınların ve dolayısıyla erkeklerin yaşamlarını tamamen değiştirdi. Çok daha fazla sayıda kadının işgücü piyasasına katılmasını mümkün kıldı. Örneğin ABD’de asıl çalışma yaşı grubunda (35-44) evlerinin dışında çalışan evli beyaz kadınların yüzdesi çok düşükken, bugün neredeyse yüzde 80’lere ulaştı. Ayrıca toplumun daha az sayıda hizmetçiyle yaşamaya alışmasıyla kadınların yaptıkları işlerin yapısı da değişti. Örneğin 1950’lerde ABD’de kadınların neredeyse yüzde 50’si “hizmetçi veya garson” olarak çalışıyordu. (O dönem dışarıda yemek o kadar yaygın olmadığından daha çok hizmetçi olarak çalışıyorlardı.) İşgücü piyasasına daha çok katılım göstermeleri kadınların evde ve toplumdaki konumunu da kesinlikle daha da yükseltti ve bunun neticesinde erkek çocuk isteme oranı azaldı ve kadın eğitimine yapılan yatırım arttırıldı, bu da doğal olarak daha çok kadının işgücü piyasasına katılmasını sağladı. Çalışmayıp ev çocuklarına bakmayı tercih eden eğitimli kadınların bile evdeki konumları yükseldi, çünkü eşlerinden ayrılmaları halinde kendi kendilerine ayakta kalabileceklerine dair inandırıcı savlar ileri sürebiliyorlardı. Dışarıdaki istihdam fırsatları çocuk sahibi olmanın masraflarını arttırdı ve ailelerin giderek az sayıda çocuk sahibi olmayı tercihe etmesine neden oldu. Tüm bunlar geleneksel aile dinamiklerini değiştirdi. Hepsi birarada düşünüldüğünde, gerçekten çok güçlü değişikliklere yol açtılar.

Elbette, tüm bu değişikliklerin tek ve hatta temel sebebinin ev aletleri teknolojilerindeki değişiklikler olduğunu iddia etmiyorum. Doğum kontrol hapları ve diğer yöntemler kadınların ne zaman ve ne sıklıkla çocuk doğurabileceklerini kontrol etmelerini sağlayarak kadınların eğitimi ve işgücü piyasasına katılım oranları veya çalıştıkları alanlar orta sınıfta çalışan kadınların kabul edilebilirliği (fakir kadınlar her zaman çalışmak zorundaydı), maaşlı iş ve çocuk yetiştirme için vergi teşvikleri ve çocuk bakımının masraflarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Tüm bunlara rağmen, yine de çamaşır makinesi (ve işgücünden tasarruf sağlayan diğer ev aletleri) olmasaydı, kadınların toplumdaki rolü ve aile dinamiklerinde değişikliklerin boyutu bu kadar çarpıcı olamazdı.

 

Çamaşır makinesinin fendi interneti yendi

Çamaşır makinesinin neden olduğu değişikliklerle karşılaştırıldığında, pek çok kişi dünyayı tamamen değiştirdiğini düşünse de, internetin etkisi en azından şu ana kadar o kadar ad esaslı olmadı. İnternet tabii ki, insanların çalışma saatleri dışında zamanlarını nasıl geçirdiklerini çok etkiledi: İnternette sörf yaparak, FAcebook’ta arkadaşlarla konuşarak, Skype üzerinden görüşme yaparak, 8000 km uzaktaki biriyle çevrimiçi oyun oynayarak ve daha neler neler. Ayrıca sigorta poliçeleri, tatiller, restoranlar ve hatta brokoli ve şampuan fiyatı hakkında aradığımız bilgilere daha verimli bir şekilde ulaşabilmemizi sağladı.

Ancak, söz konusu üretim süreçleri olduğunda etkilerin bu kadar devrimci olup olmadığı belirgin değil. İnternet bazı insanların çalışma biçimlerini önemli ölçüde değiştirdi. Tecrübeyle sabit.

Bu karşılaştırmanın adil olmadığını düşünebilirsiniz. Bahsettiğim ev aletlerinin sihirlerini gösterebilmeleri için önerlinde en azından kırk elli yıl ve bazen koca bir yüzyıl vardı ama internet sadece yirmi yaşında. Bu kısmen doğru. Saygın bilim tarihçisi David Edgerton’un “Eskinin Şoku: 1900’den Bu Yana Teknoloji ve Küresel Tarih” adlı büyüleyici kitabında da belirttiği üzere, teknolojinin maksimum kullanımı ve dolayısıyla maksimum etkisinin hissedilmesi genelde teknolojinin icadından yıllar sonra gerçekleşir. Yine de ani etki açısından da olsa internetin pek çoğumuzun düşündüğü gibi devrim niteliğinde bir teknoloji olduğundan şüpheliyim.