DİDF: Sığınmacılarla değil, sığınmaya neden olan koşullarla mücadele edilsin

Brüksel’de toplanan Türkiye-AB Zirvesi dolayısıyla bir açıklama yapan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Yönetim Kurulu, AB’nin dış sınırlarını korumak için Türkiye’ye bekçilik görevi verdiğini, bu politikanın milyonlarca insanı bir kez daha mağdur edeceğine dikkat çekerek, en temel haklardan birisi olan sığınma hakkına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Türkiye ile varılan anlaşmaya göre, savaştan, diktatör rejimlerden, insan hakları ihlallerinden kaçan insanların bir Avrupa ülkesine sığınmasının imkansız hale getirildiğine dikkat çekilen açıklamada, “Türkiye ile AB arasında Kasım ayından bu yana değişik düzeylerde yapılan pazarlıkların sonucunda gelinin aşamada Türkiye açık olarak AB sınırlarının doğudaki bekçisi haline gelmiştir. AKP Hükümeti de bu rolü memnuniyetle üstlenmiştir. 3 milyar Euro ve siyasi destek karşılığında bu misyonu kabul eden Türkiye’ye önümüzdeki Haziran ayından itibaren Avrupa ülkelerine gelen sığınmacılar geri gönderilecek. Böylece, hem en temel sığınma hakkı açık olarak ihlal edilmiş, hem de Türkiye sığınmacılar için açık cezaevine çevrilecektir” denildi.

SIĞINMACILAR KONUSUNDA TALEPLER

Açıklamada, mültecilerle ilgili bütün bu gelişme ve tartışmalar çerçevesinde şu talepler dile getirildi:

* İltica hakkı insan hakkıdır, sınır konulamaz. Mültecilerin Almanya’ya gelmesi sınırlandırılamaz.

* Almanya’ya gelen mültecilerin sığınma başvurusu sırasında karşılaştıkları zorluklar giderilmeli; başvuru yapabilmek için aylarca bekletilmelerine son verilmelidir.

* Mültecilerin ilk toplandıkları yerlerin koşulları düzeltilmeli ve buralardan dağıtım süreleri kısaltılmalıdır. Barınma koşulları iyileştirilmelidir.

* Mülteciler geldikleri günden itibaren sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelidir.

* Sığınma başvurularının sonuçlanması hızlandırılmalı ve adil yargının önü kapatılmamalıdır.

* İlk başvuru merkezlerinden sonra tüm mülteciler çalışma hakkına sahip olmalı ve mültecilerin ucuz işgücü olarak kullanılmasının önüne geçilmelidir. Mültecilerin asgari ücretin altında çalıştırılmaları engellenmelidir.

KAMPLARDA DEĞİL KONUTTA BARINMA

* İlk başvuru merkezlerinden sonra, mültecilerin kamplarda değil, ayrı konutlarda barınmasının olanakları hazırlanmalıdır. Bunun için sosyal konutların yapımı, boş devlet konutlarının konut olarak değerlendirilmesi teşvik edilmeli. Acil nedenlerden dolayı kullanılan okul binaları, spor salonları vb. yerlerin yerine daha sağlıklı ve kalıcı yerleşme olanakları yaratılmalıdır.

* İlk başvuru merkezlerinden sonra, mültecilerin dil öğrenme, meslek edinme, okula gitme olanakları özel olarak teşvik edilmeli. Bunun için ayrılan bütçe ve personel sayısı artırılmalı.
* Mültecilere yönelik getirilen seyahat özgürlüğü kısıtlamasından vazgeçilmelidir.

* “Suç işlediği öne sürülen mülteciler”in yargı süreci Almanya’da işlemeli; suç işleyen mültecilere, bundan dolayı ikinci bir ceza demek olan sınırdışı uygulanmamalıdır.

SALDIRILARA KARŞI ÖNLEM ALINMALI

* Mültecilere ve kamplarına yönelik saldırı yapanlara karşı önlemler alınmalı ve cezalar artırılmalı. Bu saldırılar, insanları katletmeye yönelik suçlar kapsamına alınmalıdır.

* Mültecilere yapılan masraflar, başka sosyal alanlarda kısıtlamalara neden olmamalı, zaten mali sorunları olan yerel yönetimlere mülteciler için federal bütçeden daha fazla kaynak ayrılmalıdır.

* “Güvenli ülke” uygulamasından vazgeçilerek, gelen mültecilerin başvuruları, başvurdukları ülkelerde sonuçlanmalıdır.

* Savaş mağduru olan mültecilerin aile birleşimine sınır getirme uygulamasından vazgeçilmelidir.

* Akdeniz ve Eğe’de yaşanan ölümlerin önüne geçilmeli, güvenli geçiş yolları hazırlanmalıdır. Sınırlarda güvenlik güçlerinin mültecilere yönelik insanlık dışı ve aşağılayıcı müdahalelerine son verilmelidir.

SAVAŞ KIŞKIRTICILIĞINA SON VERİLSİN!

* Almanya, Ortadoğu v.d. bölgelerde demokrasi ve insan haklarını ihlal eden, savaş kışkırtıcılığı yapan ülke yönetimlerine asker ve silah göndermeye son vermeli; süren çatışmaların son bulması için barışa katkı sunacak bir politika izlemeli; Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerdeki antidemokratik hükümetlere sunduğu destekten vazgeçmelidir.

* Türkiye ile AB arasında sığınmacılar üzerinden yapılan pazarlıklara son verilmeli, sığınmacılara ülkelerin birbirine karşı kullandığı bir kitle gözüyle bakılmamalıdır.

* AB/Almanya, Türkiye’de sığınmacıların en temel haklara sahip olması ve uluslararası sözleşmelere uyması için mevcut hükümete baskı yapmalıdır.

* AB/Almanya, Türkiye’yi “güvenli ülke” ilan etme hesaplarından vazgeçmeli, rejimin baskısı nedeniyle can güvenliği olmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının iltica hakkını ortadan kaldırmamalıdır. (YH)