Beş yüz yıldır parlayan bir yıldız: Ütopya

İnsanlık tarihi sınıflar mücadelesinin yanı sıra hayallerin ve hayallerin gerçekleşmesi için çaba sarf etmenin tarihidir. İşte buna güzel bir örnek; Thomas More’in, “Ütopya” adlı eseridir.

Yayınlanmasının üzerinde beş yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, dünya klasikleri arasında yer alan ve hala büyük ilgi görmeye devam eden Ütopya’nın bugün çevrilmediği dil kalmamış.

Daha güzel bir yaşam ve mutluluk arama sevdası filozofların gündeminden hiçbir zaman çıkmadı. İnsanlığın mutluluğu yolundaki anlamlı ve ısrarlı tutum, zaman zaman filozofların yaşamlarının son bulmasına neden olsa da, onlar doğru bildiklerini savunmaktan geri durmamışlar.

 

THOMAS MORE KİMDİR?

Thomas More, 1478 yılında Londra’da doğdu. Babası tanınmış bir yargıç olup oğlunun iyi bir eğitim almasını sağlar. More, o yıllar hümanist fikirlerin merkezi durumundaki Oxford Üniversitesi’ni bitirip hukukçu olur. Avukat olmasına rağmen; teoloji, felsefe ve sosyoloji dallarında kendini yetkinleştirir.

Katolik kilisesiyle olan bağlarını hiç bir zaman koparmaz. Dahası, 1501-1505 yılları arasında dünya nimetlerinden elini çekip bir keşiş gibi yaşar. Tarikata üye olmayı göze alacak kadar ileri gider. Ancak tarikat üyeliği görevlerini yerine getiremeyeceğinden korkarak tarikata girmekten son anda geri durur. Dine olan bağlılığı yüzünden tüm yaşamı boyunca kendine eziyet eder.

Thomas More milletvekili seçilerek, Tudor hanedanlarından VII Henri’ye karşı amansız bir mücadele verir. Kendi mesleğindeki başarılarından dolayı kısa zamanda Londra’da herkesin saygı duyduğu bir insan olur. Hatta kralın danışmanlığına kadar yükselir. Öyle ki, Alman tacirleri ile İngiliz tacirler aralarındaki anlaşmazlıkları çözer. Bunun üzerine yeni kral VIII Henri onu Fransa ile olan sorunları çözmesi için Fransa’ya gönderir.

DÖNEMİN ÖZELLİKLERİ VE ÜTOPYA

Başta İtalya olmak üzere kıtada, Rönesans, Reformasyon ve Humanizma rüzgarları esmektedir. Böylesi bir döneminin ortaya çıkardığı filozofların ayrı ayrı özellikleri olmakla beraber ortak hedef, insanlığa altın çağ için yol göstermektir.

More, dostlarının teşvikiyle 1516’da ünlü eseri Ütopya’yı yayınlar. “Yok olmayan mükemmel yer” anlamına gelen ‘Ütopya’ kısa sürede dikkatleri üzerine çeker.

 

ÜTOPYA’NIN İLKELERİ

Mülkiyetin hak olduğu, her şeyin paraya endekslendiği yerde, ne adalet kurulabilir ne de toplum rahata kavuşur. Buna inanmıyorsanız, o zaman en kötülerin aslan payını aldıklarını, halkın kaderini doymak bilmez bir avuç insanın eline bırakan devleti savunursunuz.

Ütopya devletinde yasalar parmakla sayılacak kadar azdır. Herkes değerinin karşılığını görür. Mal sahipliğinin kaldırılması, dünya nimetlerinin eşitçe, doğrulukla dağıtılması ve insan soyunun mutluluğa kavuşturulması gereklidir.

Paranın egemenliğine paydos. Ütopya’da cimrilik barınmaz. Para ortadan kaldırılınca nice acıların kaynağı kurumuş, nice cinayetlerin kökleri sökülmüş olur. Bununla birlikte; korkular, kaygılar, kuşkular, uykusuzluklar da insanın yakasından düşecektir.

Ütopya’lılar savaştan ve vuruşmadan pek hayvanca bir şey diye tiksinirler. Savaştan kazanılan şerefi şerefsizliğin ta kendisi sayarlar. Gerçi her gün kadınlı-erkekli savaş talimleri yaparlar, ancak bunu bir gün gerektiğinde elleri silah tutabilsin ve zorbalara karşı yurtlarını savunabilsinler diye yaparlar.

Fal bakmayı ve kehaneti saçma bulup, evreni ve tabiat harikalarını incelemek insana yaraşan bir tapınma olarak görülür. Bir roman tadında yazılan Ütopya’da insanı ilgilendiren her konuda özlü sözler söylenmiş.

 

İNANÇLARI UĞRUNA İDAM EDİLMEK

Thomas More’nin yaşamı çalkantılarla doludur. Hazine işlerinin yanı sıra 1523’te parlamento sözcüsü seçilir. Alabildiğince bozulmuş olan adalet düzenini yeniden kurmayı hiçbir zaman elden bırakmayan Thomas More, sonunda kral VIII Henry ile çok basit bir konuda ters düşer. 1532’de tüm devlet işlerinden geri çekilerek dinsel alanda iktidarla mücadeleye devam eder.

Kral kendisine kızıp Kraliçeye bağlılık yemini etmesini ve kralın tartışılmaz otoritesini kabul etmesini ister. Thomas More buna yanaşmayınca Londra’da hapse atılır. Kral, tıpkı günümüzün egemenleri gibi, More’a vatan hainliği suçlamasında bulunur. Her türlü yol, yöntem ve hileye, pişman olduğunu kabul ederse affedileceği çağrısını dikkate dahi almaz. Ölümden korkmadığını apaçık sergileyerek, krala boyun eğmeyip adeta meydan okur.

Hayal, yaşama sımsıkı sarılmış insanların en güzel meziyetlerinden biridir. Thomas More da, Ütopya’ya olan özlemi gereği inançlarından asla ödün vermez. Yargıçların ne yapıp ne edip cezayı keseceklerini bildiğini şu sözlerle ifade etmişti: “Beni cezalandırmaya karar verdiğiniz besbelli”. Kısa bir süre sonra 6 Temmuz 1535’de o değerli insan idam edildi. Kesik başı günlerce Londra köprüsünde teşhir amaçlı halka gösterildi.

 

MODERN TOPLUMUN MÜHENDİSERİ

İnsanlığın, Thomas More’un beşyüz yıl önce hayal ettiği kusursuz düzene özlemi bitmedi. Yıllar birbirini kovaladı. Arayış ve başkaldırılar hep devam etti. Daha sonraları maddi koşulların olgunlaşmasıyla; tarih sahnesine kendisiyle birlikte tüm insanlığı kurtuluşa götürecek olan işçi sınıfı çıktı. Marx, Engels, Lenin… gibi dehaların yol göstericiliğinde, Paris Komünarları, Sovyet proletaryası gerçek hayatta Ütopya’yı kurdular.

Evet, bugün Ütopya’nın yayınlanışının üzerinde koca bir beş yüz yıl geçmiş bulunuyor. İngiltere, baskı, sömürü ve despotlukta ‘aynı’ İngiltere olmaya devam ediyor. Ve bizler yeniden insanlık tarihinin derinliklerine kulaç atacağız. Ancak bu geçmişe duyulan bir özlem değil, öteden beri gelecek güzel günlere inanç ve büyük bir umutla bakmak anlamına geliyor.

Sosyalizm için henüz maddi zemin bulunmadığı halde, ortaçağ despotluğuna kafa tutan, haksızlık ve adaletsizliklere karşı duran öncüllerimiz, insanlığın yürek kitabında yaşamaya devam edecekler. Ve kapitalizm, kendisinden önceki baskı ve sömürü düzenleri gibi, içinde barındırdığı çelişkilerden dolayı yıkıma sürüklenmekten kurtulamayacaktır.

Ali Çarman