Deprem

Üç Sol Parti milletvekili tarafından Baden Württenberg, Rheinland Pfalz ve Saksonya Anhalt eyalet seçimleri üzerinden partinin aldığı sonuçları değerlendirdikleri yazıyı okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.

 

Baden Württenberg, Rheinland Pfalz ve Saksonya Anhalt seçimleri politik bir deprem anlamına geliyor. Bu sadece yüksek seçim katılımlarıyla ve yüzde 15,1, 12,6 ve 24,2 gibi olağanüstü seçim başarısı elde eden AfD için değil. Aynı zamanda SPD’nin 16 eyaletin dördünde yüzde 20’den az oy alması ve yüzde 15’in altında kalması da (Saksonya: yüzde 12,4, Thüringen: yüzde 12,4, Saksonya-Anhalt: yüzde 10,5, Baden-Württemberg:  yüzde 12,7 ) dramatiktir. Bu sosyal demokratların korkunç oy kaybıyla bağıntılıdır. Baden Württenberg’de SPD oylarının yüzde 10’unu kaybetti. Bu, somut olarak 400 bin seçmenin SPD’ye sırtını dönmesi anlamına geliyor. Saksonya Anhalt’ta ise SPD, yüzde 10’un üzerindeki oy kaybıyla resmen yıkıldı.

Böyle ağır seçim yenilgileri ortaya çıktığında durumun dramatikliğini kabul edip seçim değerlendirmeleri yapmak yerine, durumu olduğundan iyi gösterme girişimleri olabilir. Die Linke (Sol Parti) açısından ise eyalet seçimleri sonrası çıkarılacak dersler hayati önem taşımaktadır.

 

SOL PARTİ’DEKİ HAYAL KIRIKLIĞI

Baden-Württemberg ve  Rheinland-Pfalz eyaletlerinde Sol Parti, sadece her zaman Die Linke’yi seçen seçmenleri harekete geçirip yeni seçmenler kazanamama ve yerel parlamentolara girememenin hayal kırıklığını yaşarken Saksonya Anhalt’ta tamamen bir yıkım yaşandı. 2011 yılında yüzde 23,7 oy oranına erişen parti, birden bire yüzde 7,3 oranında oy kaybederek yüzde 16,3 oranında oy aldı.  Sol Parti’nin oy kaybının AfD lehine olması dikkat çekiciydi. Sol Parti, SPD’den 9 bin oy alırken, 29 bin oyu AfD’ye kaydı.  Ayrıca şimdiye kadar seçimlere katılmayan çevrelerden seçmen kazanmadı. Bu kesimden en fazla oyu AfD aldı. Var olan Sol Parti seçmenlerinin yüzde 2,5’i AfD’ye geçti, seçimlere ilk katılacaklar arasından Sol Parti’ye oy verebilecekler de dikkate alındığında AfD’ye kaptırılan seçmen oranı yüzde 5 oranında oldu.

Üç eyalet seçimi öncesi, AfD ile süregelen tartışmalara bağlı olarak seçmen kaybı yaşanacağına dair belirtiler vardı. Örneğin Berlin Sol Parti başkanı TAZ gazetesine verdiği demeçte AfD nedeniyle yüzde 2 veya yüzde 3 oranında seçmenden vazgeçilebileceğini belirtmişti. Aynı şekilde Sol Parti fraksiyonundan da bazı seçmenlere veda edilebileceği ifade edilmişti. Bu açıklamaların Sol Parti seçmenleri arasında da yankı bulan yabancı düşmanı saldırılara bağlı olarak yapıldığı kesindi. Ve bu türden seçmenlerden vazgeçilebileceği bildirilmekteydi.

 

MERKEL’İ SAVUNMAK MI?

Aynı etki Merkel’in mülteciler politikasının savunulmasında da ortaya çıkacaktır. Başbakan Merkel, birçok insan için sosyal hak gasplarından yana yani toplumun en altında bulunan insanlar yalnız bırakılırken zenginlerin giderek daha zengin olduğu bir toplumu savunan bir politikacı. Bu nedenle Merkel’i başka bir alanda savunanlar bile onunla birlikte kaybediyorlar. Merkel’in bir ilerici olarak savunulması doğru değildir. 1990’dan bu yana yapılan en büyük iltica yasası değişikliğinin savunucusu olduğu gibi, Türkiye ile AB’nin tümüyle  mültecilere kapatılması yani hiçbir mültecinin sokulmaması doğrultusunda pazarlık yapmakta.

Sol Parti’nin seçmenlerinden gönüllü feragat etmesi geleneksel bir olay. 2013 yılında Neues Deutschland gazetesi Euro sorununda parti yönetiminin tavrını övmüştü. ‚Parti yönetiminin Euro karşıtlarının popülist söylemlerine karşı çıkışı SPD ile işbirliği kabiliyetinde olduğunu da gösteriyor. Bu durum seçmen kaybına yol açacak olsa da SPD-Yeşiller-Sol Parti koalisyonunun kurulabilmesi için önemlidir.‘

Ancak şimdi oy kaybının sadece yüzde 2-3’le sınırlı olmadığı görülüyor. Sol Parti’nin kayıpları sonrası Berlin dışındaki Doğu eyaletlerinde matematiksel olarak Sol Parti-SPD-Yeşiller  koalisyonunun kurulması olanaksız. Bu, Sol Parti’nin hem eyaletlerde hem de federal düzeyde koalisyonlara katılma seçeneğini de yok etmiş oluyor.

 

SOSYAL SORUNLAR BİR YANA BIRAKILARAK AfD İLE MÜCADELE EDİLEBİLİR Mİ?

Bu acı verici yenilgilerden sonra şimdiye kadar sürdürülen politikada veya yanlış yönelimlerde ısrar etmek yeni mağlubiyetlerin habercisidir. AfD’yi faşist bir parti olarak nitelendirmekle ne AfD’den ne de şimdiye kadar seçimlere katılmayan kesimden bir seçmen kazanılamaz. Şimdi, AfD’ye karşı sosyal sorunları kenarda bırakan büyük birlikler içinde yer almak ister İngiltere, ister Fransa’da olsun solun Avrupa çapında iflas etmesi anlamına gelmektedir. Bunun yerine neoliberalizme karşı birlik oluşturulmalıdır. SPD ve Yeşiller’in bu birlik karşısındaki tavrı hangi tarafta durduklarını ortaya koyacaktır.

Sol Parti Meclis Grubu Eşbaşkanı Sahra Wagenknecht’in Berliner Kurier gazetesindeki bir röportajda olduğu gibi üç yerel seçimdeki yenilginin sorumlusu gösterilmesi gelecekle ilgili bu politik görevden açıkça kaçmaktır. Wagenknecht, seçimler süresince düzenlediği seçim toplantıları ile hem medya hem de sokakta Sol Parti’nin itibarını yükseltmiştir.

Sol Parti, AfD’nin toplumsal demagojilerini ciddiye almaya çok geç başladı. Eğer Sol Parti toplumsal sorunları öne çıkarmazsa AfD’nin işçi ve işsizler arasındaki seçim potansiyeline de erişemeyecektir. Zenginleri gittikçe zengin, yoksul halkı daha da yoksul yapan servetin dramatik dağılımı politikasına karşı mücadele Sol Parti’nin merkezi politikası haline gelmelidir. AfD ile sadece soyut değerler üzerinden yapılan seçim mücadelesi baştan kaybedilmiş demektir.

Sol Parti’nin kurulma nedenini tekrar hatırlamamız gerekiyor: Parti, bu ülkeyi daha sosyal yapmak için kuruldu. Vahşi kapitalizme karşı mücadele eden, direnenlerin sesi olmak için kuruldu. Bazıları bu yolla AfD’den seçmen kazanılamayacağını söyleyebilir. Buna rağmen önümüzdeki sonbaharda Berlin, Mecklenburg-Vorpommern, bundan sonraki yılda Schleswig Holstein, Kuzey Ren Vestfalya ve Saarland eyaletlerinde şimdiki gidişatı değiştirmek için elden gelen her şey yapılmalıdır. Bu ancak, sosyal problemleri merkezine alan, sosyal alternatifler sunan ve toplumsal olmayan koşulların mağduru olarak onlara karşı mücadele edenlerin avukatı olarak gerçekleşebilir. AfD’nin mülteciler olmasa buradaki işsizlerin durumunun çok daha iyi olacağı yönündeki demagojilerine karşı çıkmanın en iyi yolu budur. Ancak bu toplumsal açıdan atak politikanın başarılı olması Birlik partileri (CDU/CSU), SPD ve Yeşiller’in toplumsal olmayan politikalarının deşifre ve mahkum edilmesine bağlıdır. Almanya’da dayanışmacı bir politika için var olan parti Sol Parti’dir

Analizler, seçimlerde ister isteyelim ister istemeyelim kişilerin çok önemli olduğunu göstermektedir. Sol Parti de bunu kabul ederek federal seçimlerde eş başkanlık konusunda açıklık sağlamalıdır. Bizler, ülkede salonları dolduracak etkileme gücü olan bir eş başkanlıktan yanayız.

 

Sevim Dagdelen, Alexander Ulrich ve  Heike Hänsel Die Linke (Sol Parti) Federal Meclis milletvekilleri

Çeviren: Semra Çelik