Saldırı kimin değerlerine yapıldı?

13 Kasım Paris Katliamı’ndan sonra 22 Mart Brüksel Katliamı’nın ardından da, Alman basını ve politikacılar tarafından yapılan açıklamaların çoğunda, “Saldırı Avrupa’nın değerlerine yönelik” vurgusu öne çıktı.
Örneğin Başbakan Angela Merkel yaptığı açıklamada, “Suçlular Avrupa’nın bugün savunduğu değerlerin düşmanı olanlardır” diyerek, saldırıyla “Avrupa değerleri” arasında doğrudan bir bağlantı kurdu.
Başbakanlık Dairesi Başkanı Peter Altmeier de aynı yönde bir demeç verdi: “Teröristler asla kazanamaz! Avrupa değerleri nefret ve şiddetten güçlüdür! Bütün dayanışma Brüksel ve AB için!”
Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ise “Saldırı özgürlüğümüze, değerlerimize” dedi.
Her üç açıklamada da “Avrupa değerleri” öne çıkıyor.
Aynı yaklaşım yazılı basında yer alan haber ve yorumlarda da vardı. Örneğin Der Spiegel’de yer alan bir yorumda, saldırının havaalanında olması ile Avrupa değerleri arasında doğrudan bir bağlantı kuruluyordu. Yani, seyahat edenlere yönelik bir saldırı.!
Benzer değerler tartışması 13 Kasım’daki Paris katliamı sonrasında da yaşanmıştı. Konsere giden, kafelerde oturan insanların hedef alınması buna gerekçe olarak gösterilmişti.
Ne var ki, terör saldırıları sadece “Avrupa değerlerine” sahip toplumsal gruplara yönelik yapılmıyor. Kaldı ki, Avrupa’daki katliamlarda çok farklı ulustan ve inançtan insan hayatını kaybetti.
Bu nedenle başta IŞİD olmak üzere radikal dinci terör örgütleri tarafından düzenlenen intihar saldırılarını götürüp “kökene”, “Batı değerlerine”, “Avrupa değerlerine” bağlamak tam da halklar arasında yaratılmak istenen bölme politikalarına hizmet ediyor.
Biliyoruz ki, bu terör örgütleri kendilerinden olmayan Asyalıları, Afrikalıları, Ortadoğuluları da hedef alıyor. Ankara’da, İstanbul’da yapılan terör saldırılarında onlardan (IŞİD) olmayan çok sayıda insanımız hayatını kaybetti. Keza, Brüksel saldırısından iki gün sonra Bağdat’ta bir stadyuma düzenlenen saldırıda 25 kişi hayatını kaybetti. Daha önce de aynı terör örgütü Türkiye, Endonezya, Suriye, Lübnan, Libya başta olmak üzere pek çok İslam ülkesinde, doğrudan Müslümanları hedef alan saldırılar düzenlemiş, yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur.
Bütün bunlar bilindiği halde Avrupa’da yapılan her saldırıdan sonra “Saldırı değerlerimize” demek Avrupa halkları arasında İslam inancından göçmenlere karşı önyargıların körüklenmesi, bölünmelerin derinleşmesine hizmet ediyor.
Açıktır ki, radikal dinci terör örgütleri kendi amaçlarına ulaşmak için kendisinden olmayan her milliyetten, inançtan halklara, emekçilere düşmandır. Hedef aldığı ise bütün insanlığın değerleri ve Ortaçağ karanlığına karşı elde ettiği kazanımlardır.
Nasıl ki terör örgütleri saldırırken ulus, inanç, bölge, ülke farkı gözetmeden saldırılar düzenliyorsa buna karşı çıkanların da ırk, mezhep, ulus, ülke ayrımı gözetmeden yanıt vermesi gerekiyor. (YH)