Sermaye, koruyucu yasaya karşı

 

Kiralık işçilik ve taşeron işçiliği düzenlemek üzere hazırlanan yasa tasarılarına karşı sermaye “fazla bürokrasi olur” diye karşı çıkıyor.

Beklenildiği üzere patron örgütleri çalışma koşullarının iyileştirilmesi hedefli yasa değişikliklerini engellemek için saldırıya geçtiler. Alman İşverenler Birliği (BDA) Federal Çalışma Bakanlığı’nın taşeronluk ve kiralık işçilikle ilgili yasa tasarısını ve Aile Bakanlığı’nın ücret şeffaflığı girişiminin gündemden çıkarılmasını talep etti. Yılbaşı günü yapılan açıklamada geçen yıl yürürlüğe konulan asgari ücret yasasında olduğu gibi bu düzenlemelerin de bürokrasiyi arttıracağı belirtildi.
BDA Başkanı Ingo Kraemer, yasalarla yeni işlemler yaratılacağına bürokrasinin yok edilmesi gerektiğini ifade etti. Kiralık işçilik sözleşmelerinin şimdiye kadar olduğu gibi bırakılmasını isteyen Kraemer,  bu uygulamanın ücret sözleşmeleri ve işyeri işçi temsilciliklerinin işletmedeki kararlara katılma hakkının devre dışı bırakılması için kullanıldığını  özlerden gizlemeyi hedefledi. Kiralık işçi sözleşmeleriyle işe alınanlarla ilgili olarak BR’lerin onay verme yetkisi olmadığı gibi sadece çalışıp çalışmadıkları mantığına bağlı olarak ücretlendiriliyorlar.
DGB Yönetim Kurulu üyesi Annelie Buntenbach, eğer taşeron işçiler işverenden nasıl ve nerede çalışacaklarıyla ilgili direkt direktif alıyorlarsa ve sözleşmeli işçilerle aynı üretim sürecine katılıyorlarsa bunun taşeron sözleşmelerinin suiistimali anlamına geldiğini açıkladı. Sendikalar bu nedenle taşeron işçi çalıştırmanın sınırlandırılmasını talep ediyorlar. DGB Başkanı Reiner Hofmann ise taşeron işçi çalıştırmada hiç de az olmayan şekilde sosyal sigorta sahtekarlıkları yapıldığına dikkat çekerek buna son verilmesini istedi.
Tekeller ise kötü çalışma koşulları ve milli gelire olumsuz etkilerine rağmen eski koşullarla taşeron işçi çalıştırmaktan yanalar. A-tipik işler denilen taşeron, kiralık işçilik, mini işler, part- time işlerde kazanılan para o kadar az ki bu işlerde çalışanlar çok az para kazandıkları için sosyal yardım almak zorunda kalıyorlar.
Buna rağmen BDA başkanı eğitim ve alt yapıya yapılan kamu yatırımlarının yeni borçlanma ve vergi zammı olmaksızın arttırılmasını talep ediyor. Patronların cebinden bir kuruş çıkmadan yatırımlar için gereken paranın nereden geleceği meçhul.
Sendikalar bunun kabul edilemeyeceği görüşünde. Borçsuz bir çabasının anlamsız ve ekonomik açıdan imkansız olduğuna dikkat çekiyor. Frank Bsirske, sığınmacı akınının ülkedeki problemlerin net olarak görülmesi konusunda katalizatör işlevi gördüğünü, eğitim, bakım, sosyal konutlar konusundaki açıkların alt yapının maddi zorluklarını ortaya koyduğunu söylüyor. Bsirske, bu nedenle de yatırım tıkanıklığını engellemek için yoksulların sırtına yüklenmeyecek kaynaklar bulunması gerektiğini belirtiyor.
Yasal asgari ücret konusunda sendikaların tahmininin işverenlerden daha doğru olduğu ortaya çıktı. Yasanın uygulamaya sokulmasının üzerinden bir yıl geçti, sonuç genelde olumlu. Otel ve gastronomi sektöründe çalışanlar 2015 Eylül’ünde geçen yıla göre yüzde 6,5 oranında fazla para kazandılar. Federal Çalışma Dairesi ve Hans Böckler Vakfı’nın Ekonomik ve Sosyal Bilim Enstitüsü’nün verilerine göre yasal asgari ücret sayesinde bir önceki yıla göre 2015 yılında yüzde 2,2’lik artışla 688 bin kişilik iş sahası açıldı. Azalma sadece korunmasız işler dediğimiz mini işler  ve düşük ücretli işlerde oldu. Bunun nedeni de bu işlerin bir kısmının ‚tipik‘ işlere dönüştürülmüş olması.
DGB Yönetim Kurulu üyesi Stefan Körzell, Almanya’daki ücret dampingini göstermesi açısından yasal asgari ücretin bir gösterge olduğunu, federal düzeyde ücretler ortalama olarak yüzde 3,3 oranında arttı. Doğu eyaletlerinde bu artış yüzde 9’a vardı. Genel olarak otel ve gastronomi sektöründe kalifiye olmayan elemanların ücretleri yüzde 6 artarken,  doğu eyaletlerinde ise  gastronomi alanında yüzde 19,5, perakende alanında ise yüzde 2,7’lik artış  oldu. (YH)