Onbinler TTIP’yi protesto edecek

Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasında imzalanması planlanan Transatlantik Serbest Ticaret ve Yatırım Anlaşması’na (TTIP) karşı 23 Nisan cumartesi günü onbinlerce insanı katılmasının beklendiği büyük bir gösteri düzenlenecek. Küreselleşme karşıtı hareketler, çevre örgütleri, sendikalar, değişik partiler ve inisiyatifler tarafından çağrısı yapılacak gösteri sırasında, anlaşma görüşmelerinin iptal edilmesi talep edilecek.

Pazar günü Almanya’nın Hannover kentine gelecek ABD Başkanı Barack Obama önce teknoloji fuari Cebit’in açılışına katılacak, ardından da Almanya Başbakanı Angela Merkel ile başta TTIP olmak üzere değişik konuları görüşecek. İngiltere, Fransa ve İtalya liderleri de açılışta hazır bulunacak.

Obama’nın gelişini fırsat bilen Almanya’daki ilerici-demokratik güçler ise ikinci kez TTIP’e karşı büyük bir gösteri planladı. İlk gösteri 10 Ekim’de Berlin’de yapılmış ve 250 bin kişi katılmıştı. Cumartesi günü yapılacak gösteriye de 50 binden fazla insanın katılması bekleniyor. Daha önceki gösteriye merkezi düzeyde katılan pek çok sendikanın bu kez eyalet düzeyinde katılması ekleniyor. Ülke genelinde kurulan Koordinasyon Kurulu içinde yer alan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmen emekçileri Hannover’deki gösteriye katılmaya çağırdı. DİDF tarafından yapılan açıklamada, emekçilerin yaşam koşullarını daha da zorlaştıracak neoliberal politikaların devamı niteliğinde olan TTIP’in her alanda emekçilerin zararına olduğuna dikkat çekti.

HALK TTIP’İ İSTEMİYOR

Öte yandan yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Almanya’da halkın önemli bir bölümü TTIP’nin imzalanmasına karşı çıkıyor. Bertelsmann Vakfı tarafından YourGov adlı şirkete yaptırılan ankete katılanların yüzde 17’si anlaşmadan yana görüş belirtirken, yüzde 33’ü kesin olarak anlaşmaya karşı çıktığını söyledi. Halkın yüzde 30’da anlaşma hakkında bilgi sahibi olmadığını ifade etti.

AB ile ABD arasında imzalanması planlanan TTIP, Atlantik’in iki yakasında gümrükleri kaldırıyor. En önemlisi de ABD’deki çalışma şartlarını ve ücretleri Avrupa’ya taşıyor. Bu da Avrupa’daki emekçilerin yaşam şartlarını daha da zorlaştıracak. (YH)