Einstein’ın savaş karşıtı mücadelesi

Savaşlar içinde yaşadığımız dünyanın acı gerçeklerinden biri. Savaşın olduğu her yer ve her dönem, ister istemez barış için mücadeleyi de kaçınılmaz kılıyor. Peki barış mücadelesi nasıl büyütülecek? Dünyayı kendi çıkarları için yönetme derdindeki güçlerin bir aracı olarak hazırladığı savaşlara karşı aydınların konumu ne olacak? Türkiye’de Kürt illerinde süren çatışmalar, Suriye’de, Irak’ta, Afrika ya da Asya’da yaşanan savaşların gün be gün yeni acı ve dramlar ortaya çıkardığı günümüzde, barış için verdiği mücadele ile anılmayı hak eden isimlerden biri de dünyaca ünlü bilim insanı Einstein.

Bilimin Sesi’ adlı internet sitesi yazarlarından Ersin Ersözlü’nün, Einstein’ın barış mücadelesini konu alan “9 maddede Einstein’ın savaş karşıtı mücadelesi” başlıklı yazısını ilginize sunuyoruz.

Ersin Ersözlü

Einstein, hayatı boyunca iki dünya savaşına tanık olmuş ve yaptığı bilimsel çalışmalarla ister istemez bu savaşların gidişatını etkilemiştir. Yaşanılan birçok olay onu derinden etkilemiş, bunun sonucunda Einstein, dünyada varolan durumu sorgulama ve bu gidişatı etkileme çabası göstermiştir.

Bu listede genellikle Einstein’dan alıntılarla olmak üzere Einstein’ın yaşanılan dünya savaşlarının vahşetine karşı mücadelesi anlatılmaya çalışıldı.

1- Diğer eğitimli insanlara görev biçmesi

1914’te, Birinci Dünya Savaşı sırasında ana fikri, ‘Tüm ülkelerdeki eğitimli insanlar barışçıl davranışlarıyla diğer insanları etkileyerek gelecek savaşlara engel olmalı.’ olarak özetlenebilecek ‘Avrupalı’lara Manifesto’ isimli militarizme ve kendi deyişleriyle bu barbar savaşa karşı hazırlanan –aynı zamanda Alman hükümeti destekli ‘Manifesto to the Civilized World’ adıyla 100 ünlü Alman entellektüelin desteklediği manifestoya da cevap olan- manifestoyu imzalayabilecek kadar cesur olan Einstein dışında yalnızca üç kişi vardır.

2- Freud’a yazdığı mektup: ‘Niçin Savaş?’

(…) Politik önderler ve yönetimler yerlerini ya zorbalığa, ya da yığınların oyuna borçludurlar. Ulusların düşünce ve ahlâkça yüksek bölüklerinin temsilcisi sayılamazlar. Ama, seçkin aydınlar, bugün halkların tarihi üzerinde doğrudan doğruya hiç bir etkide bulunamıyor; oraya buraya dağılmış bulunmaları günün sorunlarının çözümlenmesine doğrudan doğruya katılmalarına engel oluyor. Yaptıkları ve yarattıklarıyla yetilerini ve iyi niyetlerini göstermiş olanların kendi kendilerine bir araya gelmesi, dünyaya bir değişiklik getiremez mi dersiniz? Üyeleri birbirleriyle sürekli düşünce alışverişi içinde bulunacak olan bu uluslararası birleşme, tutumlarını basında ortaya koyarak, imzalarının sorumluluğunu yüklenerek, politik sorunların çözümü üzerinde önemli ve uyarıcı bir etki sağlayabilir (…)”

(…) Doğrusu ben, böyle bir işe girişmeyi büyük bir ödev sayıyorum. Böyle bir yüksek aydın topluluğu kurulunca, sistemli olarak dinsel kurumları da savaşa karşı harekete geçirmeye çalışmalıdır. İyi niyetleri bugün acı bir boyun eğme ile felce uğrayan bir kişiye içten destek olurdu. Düşünce ürünleriyle yüksek bir saygınlığa ulaşmış olan kişilerin kurduğu böylesi bir topluluk, Milletler Cemiyetinin güçleri için değerli bir dayanak olacaktır. (…)”

3- Doğa bilimcilerinin görevi

1922’de Almanca bir pasifist el kitabı yayınlanır. Einstein bu kitaptaki bir makalesinde “kültürel değerlere sahip çıkan biri pasifist olmakta başarısızlığa uğrar. Bir doğa bilimcisi çalışma alanının evrensel doğası ve uluslararası işbirliğine bağlı olması sebebiyle pasifist amaçlara duyarsız kalamaz. Teknolojideki gelişme dünyadaki ekonomileri birbirine bağımlı hale getirdiğinden her savaş küresel etkilere sebep olur.’ yazarak, doğa bilimcilerine barışçı bir görev biçer.

 4- Milletler Cemiyeti ile ilişkisi

Einstein ve diğer ünlü entellektüeller (Örneğin, radyoaktivitenin ve pek çok atomun kaşifi Marie Curie) barışı sağlamak göreviyle Milletler Cemiyeti’nin entelektüeller grubuna davet edilir. Başta bunu kabul eden entelektüeller, daha sonra bu Cemiyet’in en güçlü devletlerin lehine çalıştığı yönündeki izlenimleri sonucu ayrılmışlardır.

5- Zorunlu Askerliğe karşı oluşu

1914’ten beri tüm dünyada savaşa karşı bireysel direnç gösterme yönünde bir hareket büyüyordu. Einstein, 1928’de ‘orduya hizmeti’ kesinlikle reddettiğini açıklamıştı. Dünyada tanınan diğer pasifistlerle beraber zorunlu askerlik hizmetine karşı bir manifestoyu imzaladı.

 6- Toplumu harekete geçirme çabası

30’ların sonunda Einstein Amerika’ya seyahat eder. Bu ziyaret, meşhur ‘%2 konuşmasını’ yaptığı ziyarettir. Bu konuşma: ‘Gerçek bir pasifist, zorunlu askerliğin bulunduğu ülkelerde askeri görevi reddetmelidir. Gerçek pasifistler zorunlu bir askeri hizmet yoksa hiçbir durumda silah altına girmeyeceklerini kamuoyuna duyurmalıdır. Ne olacak ki, bizi hapse atmazlar mı, diyenlere cevabım; yüzde ikiniz bile savaşmayı reddederseniz hükümetlerin eli kolu bağlanacaktır, bu kadar kişiyi hapse atmaya güçleri yetmez.’ Bu konuşmadan sonra ‘%2’ yazılı rozetler genç Amerikalı’ların ceketlerinde görülmeye başlandı.

 7- Bilimin savaş karşısında nasıl bir tavır takınması gerektiği konusunda düşüncesi

Yaptığı seyahat California Teknoloji Enstitüsü’ne ziyaret amacını taşıyordu. Einstein bu ziyaretinde buradaki yüzlerce ‘Caltech’ öğrencisine: ‘Pratikte bilim neden bize bu kadar az tatmin sağlıyor? Bu sorunun cevabı basit, bilimi pratiğe dökmenin uygun yolunu bilmiyoruz da ondan. Bilim, savaş zamanlarında insanlara birbirlerini zehirlemeye, sakatlamaya olanak sağlıyor. Barış zamanlarında hayatlarımızı belirsiz bir hale sokuyor. Bizi makinelere köle haline getiriyor. Teknolojik üretimin asıl objesi, ilgisi insanoğlu olmalı. Bunu şemalarınız ve denklemlerinizle uğraşırken asla aklınızdan çıkarmayın.’

8- Bilim ve toplum ilişkisinin etkisini görmesi

Einstein ABD’ye yaptığı gezi sonucunda bir makale yazdı. Bu makalesinde dikkatini çeken bir nokta: ‘Amerika Birleşik Devletleri, günümüzde teknolojik olarak avantajlı ülkeler arasında en güçlüsü. Uluslararası siyasette ABD’nin potansiyel etkisi öngörülemez düzeyde. Fakat Amerikan halkı bu zamana kadar başını silahsızlanmanın çektiği uluslararası büyük problemlere karşı pek ilgi gösermiş değil. ABD halkı dünyanın siyasi gelişimine karşı sorumluluğunun farkına varmalı. Aylak bir izleyici konumunda olanlar Amerika için değersiz. Uzun vadede hepimiz için feci sonuçlar doğurabilir.’

9- Bürokratik yolları zorlaması

1945 yılının Nisan ayında, Leo Szilard ABD’nin bir nükleer silahlanma yarışı başlatacağı yönünde kapıldığı derin korkusunu Einstein’la paylaştı. Einstein dönemin Devlet Başkanı Roosevelt’e mektup yazdı ve ona atom bombasının kullanılmaması konusunda sert bir uyarıda bulundu. Fakat bu mektup Roosevelt 12 Nisan’da öldüğünde Roosevelt’in masasında halen açılmamış durumdaydı. Roosevelt’ten sonra gelen Devlet Başkanı Harry Truman ise kendisine ulaşmak isteyen bilim insanlarına ofisini açamayacak kadar meşguldü.