NSU Davası: Federal Savcılık sözünü tutmadı

280 duruşması geride kalan NSU Davası’nda önemli gelişmeler yaşanıyor. NSU üyelerinin „Primus“ kod adlı muhbir Ralf Marschner’in yanında çalıştığının ortaya çıkmasından sonra Federal Savcılık, muhbirin dinlenmesi başvurusunu reddetti.

Alexander Hoffmann*

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde devam eden NSU Davası’nın 277. duruşmasında ilk olarak bir tanık, Chemnitz’deki bir posta şubesine yapılan saldırıyla ilgili sorgulandıktan sonra, Federal Savcılık müdahil davacıların „Primus“ kod adlı muhbir Ralf Marschner ve Thüringen’deki Neonazi camiası ve genel kriminal çevreler arasındaki bağlantıya dair delil tespiti dilekçeleriyle ilgili görüş bildirdi.

Federal Başsavcı Herbert Diemer, Marschner’in sorgulanmasına yönelik dilekçenin genel olarak reddedilmesi gerektiğini, çünkü öne sürülen tüm delillerin gerçek olması durumunda bile bunların olaylar ve suçlamalar açısından önem taşımadığını söyledi. Müdahil avukatlar bunun üzerine, bu görüşün NSU’nun işlediği suçların kurbanlarına olayların aydınlatılacağına dair verilen sözün tutulmadığı anlamına geldiğini belirtti.

SIRADAN BİR MUHBİR DEĞİL

Çünkü NSU üyelerinin illegal olarak yanında çalıştığı ileri sürülen muhbir Marschner, Saksonya’da Nazi camiasının önemli kişilerindendi. Kıyafet ve müzik satılan Nazi dükkanının yanı sıra bir de inşaat firmasının sahibiydi. Saksonya’da Nazi çevresinden bir kişi Türkiyeli göçmen esnafları öldürdüğü belirtilen Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos’u, ortadan kaybolduktan sonra, 1998’da köpeği olan kilolu bir adamla birlikte gördüğünü söylemişti. Tanığın detaylı tarifi Marschner’e uyuyordu. Marschner’in iki çalışanı, davanın başsanığı Beate Zschäpe’yi Marschner’in bir dükkanından tanıdıklarını söylemişlerdi. Ama Zschäpe orada çalışıyor muydu yoksa sadece ziyaretçi miydi, onu bilmiyorlardı.

Marschner’in bir iş ortağı Zschäpe’yi polis tarafından asılan “Arananlar” ilanında fark ettiğini, kendisini 2005-2007 yılları arasında Marschner’in Moritzstraße’deki dükkanında birçok kez gördüğünü ve çalışması muhtemel bir kadın olarak hatırladığını söylemişti.

Marschner’in eski bir şantiye şefi de, “Welt” gazetesine Uwe Mundlos’un “Max-Florian Burkhardt” takma adla Marschner’in inşaat firmasında çalıştığını da anlatmıştı.

TESADÜF OLABİLİR Mİ?

Welt“’in araştırmaları Marschner’in inşaat firmasının, NSU üçlüsünün sahte pasaportlarla banka soygunları ve cinayetlerde kullanmak üzere araç kiraladıkları Zwickau’daki aynı araç kiralama firmasından sıklıkla araç kiraladığını ortaya çıkarmıştı. 13 Haziran 2001’de Abdurrahim Özüdoğru Nürnberg’de, 29 Ağustos 2001’de Habil Kılıç’ın Münih’te öldürüldüğü gün, Marschner inşaat firması da söz konusu araç kiralama firmasından motorlu araç kiralamıştı.

Federal Savcılık, bu bilgilerin sadece “söylenti” olduğunu iddia ederek kendi soruşturmalarını görmezden geliyor, çünkü bu ifadelerin çoğunluğu eski ifadeler. Bu sorular, olaylar ve suçlamalar açısından önem taşımıyorsa heyet, tanık sorgularının yüzde 70’ini boşuna gerçekleştirmiş demektir.

Federal Savcılığın olayların ortaya çıkarılmasını bloke ettiği ve böylelikle Anayasayı Koruma Dairesi’ni koruduğu bir kez daha açıklık kazandı.

Duruşma gününün sonunda müdahil davacılar bir dilekçe daha vererek Zschäpe, Mundlos ve Böhnhardt’ın 2004 yazında, yani Köln’de Keupstrasse’deki bombalı saldırının kısa süre ardından çıktıkları tatilden çok sayıda fotoğrafın incelenmesini istediler. Zschäpe avukatı tarafından okunan açıklamasında kendisine bu saldırının anlatıldığını, bunun üzerine dehşete düşmüş olduğunu ve Böhnhardt’tan soğuduğunu söylemişti. Fotoğraflarda bu bilgilerin aksini kolaylıkla kanıtlayan kaygısız ve neşeli bir çift görülüyor.