Metalde uyarı grevleri işçileri uyarmaya devam ediyor

Ali Çarman

Metal sektörü nisan ayı boyunca Almanya genelinde bir hayli hareketli geçti. Sendikanın resmi verilerine göre bugüne kadar yarım milyondan fazla işçi yapılan uyarı grevlerine katıldı. Neredeyse tüm fabrikalarda iş bırakmalar, kısa süreli eylemler ve sonrasında tümden iş bırakıp neşe içinde eve gitmeleri hep birlikte takip ediyoruz.

Adları Stuttgart’la özdeşleşmiş bazı fabrikalar; Bosch, Porsche ve Mercedes işçileri harekete geçtiğinde deyim yerindeyse sınıfın gücü ve yaratıcılığı hemen belli oluyor. Olabildiğince işçi eylemleri ve uyarı grevlerine katılmaya çalıştık. İşçilerle, Temsilcilerle sohbetlerimiz oldu. Sendika taleplerinin arkasında ne kadar duracak, fabrikalardaki hava nasıl, işçiler bu işe ne diyecek…

Umutlu olanlar var. Ancak ne var ki bunları sayısı çok değil. Büyük çoğunluk süreci tümden sendika yöneticilerine havale etmiş. Bizim adımıza onlar ne yapacaklarını bilirler türünden bir yaklaşım içindeler.

Esasında sorunun gelip dayandığı can alıcı nokta da burası. İşçiler kendi kaderlerini belirlemek için öne çıkacaklar mı? Yoksa hep başkalarının kendi adlarına konuşmalarına tahammül mü edecekler!

Uzun yıllardır TİS görüşmeleri belli bir hareketlenmenin ardında hemen bitiriliyor. Yirmi yılı aşkın bir süredir grev gömleklerini giyip fabrikaların önünde nöbet tutan işçi eylemlerini bir çok defa görebildik. Yine 1997’lerde beşbin işçinin otobanda yürümesi büyük yankı yaratmıştı.

Bugüne dönecek olunursa, Karlsruhe, Pforzheim, Porsche ve Bosche işçilerinin görkemli eylemlerine katılabildik. Buralardaki gözlemimiz işçiler kürsüden sendikanın ileri sürdüğü talepleri kararlıca dillendirenleri alkışlar ve sloganlarla destekliyor. Binlerce kişi iyi ücret-iyi iş diye tempo tutuyordu.

Konuşabildiğimiz işçilerin çoğunluğu eylemlerde son anda haberdar edildiklerini, bilgilendirmenin yeteri kadar yapılmadığını belirterek sendikacıları/sendikayı suçlamakla yetiniyor. Hoşnutsuz olanların sayısı hiçte az değil. Hiç şüphesiz bunda sendikal bürokrasi birinci derecede sorumludur. Onlar adeta iki arada bir derede türünden bir tutum içindeler. Ya! İleri işçiler, sendika ve işçi temsilcileri, bizler…!

Sorunları hep başkaları ile izah etmeye devam mı edeceğiz? Dün (9 Mayıs Pazartesi günü) Mercedes işçilerinin görkemli eylemlerine katıldık. Onbini aşkın işçi ve çırak talepleri için tempo tuttular. Bugün ise (Salı) Stuttgart merkezindeki Feuerbach Bosch işçilerinin eyleminde bulunduk. Her iki eylem için ayrı ayrı söylenebilinecekler olsa da ortak kanı işçilerdeki coşku ve kararlılığın belirgin oluşu idi.

Mercedes işçileri saat 11.00’den itibaren toplu halde yedi nolu kapının önüne aktılar. Taa uzaklarda fabrikanın içinde pankartlarının altında ellerinde sendikalarının bayrakları güler yüzleri ile basına poz vermekten dahi geri durmadılar. Kürsüden ‚artık işbaşı yapmanıza gerek yok evlerinize gidebilirsiniz‘ sözleri üzerine bir alkış tufanı koptu.

Bosch işçileri ise sabah saat 9.30 da bir nolu kapının önünde toplandılar. Çevre fabrikalardan gelen sınıf kardeşleriyle birlikte IG Metall Eyalet binası önüne doğru yürüyüşe geçtiler. Genç işçiler Che resimli pankartlarıyla dikkati üzerlerine çektiler.

Gerek uyarı grevlerinde, gerekse de yürüyüş ve mitinglerde geçmiş yıllara göre işçilerce hazırlanmış pankart ve dövizlerin az oluşu aslında hareketin içinde bulunduğu duruma ilişkin ipuçları veriyor. İşçilerin hazırlamış oldukları birkaç döviz örneği; Kiralık işçilik köleliktir, Hakkımız olanı istiyoruz, yüzde 5 olmazsa bantları durdururuz..

Sendikalar bu sürece, adım adım sınıfın davasında uzaklaşmanın, iki arada bir derede durmanın sonucu gelindi. Kapitalistler ücretli işçiyi ne kadar çok sömürürlerse o kadar zenginliklerine zenginlik katarlar.

Azami kar peşinde koşan kapitalistler sürekli işçinin emeğine göz dikiyorlar. Bunun için de bu sisteme ücretli kölelik düzeni deniyor ya. Uzun yıllar önce bir İngiliz sendikacısının söyledikleri; ‘‘Nasıl ki doğa, boşluktan nefret ederse, sermaye de karsızlıktan ya da az kardan nefret eder. Kar elverişli oldu mu,sermaye yürekli olur: yüzde 10 garantili karla her yerde kullanabilinir; yüzde 20’de kızışır; yüzde 50’de delice bir cesaret gelir; yüzde 100’de bütün insani yasaları ayaklar altına alır; yüzde 300’de işlemeyeceği cinayet yoktur’’ bizler için hala ders niteliğini taşımaktadır.

İşçi eylemlerinin bir özelliği ise toplumun diğer kesimlerince sempati ve saygı ile karşılanmasıdır. Mercedes, Porsche, Bosch… işçileri yürüdüklerinde tepkiyle yaklaşan birini görmedik bugüne değin. Hergün hayatı yeniden yaratanların gücüne duyulan güven ve dayanışma duygularının resmidir bu tablo.

Görünen o ki; içinde bulunduğumuz günlerde şöyle ya da böyle TİS’ler bağıtlanacak. Ver.di Sendikası’nın hemen masa başında anlaşması da bunu tetikleyecektir. Biz bu süreçte neler yaptık sorusuna vereceğimiz cevap gelecek için olumlu bir haber olur. Gün, dayanışma ve öğrenme temelinde eylem halindeki işçilerin yanında olma günüdür.