Tess’in yumruğu, Danuta’nın çantası

Fotoğraftaki 42 yaşındaki Tess Asplund’ya çoğu suçlu olan Neonazilerden korkup korkmadığını sorduklarında verdiği yanıt “Elbette korkmuyorum” oldu…

Müslime KARABATAK

Zamanlaması manidardır; işçi ve emekçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs’ta bir yürüyüş gerçekleşti İsveç’in Borlänge kentinde. Kendilerine Nordiska Motståndsrörelsen (İskandinav Direniş Hareketi) adını veren ve saldırgan olduğu söylenen ırkçı bir Neonazi örgütünün 300’den fazla dazlak kafa üyesinin bir yürüyüşüydü bu. thelocal.se gazetesinin yazdığına göre Borlänge aslında sol kanadın çok daha baskın olduğu, büyük işçi yürüyüşlerinin gerçekleştiği bir kentken son zamanlarda giderek oyların yönü değişmiş.

Fotoğrafta gördüğümüz; garip bir şekilde koyu yeşil kravatlarını beyaz gömleklerine sokmuş donuk bakışlı “beyaz” adamlar ve karşılarında sağ yumruğunu havaya kaldırmış gözlerini grubun liderine dikmiş bir “siyah” kadın. Fotoğraftaki 42 yaşındaki Tess Asplund’ya çoğu suçlu olan Neonazilerden korkup korkmadığını sorduklarında verdiği yanıt “Elbette korkmuyorum” oldu.
Bu fotoğraf şu satırlar yazılmadan sadece saatler önce yayınlanmıştı. Fotoğrafı çeken fotoğrafçı David Lagerlof’un Facebook hesabına şöyle bir göz attım. Sayfada bu fotoğraftan önce yayınlananlar sadece beş on beğeni almış, ancak bu fotoğraf yüzlerce yoruma, dört bin paylaşıma ve yirmi bine yakın beğeniye ulaşmış durumdaydı!

YÜZYILIN FOTOĞRAFI
Bu fotoğraf için şimdiden yılın fotoğrafı deniliyor ve ırkçılıkla mücadelenin sembolü haline gelmiş bile… O güzel siyah yumruk, korkusuz bakışlar tarihte yerini alırken, tarihteki bir başka fotoğrafa bakalım. Yer yine İsveç, Växjö kenti. Orta yaşlı bir kadın. Elinde bir çanta. Çanta, tam Neonazi’nin çıplak kafasına!.. Hans Runesson 1985 yılında çekiyor bu fotoğrafı. O zamanlar ne Facebook, ne Snap var ama yine de bu an çok paylaşılıyor, uluslararası gazetelerde basılıyor ve birçok ödül alıyor fotoğrafçı bu eseriyle. Fotoğraf “Çantasıyla Neo-Nazi’ye Vuran Kadın” olarak anılıyor.
Bu fotoğraf Nordic Reich Party (İskandinav Nazi Partisi) taraftarlarının bir yürüyüşü sırasında çekilmiş. Ertesi gün gazetede yayınlanmasının ardından bir anda patlamış ünü. 1985’te İsveç Yılın Fotoğrafı ve ardından da Vi dergisi ve Photographic Historical Society of Sweden tarafından Yüzyılın Fotoğrafı seçilmiş.

ÇANTANIN AĞIRLIĞI
Fotoğrafta çantasını bir hışımla faşizmin kafasına geçiren kadının adı Danuta Danielsson (1947-1988). Fotoğraf yayılmaya başladıktan sonra gazetecilere konuşmamayı seçmiş Danuta. Bu yüzden onunla ilgili bildiğimiz şeyler kısıtlı ama önemli detaylar içeriyor. Danuta Polonya Yahudisi bir aileden geliyor. Annesi II. Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından bir toplama kampına kapatılmış ve şans eseri hayatta kalanlar arasında yer almış. Bu bilgiler çantanın ağırlığını ortaya koymaya yetiyor da artıyor bile… Danuta’nın adı sanı bilinen bir lider olmasına hiç gerek yok zaten. Faşizmin karşısında Danuta’nın cesareti 30 yıldır onun adını bugüne taşıyan.

CESARETİN SİMGESİ
Geçtiğimiz yıl Danuta’nın dazlak kafalı Neonazi’nin kafasına çanta geçirişinin 30. yılıydı ve yine manşetlere taşınmıştı fotoğrafı, tıpkı 1985’te olduğu gibi. Ancak bu sefer biraz tartışmalı bir biçimde… İsveçli sanatçı Susana Arwin, Danuta’nın fotoğrafının çekildiği kente bir heykelini dikmek istedi ve olaylar bundan sonra patlak verdi. Sanatçı, heykelin ilk modelinin fotoğrafını Facebook sayfasında yayınladığında aslında tepkiler oldukça olumluydu. Ancak yerel belediye bu kadın heykelinin “çantasını bir silah gibi kullanarak şiddeti övdüğü” gerekçesiyle diktirmeme kararını aldı! Buradan ulusal bir tartışma aldı yürüdü. Kimi Danuta’yı kahraman ilan ediyor kimi ise bir suçlu… Heykelin dikilmesine karşı koyanların tezleri de şu: Paris ve Kopenhag terörist saldırılarının üzerinden fazla zaman geçmemişken, “şiddet” içeren bu heykel, siyasi bir söylem olarak şiddeti övüyor(!) Yani sözün özü, insanları toplama kamplarında katleden Nazizmi savunan ve ağzı kan kokan faşistlere karşı çanta kaldıran bir kadın, üstelik de Nazilerin kurbanlarından biri olan bir kadın, şiddetin simgesiymiş gibi gösterildi. Heykelin dikilmesini destekleyenler de ülkedeki her bir heykelin koluna el çantası takarak protesto ettiler. Onların savunduğu şeyse, Danuta’nın şiddetin değil, aksine faşizme karşı cesaretin bir simgesi olduğuydu.
İkiyüzlülük her yerde: Şiddeti övüyor diye kadın heykeli yasaklanırken neredeyse her şehirde üniformalı, elinde kılıcı olan heykeller neyi simgeliyor acaba diye sorarlar, ki sormuşlar da. Geçen yıl “Şiddeti övemeyiz” diyerek bir çantadan silah yaratan İsveç devletinin, bu yıl tam da 1 Mayıs’ta ırkçı ve saldırgan Neonazilerin yürüyüşüne izin verip, onların karşısında yumruğu sımsıkı dikilen kadını ise “provokasyon”u önlemek adına kenara çekmesi aynı ikiyüzülüğün ifadesi değil mi?