Uyum Yasası uyumsuzluğu teşvik ediyor

Büyük koalisyonu oluşturan CDU/CSU-SPD tarafından karar altına alınan ve parlamentoya sunulan Entegrasyon Yasası, sığınmacıları işpiyasasında kullanılmasının önünü açıyor. Yasal asgari ücret yürürlükte olmasına rağmen 100 bin mülteci 1 Euro”luk işylerde köle gibi kalıştırılacak. Bu da yetmiyormuş gibi sığınmacıların toplumdan dışlanması için bir dizi karar daha alındı.

 

Federal Hükümet, Meseberg’deki çalıştayında bir ‚uyum yasası‘ üzerinde anlaştı. Federal Şansölye Merkel (CDU), bunun üzerine Almanya tarihinde ilk olarak uyumla ilgili bir federal yasa çıkarıldığını açıkladı. Yasa, uyum konusunu eyaletlerin değil de ‚Federal’in sorunu olarak ele almakla tarihi bir kilometre taşı olma özelliğini taşımaktaydı. Yasa paketi, mülteciler açısından iyi koşullar yaratmaktaydı. Başbakan yardımcısı Sigmar Gabriel (SPD) de yasayı ‚Göç Yasası 1.0‘ olarak niteleyerek gerçek bir paradigma değişiminden söz etti. Hükümetin Uyum Müsteşarı Aydan Özoğuz (SPD); “İlk kez gerçek bir uyumu hedefleyen bir yasanın çıkarıldığını” sözleriyle sevincini ifade etti.

 

UYUMSUZLUĞU TEŞVİK EDİYOR  

Yasanın ismi uyum olsa da uyumu değil uyumsuzluğu teşvik edeceği ise açık. Bunu sadece Sol Parti değil Pro Asyl, Diakonie gibi mülteci ve yardım örgütleri de ifade ediyor: “Merkel’in talep ve teşvikle uyumu sağlayacağı iddia edilen yasasıyla yeni gelenler (mülteciler) iyi komşular, vatandaşlar haline getirilmeyecek, toplumsal birliği güçlendirmeyecek ve toplumumuzda paralel topluluklar oluşmasını engellemeyecek.”

Uyum Yasası ile CDU/CSU ve SPD yeni bir ucuz iş sektörü oluşturuyor. 100 bin mülteci Almanya’da şimdiye kadar uzun süreli işsizlerin mecbur edildiği 1 Euro’luk işlerden daha da ucuza çalıştırılacak,  80 Centlik işlerde istihdam edilecek. Yüzde 20’lik kesinti, mültecilerin iş giysisi, işe gidip gelmek için yol parası ve mülteci yurtlarında kaldıklarından ev kirası ödemeyecekleri gerekçesiyle yapılacak. Tabi ki mültecilerin çoğu boş oturmaktan kurtuldukları ve ellerine çok az da olsa para geçtiği için sevinecekler. Ancak bu yolla, Almanya’daki işsizlere şantaj yapılarak ücretler daha da aşağıya çekilecek ve ırkçıların yaydıkları önyargılar pekiştirilecek. Uyumdan yana olduklarını söyleyenler sosyal sigortalı ve hukuki güvenceli iş sözleşmelerini teşvik etmek zorunda. Yasal asgari ücretin altındaki ücretlendirme kabul edilemez. Sigortasız, düşük ücretli ve sözleşmesiz işler ne Alman ne de mülteci işçilerin yararınadır, sadece patronların karına kar katar.

 

SIĞINMACILAR TOPLUMDAN DIŞLANIYOR

Bununla da kalınmıyor; mültecilerin toplumla bütünleşmesinin önüne taşlar konuyor. Herhangi bir yerde çalışmaya başlamayan, dil öğrenmeyenler en az üç yıl sadece gösterilen yerlerde yaşamaya mecbur edilecek. yaşadıkları yerlerden ayrılamama zorunluluğu ile toplumsal dışlanma ve getto oluşumuna yol açarak uyumun gerçekleşmesini önleyecek. Bu yolla devletin istihdam ve konut politikasındaki iflası gözlerden gizlenmiş olacak.

Büyük koalisyonun Uyum Yasası, hükümetin göç ve mülteci politikasındaki bilinçli ihmallerini saklamayı hedefliyor. Örneğin uyum kurslarına gitmeyenlere uygulanacak yaptırımlar ne anlama geliyor? Mültecilerin uyum kurslarına gitmemekte ısrar ettikleri ve bunun için yaptırımların sertleştirilmesi gerektiği ile ilgili herhangi bir kanıt da yok.  Amaçlanan  halk arasında mültecilere karşı bir atmosfer yaratmak. Hali hazırda uyum kurslarına gitmeyenlere zaten yeterli yaptırım uygulanmakta. Kendine gösterilen uyum kursuna gitmeyen göçmen veya mültecilerin oturma izinleri zaten uzatılmıyor. İşsizlik yardımı alanlar eğer uyum kursu zorunluluğuna uymazlarsa paraları yüzde 10 kesiliyor. Aynı ’suçu‘ bir kez daha işlerlerse kesinti yüzde 60’a yükseltiliyor. Eğer bu yaptırımlar yeterince uygulanmıyor veya uygulanamıyorsa mutlaka bir nedeni olmalı.

Göçmen veya mülteciler dil öğrenmenin hayati önem taşıdığı konusunda ikna edilmek zorundalar. Sunulan kurslara gitmemekte ısrar eden mültecilerden çok sunulan kursların azlığı veya ihtiyaca cevap verecek içerikte olmamasının sorun teşkil ettiği konusunda kamu oyu aydınlatılmalı. Kursa gitmek isteyenler o kadar çok ki  sunulan kursların kapasitesi yetmiyor. Mülteciler tembeller, asalaklar olarak gösterilerek toplumsal parçalanma derinleştiriliyor. Buna karşı belediye ve şehirlerin istihdam ve sosyal konut politikası güçlendirilmek zorunda. Özellikle de yoksul bölgelerde bu yönde teşvikin arttırılması Almanya’da yaşayan yerli-göçmen-mülteci herkesin yararına olacaktır.

 

Sevim Dağdelen  (Sol Parti Meclis Grubu Göç ve Uyum Politikası Sözcüsü)

Çeviren: Semra Çelik

 

 

YENİ ENTEGRASYON YASASINDA NELER VAR?

 

Hükümet tarafından karar altına alınan Yeni Entegrasyon Yasası, 3 Haziran günü Federal Parlamento’da ilk kez ele alındı. İki okumadan sonra mecliste oylamaya sunulacak. 1992’de sığınma hakkının önemli ölçüde tırpanlayan Sığınma Yasası’ndan sonra sığınma hakkına en büyük saldırı olarak değerlendirilen yasada asıl olarak ülkeye gelen sığınma başvurusunda bulunan sığınmacıların hayatı çekilmez hale getiriliyor. Yasa şu maddelerden oluşuyor:

 

İspiyasası Programı: “Sığınmacıları Entegrasyon Önlemleri” çerçevesinde 100 bin sığınmacı 1 Euro’luk işlerde çalıştırılacak. Önerilen işi kabul etmeyenlere verilen sosyal yardım kesilecek. Genç sığınmacılara meslek eğitimi yaptırılacak. 3 staj yaban gençlere oturum izni verilecek, ardından da 15 aylık meslek eğitimi yapmalarına izin verilecek.

 

SÜRELİ OTURUM HAKKI SERTLEŞTİRİLDİ: Sığınma başvurusu kabul edilenlerin oturum izni bundan sonra daha önce olduğu gibi 3 ay sonra otomatikman uzatılmayacak. Üç aydan sonra 2 yıl süreli oturum verilecek. Süresiz oturum hakkı bir işyerinde çalışmaya bağlandı.

 

İKAMET SORUNLULUĞU: Bugüne kadarki uygulamaya göre, sığınma başvurusu kabul edenler daha sonra istedikleri eyalete göç edebiliyordu. Yeni düzenlemeyle buna önemli sınırlandırmalar getiriliyor. Yeni yasada ilticası kabul edilenler üç yıla kadar bulundukları eyaleti terk edemeyebilecekler. Bir işleri, meslek eğitim yeri bulunalar ise göç edebilecek.

 

 

Af Örgütü: Sığınmacıların geri gönderilmesi durdurulsun

 

Uluslararası Af Örgütü, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında yapılan mülteci anlaşmasını bir kez daha şekilde eleştirdi. Örgütün yaptığı açıklamada, AB’nin Türkiye’nin “güvenlik ülke” olduğu varsayımına dayanarak sığınmacıları geri gönderme planlarının durdurulması istendi. “Güvenli olmayan sığınak: Türkiye’de sığınmacılar ve mülteciler etkili korumaya erişemiyor” başlıklı açıklamada Türkiye’deki sığınma sistemindeki eksikler ele alınıyor.

Uluslararası Af Örgütü’ne göre Türkiye mültecilerin geri gönderilmesine yönelik uluslararası hukuka uygun üç kriteri sağlamıyor.

Birincisi: Türkiye’ye ülkesinden kaçarak gelenler resmi hukuki bir statüye sahip olamıyor.

İkincisi: Türkiye sığınmacılara uzun vadeli bir perspektif de sunamıyor.

Üçüncüsü: Türkiye’nin yüzlerce mültecinin bakımını ve barınmasını sağlayamaması.

Açıklamada, yaklaşık 3 milyon sığınmacının kendi haline bırakıldığı ve kendilerine kalacak bir yer bulmaları gerektiğine dikkat çekildi.

Uluslararası Af Örgütü’nün Mart 2016 ve Mayıs 2016 tarihleri arasında Türkiye’de 57 mülteciyle yaptığı mülakatta, görüşülen kişilerin neredeyse tamamı Türk devletinden hiçbir destek almadan hayatta kalmaya çalıştığını dile getirdi. Mülakata katılanların büyük çoğunluğu aile bireylerinden, diğer sığınmacılardan veya dinî cemaatlerden maddi yardım aldıklarını belirtti.