Suruç’tan Nürnberg’e uzanan bir hayat: İsmail Yaşar

İsmail Yaşar, 9 Haziran 2005’te NSU tarafından katledilen 6. Türkiye kökenli esnaftı. Öldürüldüğü günden bir hafta sonra Suruç’a gitmek için bilet almıştı.

YÜCEL ÖZDEMİR

9 Haziran 2005’te NSU tarafından katledilen İsmail Yaşar, Nürnberg’de öldürülen üçüncü Türkiye kökenliydi. Yaşar, 1955’te Urfa’nın Suruç ilçesinin Alanyurt’ta (Zaxwan) köyünde dünyaya geldi. Daha 23 yaşındayken, yani 1978’da, kaçak yollardan Almanya’ya gelerek Batı Berlin’de iltica başvurusunda bulundu. Ancak başvurusu reddedildi. Buna itiraz etti. Türkiye’deki askeri darbe koşulları, insan hakları ihlalleri nedeniyle sınırdışı edilemedi. Bu nedenle altı yıllık geçici oturum izni verildi. Oturum süresi bitmeden kısa bir süre önce Eylül 1983’te evlendi ve süresiz oturum izni aldı. 8 ay sonra evliliği bozuldu, boşanmak zorunda kaldı. Bir süre sonra memleketine giden İsmail Yaşar, Belgin Yaşar’la evlendi. Aynı yıl Almanya’ya geri geldi. İki çocuğu oldu. Öldürülmeden bir süre önce eşiyle ayrılmıştı. 9 Haziran’da öldürülen Yaşar, 15 Haziran’da Suruç’a gitme, ailesiyle buluşma hazırlıkları yapıyordu. Biletini almıştı. Ama 14 Haziran’da cenazesi gitti…

1994’ten sonra değişik işlerde çalışan Yaşar, sonunda geçim sıkıntısını çözmek için döner dükkanı açtı. 1997’de bu dükkana terzi ve cep telefonu satan dükkanları ekledi.

Federal Savcılık tarafından hazırlanan iddianameye göre, Nürnberg’in St. Peter semtinde bulunan Scharrer Caddesi üzerinde konteynerle kurulan İsmail Yaşar’ın imbissine, saat 9.30’u az geçe Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt bisikletle geldiler. Bir süre dükkanı gözetlediler. Görgü tanıklarının ifadelerine göre cinayet saat 9.50 – 10.15 arasında, büyük bir olasılıkla da saat 9.55’te işlenmiş. Yaşar’ı konteynerin mutfağında bulan saldırganlar, Çeska 83 tabancasıyla ateş ederek katlettiler. Cinayet sırasında beş el ateş edildiği raporlara geçildi. Polise ifade veren tanıklar, cinayet sırasında bisikletlerin kullandığını belirtti. En önemlisi de görgü tanıklarından birisi Köln’de 9 Haziran 2004’te yapılan bombalı saldırıdan sonra ortaya çıkan görüntülerdeki kişilerin İsmail Yaşar’ı öldüren kişilere benzetmişti. Böylece ilk kez bombalamayla cinayetler arasında bağ kuruluyordu.

6 Eylül 2013’te görülen NSU Davası’nın 34. Duruşması’nda katılan tanıklardan Beate K., Yaşar’ın öldürüldüğü 9 Haziran 2005’te iki kez ve farklı zamanlarda Scharrerstraße’de yakınlarında iki bisikletli gördüğünü anlattı. Bisikletiyle yaşadığı sokaktan Zerzabelshofstraße’ye giden Beate K. iki bisikletliyi ellerinde şehir planıyla görmüştü. Etrafı pek iyi bilmedikleri izlenimini veriyorlardı. Oğlunu okula bıraktıktan sonra döndüğünde Scharrerstraße’den geçmişti. Yaşar’ın döner büfesinin önünde iki adamı bir kez daha görmüştü. Biri diğerinin sırt çantasına plastik bir poşet içerisinde bir şey koyuyordu. Yaşar’ın her zamanki gibi dışarıda durmamasına şaşırmış ve “Demek ki bir şey halletmesi gerekiyor” diye düşünmüştü.

KEUP BOMBALICILARI OLDUĞU İLK KEZ TESPİT EDİLDİ

Beate K. polis ziyaretlerinden birinde kendisine gösterilen Köln’deki çivili bomba saldırısının video görüntülerinde İsmail Yaşar’ın dükkanının önündeki adamlardan birini gördüğünden çok emin olduğunu söylemişti. Video karesinde tek ve aynı kişi iki kez görünmüyordu, iki kişi vardı ve Nürnberg’de gördüklerine benziyorlardı. Görüntüyü büyüttürmüştü de. Yüz ve kulaklar çok dikkat çekiciydi. Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe’nin resimlerini ise 4 Kasım 2011’de herşey ortaya çıktıktan sonra görmüştü. Oğluna bu kişilerin Yaşar’ı öldüren kişiler olduğunu söylemişti. Ardından polisin ne zaman kendisini arayacağını merak etmişti. 2005 yılından sonra ara sıra polise bir şeyler olup olmadığını sormuş ama bir zaman sonra konu kapanmıştı. Tutuklanmalarının ardından kendine sunulan fotoğraf örneklerindeki iki adamı tanımıştı. İsimleri aklına gelmiyordu. Ekranlarda uçuşan fotoğraflar üzerine, bunların gördüğü kişiler olduğunu söylemişti.

Ne var ki polis Beate K.’nın verdiği bu ilk net ifadeye rağmen katillerin Alman Neonaziler olabileceği ihtimali üzerinde durmadı. Sorgulamalar ve soruşturmalar çoğunlukla Türk, İtalyan ve İspanyol mafyaları yönünde oldu. Ayrıca İsmail Yaşar’ın Hollanda’daki uyuşturucu kaçakçılarıyla bağlantılı olduğu ileri sürüldü. Hatta o zaman bir gazetede açık bir şekilde Yaşar ve ondan önceki esnafların öldürme nedeninin Türkiye’den gelen uyuşturucu olduğunu yazdı. Hem de hiç bir somut kanıt ortaya konulmadan. Bu yüzden Yaşar’ın öldürülmesinden sonra ırkçı terör örgütü tarafından yapılan cinayetler “Döner-Morde” olarak tanımlanmaya başlandı.

Beate K.’ye de çoğunlukla yabancı zanlıların resimleri gösterildi ve gördüklerinin bunlar olup olmadığı soruldu. O ise söz konusu kişilerin güneyli değil kuzeyli olduğunda ısrar ediyordu.

Cinayetin Neonazi NSU tarafından ilendiğinin açığa çıkmasından sonra yanına uğrayan bir polis olmamış. K.’nın sözünü ettiği şehir planı daha sonra Zwichau’da ateşe verilen evde bulunmuştu. Planın üzerinde Yaşar’ın işlettiği imbissin adresinin yanına elle “7” yazılmıştı.

Başka bir tanıkta cinayeti işleyen kişileri bir kilometre ötedeki siyah kombi arabaya kadar izlemiş. Bisikletlerini arabaya bindiren katiller daha sonra olay yerinden uzaklaştılar.

Gerçekten de daha sonra Uwe Böhnhardt’ın Holger Gerlach takma adıyla siyah Skoda Octavia kiraladığı tespit edildi.

Bazı tanıklar, olay günü davanın başsanığı Beate Zschaepe’nin de aynı gün Nürnberg’de olaya yakın bir süpermarkette gördüklerini söylediler. Ancak dava boyunca bu konuda somut bir delil elde edilemedi. Tanık C., Zschaepe’yi gördüğüne eminin olduğunu, o sırada Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos’un da imbissin karşı tarafındaki oyun alanında beklediklerini ileri sürdü.

ÖĞRENCİLERİN CAN DOSTUYDU

İsmail Yaşar’ın öldürülmesi yaşadığı semti yasa boğdu. Zira, semtin merkezi yerinde döner satan Yaşar’ı pek çok kişi tanıyordu. En çok da yakınındaki okulun öğrencileri. Onlarla iyi bir arkadaşlık kurmuştu ve öğrencilere indirimli döner veriyordu. Öğrenciler daha sonra döner dükkanına çevresine katillerin ortaya çıkarılması için yazılar yazdılar.

Polis her zaman olduğu gibi cinayetin ırkçılar tarafından yapılmış olabileceğini hesaba katmadı. Pek çok arama ve ev baskın yaptı. Baskının yapıldığı yerlerden biri de Yaşar’ın arada bir gidip geldiği Kürt Kültür Derneği oldu. Derneğe gidip gelen herkes sorgudan geçirildi, parmak izi alındı, DNA testi yapıldı. Polisin dernek üyeleri üzerindeki baskısı bir çok aileyi olumsuz etkiledi, kimileri bu baskılar nedeniyle boşandı. Dahası dernek üyelerinin bir kısmı kentten taşındı. Çünkü sıranın kendilerine geleceğinden korktular. Dernek Başkanı Recep Yüksel baskılar nedeniyle hastalandı. Yine cinayetin Yaşar’ın ayrıldığı eski eşi tarafından yaptırılmış olabileceğinden hareketle telefonları dinlendi, ama bir sonuç elde edilemedi. Baskılardan bunalan Yaşar’ın son eşi Belgin sonunda İstanbul’a göçmek zorunda kaldı. Ortak çocukları ise halen Nürnberg’de yaşamaya devam ediyor. Babasının öldürülmesinden sonra kendisinin ve okul arkadaşlarının da ifadesi polis tarafından alınmış. Arkadaşlarına babasından uyuşturucu satın alıp almadıkları sorulmuş. Halbuki, cinayetten sonra yapılan aramalarda, toplanan delillerde uyuşturucu kullanıldığına dair bir delil bulunmadığı halde. Oğlunun uyuşturucu iddialarına karşılık polise söylediği “Babam sigara dahi içmiyordu” demesi dahi inandırıcı bulunmadı.

Yaşar’ın annesi ve kardeşleri halen Urfa-Suruç’ta yaşıyor. Alman polislerin 2009 yılında bir tercüman eşliğinde Türkiye’ye gelerek, Suruç Savcılığı’nda öldürülen amcası İsmail Yaşar’ın birinci derecede akrabalarının ifadesine başvurduğunu belirten yeğen Murat Yaşar, „Alman Emniyet yetkilileri ‘Öldürülen İsmail Yaşar’ın bir düşmanı var mıydı?’ sorusundan öteye bir türlü gidemediler. Cinayeti hep kendi çevremizden aradılar” diyordu.

İsmail Yaşar’ın Almanya’daki çileli yaşamı, onun gerçekten yaşam mücadelesi veren bir Kürt emekçisi olduğunu yeterince ortaya koyuyor. Cinayet yine sabah saatlerinde, dükkan sakin olduğu saatlerde işlenmiş. Soruşturmanın yönü diğer cinayetlerde olduğu gibi yine ırkçılara değil, göçmenlere çevrilmiş ve genel olarak göçmenlerin kendi içindeki çatışmanın cinayetin arkasında olduğundan hareket edilmiş.