İspanya’da neoliberal biat koalisyonu kapıda

ELİF GÖRGÜ

İspanya halkı, altı ayda ikinci kez milletvekili seçimleri için sandığa gitti. 26 Haziran’da yapılan erken genel seçimlerde gelenek” yine bozulmadı, merkez sağ ve merkez sol partiler ilk iki sırayı aldı. Sağ parti PP oylarını yükseltirken, sol ittifak ise önceki seçime göre 1 milyon oy kaybetti. Avrupa sermayesi ise bir an önce kendi politikalarını rahatça dayatacağı bir hükümetin kurulmasını bekliyor.

Birinci parti sağ muhafazakar Halk Partisi (PP), ikinci parti sosyal demokrat Sosyalist Parti (PSOE) oldu. İki partili sistemi yıkmasına kesin gözüyle bakılan Podemos (Yapabiliriz) partisi ile Birleşik Sol (IU) ittifakı olan “Unidos Podemos” (Birlikte Yapabiliriz) ittifakı, anketlerin işaret ettiğinden çok daha az oy alarak yüzde 21 ile 71 milletvekili çıkarabildi. 25 Aralık 2015 seçimlerinde de Podemos 69, Birleşik Sol 1 milletvekili almışlardı. Böylece milletvekili sayısında önemli bir değişiklik olmadı ancak 1 milyon oy kaybetti. Katalonya ve Bask Ülkesi özerk bölgelerinde ise Podemos’un liderliğini yaptığı ittifaklar birinci çıktı.

SAĞ PARTİ OYUNU ARTIRDI MUTLAK ÇOĞUNLUK YOK

Son aylarda yolsuzluk tartışmaları ve soruşturmalarıyla gündemden düşmeyen, bürolarına polis baskınları yapılan iktidardaki muhafazakar sağ partisi Halk Partisi (PP), sürpriz bir şekilde oylarını artırarak yüzde 33 ile 137 milletvekili çıkardı, önceki seçime göre meclisteki koltuk sayısını 14 artırdı. Katalonya ve Bask Ülkesi dışındaki tüm özerk bölgelerde birinci parti oldu. Oyunu düşürerek ilk defa üçüncü sıraya gerilemesi beklenen Sosyalist Parti (PSOE) ise 5 milletvekili ve yaklaşık 150 bin oy kaybetmesine rağmen yerini korudu, yüzde 23 ile 85 milletvekili çıkardı.
25 Aralık seçimlerinde olduğu gibi hiçbir parti mutlak çoğunluğa ulaşacak kadar oy alamadı. Seçime katılım yaklaşık yüzde 70 olurken, İspanyol medyası şimdiden PP ve PSOE’nin Büyük Koalisyon hükümeti kurabileceği tartışmasını başlattı.
Seçim öncesinde Unidos Podemos ve PSOE’den oluşacak bir “Sol Hükümet” ihtimali üzerinde durulurken verilen oylar bu iki partinin milletvekili sayısının mutlak çoğunluğa ulaşmasına izin vermedi.
İyi anlaşacak ‘büyük koalisyon’ ise, Avrupa sermayesinin de talebi. Ancak kolay değil. PP Lideri Mariano Rajoy ilk görüşme talebini PSOE’ye yapacağını duyurdu. PSOE Lideri Pedro Sanchez’in ilk açıklamaları ise büyük koalisyonda yer almayacakları yönünde oldu. Sanchez kesin konuşsa da parti içi tartışmaların olgunlaşması da gerekiyor. Büyük medya da iki lideri “sağduyulu olmaya, anlaşmazlıkları çözmeye” çağırıyor.

BRÜKSEL’İN GÖZÜ KEMERLERDE

Bir an önce hükümet kurulsun isteyen Avrupa Birliği ve Avrupa sermayesinin diğer kurumları da, İspanya’nın dış borçlarını ödemesini, bütçesinde milyarlarca avroluk kesintiler yaparak kemerleri iyice sıkmasını istiyor.
Yine Fransa’da olduğu gibi işçi haklarına da göz dikilmiş durumda, iş yasasında reform talebi var. Bu nedenle Brüksel, dayatacağı para politikalarını zora sokacak hiçbir hükümete sıcak bakmıyor. PP, bu konuda Brüksel’i hayal kırıklığına uğratmayacak bir parti. PP lideri Rajoy, ilk görüşmeyi PSOE ile yapacağını söylerken sadece koalisyonu değil, “Avrupa’ya verilen sözleri, 2017 bütçesini, yeni yasaları” da görüşmek istediğini de belirtti.
Farklı çevrelerin beklentileri bir yana, İspanya’da hükümeti kurmak bu kez de kolay olmayabilir. PP ve PSOE’nin birbirlerine yönelik sert eleştirileri henüz unutulmadı. Ülkede siyasi kriz sürecek mi önümüzdeki günlerde belli olacak. Hem liderlerin ilk görüşmeleri gerçekleştirmesi, hem de İspanya emekçilerinin olası koalisyonlara tepkisini görmek gerekiyor.

PODEMOS’TAN İLK AÇIKLAMA: SONUÇLAR KÖTÜ

Podemos’tan yapılan ilk açıklamada ise “Sonuçlar Podemos için de İspanya için de kötü” denildi.
1978’den bu yana İspanya’da iktidar Halk Partisi (PP) ile Sosyalist Parti (PSOE) arasında gidip geliyordu. 25 Aralık 2015 seçimlerinde ilk defa iki parti de mutlak çoğunluğa ulaşamamış “iki partili sistem yıkılıyor” tartışmaları başlamıştı. Partiler koalisyon kurmada anlaşamayınca İspanya Kralı Felipe, seçimlerin yenilenmesine karar vermişti.

SOL HÜKÜMETE YETERLİ OY NİYE VERİLMEDİ?

Bir süredir ana akım medyada “Unidos Podemos” ittifakının “iki partili sistemi” devirerek ikinci parti olacağı yazılıyor, anketler de benzer sonuçlar gösteriyordu. Hatta pazar günü sandık başında yapılan ve sandıklar açılmadan hemen önce yayınlanan anketler, 90’dan fazla milletvekili çıkaracağı ve PSOE ile “sol bir hükümet” kurabilecek vekil sayısına ulaşacağına işaret ediliyordu.
Ancak sadece bir saat kadar sonra sayılmaya başlayan oylar, başka sonuçlar verdi. Unidos Podemos, seçimlerden, oyları artırmak bir yana 1 milyon da oy kaybederek ve bir nevi yenilgiyle çıktı.
Bunun birkaç nedeni olabileceği üstünde duruluyor. Birincisi İngiltere’nin AB’den ayrılma kararının, kemer sıkma politikalarına karşı olsa da AB’den ayrılma eğilimi pek göstermeyen İspanyol halkını “korkuttuğu” yönünde.
Podemos, aslında hiç AB karşıtı olmadı, Avrupa Parlamentosu’nda da milletvekilleri var, ancak başından beri merkez medya ve Halk Partisi bu argümanı çok sık kullandı. “AB korkusu”nun son anda eğilimlerin değişmesinde etkili olabileceği belirtiliyor.

‘NASIL BİR HÜKÜMET’TEN ‘NASIL OLURSA OLSUN’A

Podemos’a karşı medya kampanyası geçtiğimiz aylarda yapılan koalisyon kurma çalışmalarında da öne çıkmıştı. İspanya Kralı Felipe’nin PP’den sonra hükümet kurma görevini verdiği PSOE ile ilkelerde anlaşamayan Podemos’un lideri Pablo Iglesias, başbakan yardımcısı olacağı bir hükümet kurulmasını talep etmişti.
Ancak iki parti Katalonya’da bağımsızlık referandumu yapılması gibi bazı temel meselelerde uzlaşmaya varamamıştı. Bu süreçte medya Podemos’u “kendini dayatan, uzlaşmayan” parti olarak lanse etti. Ayrıca hükümet kurma meselesi “hangi politikaları yürütecek” hükümet tartışmasından uzaklaştırılarak “hükümet kurulacak mı kurulmayacak mı” tartışmasına sıkıştırıldı.

PODEMUS’UN DEĞİŞİMİ VE İSPANYOL EMEKÇİLERİNİN DEMOBİLİZASYONU

Öte yandan 2014 yılında kurularak hızla bir yükselişe geçen Podemos (Yapabiliriz) hareketindeki politik geri adımlar da görmezden gelinemez.
2011 yılında, ekonomik krizin gençler arasında yüzde 50’lere çıktığı, ailelerin kredilerini ödeyemedikleri için evlerinden atılmaya başlandığı süreçte İspanya’da, “15 Mayıs hareketi” ya da “Öfkeliler” adını alacak bir gençlik isyanı baş gösterdi. Başkent Madrid’in Sol Meydanı’nı “işgal” eden gençler hem demokrasi istiyor hem işsizliğe isyan ediyordu. Podemos hareketinin liderleri de, başta Madrid Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi olan Pablo Iglesias olmak üzere, bu eylemlerle birlikte görünür oldular.
Ancak o sırada iktidarda sağcı Halk Partisi PP değil sosyal demokrat Sosyalist Parti (PSOE) hükümeti vardı. Resmi olarak 2014 yılında kurulan Podemos, ilk kez aynı yıl Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerine katıldı ve yüzde 8 oy alarak AP’ye 5 milletvekili soktu. 3 ay önce kurulmuş bir parti için oldukça başarılı bir sonuç oldu.

İKİ YILDA BÜYÜK GERİ SIÇRAMA

Podemos’un AP seçimleri için programı ise ilericiydi; kemer sıkma politikalarına karşı mücadele, başta AB’ye olmak üzere dış borçları ödemeye hayır, iletişim ve enerji gibi kimi stratejik işletmelerin yeniden kamulaştırılacak, işten atmaların yasaklanacak, emeklilik yaşı düşürülecek, diyordu. İspanya emekçilerinden ilk oylarını böyle alan Podemos, birkaç ay sonra yeni bir ekonomik program hazırlatarak bunların hepsinden geri adım attı. Sistem karşıtlığı önce “kast karşıtlığına” yani sadece “siyasi elitlere” karşı olmaya dönüştü, sınıf mücadelesi söylemi reddedildi. Hatta uzun süre ilerici güçerle ittifak karşıtı tutum alındı.
26 Haziran seçimleri için kurulan Unidos Podemos (Birlikte Yapabiliriz) ittifakı ise Podemos Lideri Iglesias, “sosyal demokrat bir ittifak” diye niteleyerek politik duruşlarına son noktayı koymuş oldu.
Bu arada yerel seçimler, Katalonya seçimleri, iki genel seçim derken bir ara sık sık kemer sıkma politikalarına karşı genel grevlerle gündeme gelen İspanya’da, işçi ve emekçiler de sokaktan çekilerek beklentilerini sokak ve işyeri mücadelesinden “yeni hükümete ve meclise” yönlendirdi. “Yeni sol hükümet kurulacak”, “Podemos geliyor” beklentisi de belli olaran sokağı sakinleştiren bir etki yarattı.