Açık hava müzesi Prag

Ali Çarman

Tarihi çok derinlere, M.Ö 4000’lere dayanan Prag, Avrupa’da merak edilen ilk on şehir arasında yer alır. Ve Prag hakkında o kadar güzel şeyler söylenir ki, bunları sayfalara sığdırmak oldukça zor. Bizler de bir grup arkadaş olarak Prag’ı gezelim, görelim bilgimize bilgi katalım dedik ve yola koyulduk. Doğrusu her birimiz ayrı ayrı heyecanlıydık. Prag’da güne güllük gülistanlıkken aniden bardaktan boşalırcasına yağan yağmurla karşılandık.

Turistlerin ilgisini çeken yerlerin başında; Charles Köprüsü, Prag Kalesi, Kafka Müzesi ve Hatuş Usta’nın saati gelir. Uzun yıllara dayanıklı olması ve şövalyelerin dövüşleri için yapılan Charles Köprüsü daha sonraki yıllarda şehrin yaşamında önemli bir yer tutmuş. Vltava nehri üzerindeki köprüye sağlı sollu yapılmış onlarca değişik heykel ona ayrı bir güzellik katmış.

Her halkın tarihinde mistik söylenceler vardır. İri,siyah bir köpeğin Prag Kale’sinin girişinde dolaştığı ve gecenin geç vakitlerinde ziyaretçileri koruduğu söylencesi gibi. Gün batımının kızıla vuran aydınlığında fotoğraflar çektirirken Aziz Jan Nepomuck’in ruhunun köprüden ayrılmadığına ilişkin anlatılanlara gülüp geçerken bronz rölyefe el sürdük.

Avrupa’da ne kadar görkemli kale, şato varsa bunlar genellikle yükseklere inşa edilerek güç gösterisi ve halka gözdağı vermenin nesneleri olmuştur. Korkuyu yüreklerinin derinliklerinden atamayan egemenler, böylece kanla inşa edilen saraylarında biraz da olsa rahat uyuyabilmişler..

(Anti)Komünizm Müzesi

İkinci emperyalist paylaşım savaşı yıllarında Çekoslavakya, kapitalist gelişmişlik ve işçi sınıfının varlığı bakımından Doğu Avrupa’nın en gelişkin ülkesiydi.

Prag’da gezinirken birçok yerde Komünizm Müzesi reklamlarını gördük. Biraz tereddü biraz merak eşliğinde gitmeye karar verdik. Günümüz Rusya’sını sembolize eden Matruşka resimli tanıtım afişi aslında içerde nelerle karşılaşacağımızı bize haber veriyordu.

Girişte hemen sağımızda kocaman bir Lenin heykeli ile karşılaşınca biraz sevindik ancak bu sevinç çok sürmedi. Müze denilen küçük alanda adeta üst üste istif edilmiş; Marx, Lenin, Stalin’nin bakımsız onlarca heykeli, yırtık birkaç afiş, sorgulama odası, Marschall Planı’na övgüler ile tam bir anti-komünizm ortamı…

Kafka’nın şehri

Bir yazarın ismi bir şehirle ancak bu kadar anılır. Şehrin gezilen her yanında Kafka’nın izine rastlamak mümkün. Para getiren her değerin pazarlandığı bir sistemde; Kafka fotoğraflı tişortlar, posterler, kupalar, fincanlar, sigaralıklar, anahtarlıklar, çantalar gibi hediyelik eşyaları bütün dükkan ve mağazalarda bulmak mümkün. Eeee ne de olsa yılda 25 milyondan fazla turist şehre akın ediyor.

İlgi gören mekanlar arasında yer alan Kafka Müzesi açık olduğu her saatte kalabalık grupların ziyaretine sahne oluyor. Loş bir ortamda fotoğraflar, kitaplar, el yazmaları ve daha onlarca objenin yanı sıra görsel-işitsel olarak da sunumlar yapılmakta.

Jan Hus (infaz) Meydanı

Eski belediye binası ve çevresi tam bir cümbüş yeri. Özellikle her saat başı yüzlerce insan yüzünü astronomik saate dönerek büyük bir heyecanla yukarıya göz dikiyor. Saat başı gerçekleşen küçük figürlerin gösterileri alkışlarla son buluyor. İlgi odağı durumundaki astronomik saatin oldukça bir trajik öyküsü var. 1490 yılında binanın dış duvarına eklenen saat büyük beğeni toplar. Şehrin ileri gelenleri bundan endişelenirler ve saati yapan ustanın gözüne mil çekerek daha güzelini yapmasını engellerler. Eski şehir meydanını gezmeye doyum olmuyor. Her yapının her anın kendine has özellikleri var. Meydanın orta yerine adını reform hareketi önderlerinden alan kocaman bir anıt yapılmış. Çek asıllı teolog Jan Hus, Konstanz (Almanya) konsili tarafında yargılanır, düşüncelerinden pişmanlık duyması istenir. Jan Hus bu onursuzluğu şiddetle reddeder. Dönemin egemenleri ve kilise yöneticileri tarafından 4 Temmuz 1415’te diri diri yakılarak idam edilir. Bunun üzerine Husçular belediye binasını basarak tutsak arkadaşlarını özgür bırakır, birçok Katolik yöneticiyi ise kulenin yüksek duvarından aşağı atarlar. 1437 yılında ise 56 Husçu, 1621’de de 27 isyancı bu alanda idam edilir.

Julius Fuçik Anıtı

Gezimizin son günü Julius Fuçik anıtlığını ziaret etmeye karar verdik. Darağacından Notlar kitabı ile dünyanın dört bir yanında sosyalistlerce tanınan ve Çekoslavakya Komünist Partisi önderlerinden Fuçik’in yaşamı derslerle dolu. Faşistler sessizce Çekoslavakya’yı işgal ettiklerinde komünistler direniş örgütlemeye çalışırlar.Bu çalışmaların içinde yer alan Fuçik tutuklanır. Bir yıldan fazla Pankrac hapishanesinde tutulduktan sonra katledilmek üzere Berlin’e götürülür.

Olsanske Hrbıtovy mezarlığının giriş kapısına geldiğimizde önce bir demet kızıl karanfil aldık ve Fuçik anıtlığını sormaya başladık. ‚O yiğit bir insandı, komünistti!‘ diyerek bizlere yol tarifi yapan görevli bir kadının yardımıyla anıtlığın önüne geldik… Elinde illegal bir gazete ile Julius Fuçik karşımızda. Yanı başında ise bir kadın yoldaşı. Ravensburg toplama kampında katledilen binlerce kadın anısına dikelen bu anıt içimizi burkuyor. Hepimiz konuşmaktan kaçınıyoruz. Saygıyla eğilip karanfiller bırakıyoruz.

Ziyarete değer bir kent

Köprülerin, kuklaların, Kafkanın, aşıkların, masalların şehri olarak anılan Prag, mimarisi, kuleleri ve kiliseleriyle Ortaçağ görünümünden bir şey kaybetmemiş. Sayısızca hediyelik cıncık boncuk satan mağazalar, daracık sokaklar, ünlü birahaneleri ile tamamen turizme endeksli bir şehir görünümündeki Prag, günün 24 saati canlılığından bir şey kaybetmeden cazibesini sürdürüyor.

Zamanınız ve olanağınız el veriyorsa üç beş günlüğüne Prag şehrini gezin. Göreceksiniz ve ’ne iyi etmişim Prag’a gelmekle‘ diyeceksiniz.