Dünya işçilerinin sorunları aynı, peki ya çözüm?

Asya, Avrupa ve Amerika’dan genç işçi ve sendikacıların katılımıyla Berlin’de bir gençlik kampı düzenlendi.

Lili CAN

UniGlobal Sendikası Ticaret İşkolu, Alman Ver.di Sendikası ve Friedrich-Ebert Stiftung Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği gençlik kampı, Asya, Avrupa ve Amerika’dan genç işçi ve sendikacıların katılımıyla 10-16 Eylül’de, Ver.di Sendikası’nın Berlin’deki Gençlik Eğitim Merkezi’nde gerçekleşti.

Genç işçilerin karşılaştığı sorunların ve sendikaların uygulaması gereken stratejilerin masaya yatırıldığı kampta, çeşitli ülkelerden yaklaşık 30 genç deneyimlerini paylaştı. 2017’de düzenlenecek olan UniGlobal Sendikası Ticaret İşkolu Konferansı’na gençlerin katılımını artırmayı hedefleyen bu kamp ile uluslararası bir ağ kurmak da amaçlanıyor.

FARKLI ÜLKELERDEN İŞÇİLERİ BİRLEŞTİREN NE?

Farklı biçimlerde olsa da, Brezilya’daki işçiyle Belçika’daki işçiyi, Uruguay’daki işçiyle Almanya’daki işçiyi birleştiren şey; karşılaştıkları sorunlar. Kiminin sorunu çalışma alanındaki sağlığı tehdit eden ortam, kimininki uzun ve yorucu çalışma saatleri yüzünden sevdikleriyle zaman geçirecek enerjisinin bile kalmaması… Örneğin, öncesinde bir süper markette kasiyerlik yapan Endonezyalı Sri, şimdi bir mağazanın müşteri hizmetlerinde çalışıyor. Sendikaya neden üye olduğunu şöyle anlatıyor: “Bazı işyerlerinde eğer bir erkek çalışıyorsa, karısı ve çocukları onun sigortasından faydalanabiliyordu, ancak bir kadın çalışanın çocukları onun sigortasından faydalanamıyordu. Bunun değişmesi için bir şey yapmam gerektiğini düşündüm.”
İsveçli depo işçisi Josephin ise çalışmaya başladığında sendikaya kaydolmuş ancak sendikalı olmanın ne demek olduğunu sonradan öğrenmiş. Şimdiyse çalıştığı yerde işyeri temsilcisi ve sendikayla henüz tanışmamış diğer işçileri de mücadeleye katmak istiyor. İsveç’teki çalışma koşulları hakkında bilgiyi Adam veriyor; “İşçilere birkaç saatlik kontratlar dayatılıyor, hatta bazıları haftada 5 saat olabiliyor. Bu az zamanlı çalışmanın başka ülkelerde de olduğunu gördüm, ancak bazı ülkelerde bizden daha kötü durumda olduklarını öğrendim… Burada öğrendiğim şeylerden birisi de şu; eğer biz sendikalarımızla faaliyetlerimizi planlarsak en büyük adımı atmış oluruz.”

DAHA BİLİNÇLİ VE PLANLI ADIMLAR

Sri Lanka’dan katılan Norika posta memuru olarak çalışıyor. Aynı zamanda üyesi olduğu sendikanın gençlik sekreterliğini üstlenmiş. “Genç işçileri aktif sendika üyeleri haline getirecek stratejiler yaratmak lazım” diyen Norika, bu kampta strateji ve örgütlenme üzerine verilen eğitimden sonra şunları söyledi: “Farkında olmadan buradaki bazı yöntemleri kullanmışız, bu yüzden sevinçliyim. Ancak artık sorunu ortaya koyma ve işçilerin bu sorunları çözmesi adına daha bilinçli adım atacağız. Gençleri daha aktif ve kolektif bir şekilde sendikal mücadeleye katmalıyız.”

Sri Lanka’da gençler ücretlerin daha da düşürülmesi ve güvencesiz çalışmayla yüz yüze.

HAYALİM İŞYERİME SENDİKA GETİRMEK’

İrlanda’dan Eoin, uluslararası bir firmanın Dublin’deki mağazasında çalışıyor. Hâlâ toplusözleşme hakkı elde edemediklerini söylüyor. Üyesi olduğu Mandate Sendikası’na işyerindeki arkadaşlarını harekete geçirmek ve çalışma koşullarının patron tarafından kötüleştirilmesini engellemek adına katılmış. “Bu kampta örgütlenmeye dair sorunu belirleme, işçi haritası çıkarma ve planlama gibi pratik yollar öğrendim. Aynı zamanda, başka ülkelerden işçi arkadaşlarla bağ kurduk. Hayalim burada öğrendiğim yöntemlerle çalıştığım yere sendikayı getirmek, toplusözleşme ve sendikaya tanınırlık hakkı kazandırmak” diyor.
Sınıf mücadelesine inandığı için Brezilya UGT Sendikası’nda çalışma yürüttüğünü söyleyen Matias da, ülkesindeki işçi gençlerin düşük ücretler ve kayıt dışı çalıştırılma ile yüz yüze kaldıklarını anlatıyor. Diğer ülkelerdeki gençlerle çalışma koşullarında benzerlikler olsa da sendikaların örgütlenme biçimlerinin faklı olduğunu ekliyor. Kampta yapılan çalışmaların genç işçiler arasındaki dayanışmayı güçlendirdiğini söyleyen Matias, işçi sınıfının farklı ülkelerde farklı zorluklarla boğuştuğunu, bu sorunları tanımak ve ona göre plan yürüterek genç işçileri mücadeleye katmak gerektiğini düşünüyor.
Aslında, her ne kadar farklı ülkelerde, çeşitli sorunlarla yüz yüze kalsalar da, işçilerin küçük ya da büyük bu sorunlar etrafında planlı bir biçimde örgütlenmeleri, dünyanın tüm işçilerinin aynı dili konuşmasını sağlıyor.


PLANLAMA, ÖRGÜTLEME, GÜÇLENME

Kamp katılımcılarının ilgiyle takip ettiği örgütlenme eğitiminde, bir işyerinde sendikalaşmaya giderken hangi adımlar izlenmeli ve nasıl yapılmalı gibi noktalar üzerine duruldu. Eğitimde üzerinde durulan noktalar kısaca şöyleydi:
* Herhangi bir işyerinde işçilerin genelini derinden etkileyen bir sorun varsa onun üzerinden hareket edilmeli. Bu belki tuvaletlerin bozuk olması, çalışma ortamının tozlu olması, belki de yemeklerin kötü çıkması olabilir… Bu sorun işçilerin ‘çözemeyeceğiz’ diye gözünü korkutan değil, aksine ‘eğer birlikte yaparsak çözeriz’ fikrini işleyen bir biçimde ele alınmalı.
* Her işyerinde işçiler arasında saygı duyulan, dediği dinlenen, piknik, futbol maçı gibi sosyal etkinlikleri organize eden, işyerindeki sorunları dillendiren birileri mutlaka vardır. Bu öncü işçilerin tespit edilmesi ve onların da içinde olduğu bir komite kurulması gerekir.
* Nerelerde örgütlülük olduğunu, nerelerde güçsüz olduğunu gösteren ve sendika üyesi olmayan ama sorun etrafında birleşmiş işçilerin toplu halde sendikaya katılımı için bir işyeri haritası çıkarmak önemli.
* İyi bir planlama yapılmalı. O kampanyadan çıkarılması gereken sonucun ne olacağı, her üyenin yapılması gerekenleri iyi anlamış olması, yapılabilecek ve kazanılabilecek işler ile başlanmalı. En önemlisi de her yapılan kampanya ile sendikaya katılımı artırarak, mücadeleye daha güçlü bir şekilde devam edilmesi hedeflenmeli.
* Var olan sorun hakkında anket, aynı renk giyinme gibi küçük çaplı, imza toplama, stiker ya da rozet takma gibi orta çaplı ya da boykot, tek günlük işbırakma gibi daha büyük çaplı eylemler yapılması. Sorunların yaşandığı, ancak sendikanın güçlü olmadığı işyerlerinde bu maddeleri hayata geçirmek her zaman mümkün olmayabilir. Burada asıl verilmek istenen mesaj; bir sistematiğin olması gerektiği. Her işçi kendi işyerinin koşullarını bilir. Kimisinde sadece 1 dakika içinde doldurulabilecek, seçenekli cevapları olan, az ama sorunu doğru ele alan soruların olduğu bir anket gerekir. Bazı işçiler ise çay ve yemek molalarında ya da iş çıkışı servislerde daha geniş bir zamanda anketi yanıtlayabilir…
* Yapılan her bir toplu eylem aslında sendikaya toplu katılımı da içermeli ki işyerinde sendikal bir örgütlülük olduğunu ve onun gücünü işverene göstermeli. Örneğin, tuvaletlerin onarılması için yapılan eylem ve örgütlülük ile kazanım elde eden işçiler bunu sendikal kazanıma dönüştürmeli ve bir sonraki adım biraz daha büyük bir sorunu çözmek olmalı.