Eşit ücret konusunda uzlaşma

200 ve üstü çalışanın olduğu işletme işçilerine, iş arkadaşlarının aynı işte ne kadar kazandıklarını söyleme zorunluluğu getirildi.

Federal Kadın Bakanı Manuela Schwesig (SPD) yakasına asabileceği mütevazi bir başarıya imza attı. Geçtiğimiz hafta Başbakanlıkta buluşan hükümet partileri CDU, CSU ve SPD arasında Eşit Ücret Yasası’nda (Entgeltgleichheitsgesetz) uzlaşı sağlandı. Bundan sonra 200 kişinin ve üstünde çalışanı bulunan işletmelerde, yetkililere çalışanlarının aynı ya da benzer işi yapan iş arkadaşlarının ne kadar ücret aldıklarını sorma durumunda açıklama yapmak zorunluluğu getiriyor. Bakan Schwesig böylece ücretlerde yaşanabilecek adalesizlikleri ortaya çıkarmayı umuyor. Bakan, yasanın ilk taslağını 2015 yılı sonunda bitirmişti, içerikte koalisyon anlaşması çerçevesinin ötesine gidildiği için bakanlıkta dondurulmuş halde bekletiliyordu. Schwesig, yeni şeffaflık kurallarını 6 ve üstü çalışanı olan işletmelerde geçerli olmasını sağlamak istiyordu. CDU’da aykırı seslerin çıkması gecikmedi, çok ‚bürokratik‘ bir plan olduğunu söylediler.

Seçimlere bir yıl kala koalisyon partileri arasında karşılıklı tavizler başladı. Geçtiğimiz haftalar Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble (CDU) tarafından aileler için küçük vergi indirimi ve sadaka istemi SPD tarafından kutsanmasının ardından karşılık olarak eşit ücret yasası uzlaşısı takip etti.

2013 Koalisyon anlaşmasında, ücretlerde şeffaflık kuralları 500 çalışanı ve üstü için geçerli olacağında anlaşılmış olduğu yer alıyordu. Bakan Schwesig kadınların çoğunun küçük işletmelerde çalıştığına dikkat çekip, bu durumda bu yasanın kadınların yüzde seksenine bir şey getirmediğini söyleyerek, bu anlaşmaya defalarca itiraz etmişti. Deutschlandfunk’a konu hakkında demeç veren Bakan Schwesig ‚Gediği‘ açmayı başardığını belirtti.

SPD-Fraksiyon Başkanı Thomas Oppermann, uzlaşmanın yaklaşık 14 milyon çalışan için ‚ileriye büyük bir adım‘ olduğunu söyledi. Erkeklerden ortalama yüzde 21 daha az ücret alan kadınlar için bu yasa inisiyatifinin daha da önemli olduğunu belirten Oppermann’a göre ‚yapısal dezavantajlar‘ çekildiğinde hala ‚yüzde 7 gerçek ücret ayrımı‘ devam ediyor. Bu düzenlemeyle TİS’e bağlı işletmelerde yeni yasaya dayanarak işçiler bilgi alma hakkını işyeri temsilciliği aracılığı ile kullanabilecekler. Düzenleme, 500 çalışanı bulunan işletmelere en geç her beş yılda bir kontrol ettirme, ücretlendirme dahil eşitliği sağlamak için yapılan tedbirlerin rapor edilme zorunluluğu 500 üzerinde çalışanı bulunan anonim şirketler içinde geçerli ve bu 4 bin kuruluşta çalışan 6,6 milyon personeli kapsıyor.

Anlaşmadan hemen sonra CDU sıralarından protestolar gecikmedi. Parlamentoda orta sınıf grubu başkanı Christian von Stetten Bild gazetesine verdiği demeçte, uzlaşının Koalisyon anlaşmasına aykırı olduğu ve böyle birşeyin Federal parlamentoda karara bağlanmaması gerektiğini söyledi. Düzenlemeye övgü sendikalardan geldi, ama aynı zamanda Federal Alman İşverenler Birliği’nden de (BDA). DGB (Alman Sendikalar Birliği) Başkan Yardımcısı Elke Hannack, anlaşmayı selamladığını, ancak sendikaların daha fazla cesaret arzulamış olduğunu söyledi.

Ayrımcılığa Karşı Federal Ajans Yöneticisi Christine Lüders de, yeni şeffaflığın ücret boşluklarını doldurmaya yardımcı olacağını belirterek, bir sonraki aşamada yasanın çalışan sayısı gözetmeksizin tüm işletmelerde geçerli olmasının hedeflenmesi gerektiğini söyledi. BDA-Başkanı Ingo Krammer ise koalisyon ortaklarının tüm işletmeleri kapsayacak bir artı kontrol, rapor ve bilgi zorunluluğu getirmeye mesafeli durmalarını sevinçle karşıladı.

Uzlaşmaya açık eleştiri 90 Birlik/Yeşiller’den geldi. Yeşiller Başkanı Simone Peter basına yaptığı açıklamada Almanya’nın hala eşit işe eşit ücrete çok uzak olduğunu belirterek büyük koalisyonun küçük ekmek pişirdiğini söyledi.