Türkiye gazeteciler için en büyük hapishane

Türkiye’de AKP Hükümeti tarafından OHAL kararnamesiyle 23 televizyon ve radyonun kapatılması, Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen bir toplantıda ele alındı ve bundan sonra nelerin yapılabileceği konuşuldu.

Birleşik Hizmet Sendikası’na (Ver.di) bağlı Alman Gazeteciler Birliği (DJU), Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DIDF) ve Köln Barış Forumu tarafından “Basın ve Düşünce Özgürlüğü – Türkiye nereye gidiyor?” başlığını taşıyan toplantı Alman Sendikalar Birliği’nin (DGB) Köln’deki binasında yapıldı. Toplantıya konuşması olarak Türkiye’den Hayatın Sesi Televizyonu Program Koordinatörü Arif Koşar, Alman Gazeteciler Cemiyeti (DJV) Genel Başkanı Prof. Frank Überall ve Die Tageszeitung (TAZ) İçpoltika editörü Pascal Beucker katıldı.

Toplantıda ilk sözü alan Arif Koşar, Hayatın Sesi’nin üç temel nedenden ötürü kapatıldığını söyleyerek bunları şu şekilde sıraladı: “Terör örgütü IŞİD’in yaptıklarının peşine düştüğümüz, Kürt sorununda barışçıl yollarla çözülmesini savunduğumuz ve işçi sınıfının, emekçilerin hak ve çıkarlarını savunduğumuz için hümkümetin gözüne battık ve kapatıldık” dedi.

Televizyonda yayınlanan haberler ve programların içeriği nedeniyle her hangi bir davanın açılmadığını, bu konuda kendilerine bir bildirimin yapılmadığını söyleyen Koşar, benzer bir durumun kapatılan diğer televizyon ve radyolar için de söz konusu olduğunu söyleyerek, baskıları dayanışmayla aşacaklarına inandıklarını söyledi.

15 Temmuz darbesinden kısa bir süre önce DİDF’in çağrısıyla oluşturulan delegasyonla Türkiye’ye giden Pascal Beucker, darbeden önce ziyaret ettikleri 6 medya kuruluşunun daha sonra kapatıldığını söyledi. Basın ve gazeteciler üzerindeki baskının Cumhuriyet gazetesinin etrafındaki tel örgüleri ve güvenlik önlemlerinin kendisi için her şeyi ortaya koyduğunu söyleyen Beucker, Almanya ve AB’nin Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin yaptıkları konusundaki sessizliğini sığınmacılar anlaşmasına bağladı. Beucker, buna rağmen Almanya’da hükümet üzerinde baskı kurarak Türkiye’ye silah satışının durdurulması, sığınmacılar anlaşmasının iptal edilmesinin mümkün olduğuna inandığı sözlerine ekledi.

Prof. Frank Überall de Pascal Beucker ile birlikte Hayatın Sesi ve İMC başta olmak üzere bir çok televizyon kanalını ve gazeteyi dayanışma amacıyla ziyaret ettiklerini ifade ederek, “Gördüklerimiz Türkiye’nin gerçekten dünyada gazeteciler için en büyük hapishane olduğunu ortaya koyuyordu. Bunu bir kaç gün önce görüştüğüm Can Dündar da söyledi. Öyle görünüyor ki Türkiye’de basına ve gazetecilere saldırılar devam edecek. Çünkü OHAL uzatılmaya devam edilecek. Alman hükümetinin bütün bu olanlara açık turum alması için yoğun bir çalışma içinde olmalıyız” dedi.

İlk sunumların ardından dinleyiciler söz alarak Türkiye’deki gelişmeler ve nelerin yapılabileceğine dair sorular yönelttiler.

Etkinliğin sonunda ise, katılımcılar birlikte Avrupa Gazeteciler Federasyonu tarafından başlatılan kampanya çerçevesinde tutuklu gazetecilerin isimlerini olduğu dövizlerle birlikte fotoğraf çektirdiler.

01tvtoplantisi1