Şansölyenin verdiği söz

NSU teröristlerinin sızmasının üstünden beş yıl geçmesine rağmen cinayetleri hala açıklığa kavuşturulamadı.

René Heilig*

2000-2007 yılları arasında aşırı sağ terör grubu Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU) Türk, Kürt, Yunan kökenli dokuz kişiyi öldürdü. Adları Enver Şimşek, Abdurrahim Özüdoğru, Süleyman Taşköprü, Habil Kılıç, Mehmet Turgut, İsmail Yaşar, Theodoros Boulgarides, Mehmet Kubaşık, Halit Yozgat. Öldürülme nedenleri neydi? Irkçılık... NSU’nun itiraf videosunda bu dokuz kişiye ek olarak bir genç polisin de öldürüldüğü kabul ediliyor. Michele Kiesewetter’in bir meslektaşı ise şans eseri ölümden kurtulmuş. 2011 yılı kasım ayında Thüringen eyaletindeki Eisenach’taki bir banka soygunu sırasında açığa çıktı. Polis bir karavanda Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos’un cesetlerini buldu. NSU çekirdek kadrosuna mensup olan Beate Zschäpe ise Zwickau’da birlikte kaldıkları evi aynı gün kundakladıktan sonra bir kaç gün içinde polise teslim oldu.

2013 Mayısının başından bu yana Münih‘te NSU Davası görülüyor. Beate Zschäpe yanında dört kişi daha yargılanıyor. 10 kişinin öldürülmesi, üç bombalı saldırı, 15 banka veya süpermarkt soygunundan sorumlu oldukları iddia ediliyor. Aşırı sağcı teröristlerin başka suçlar da işleyip işlemediği, işledilerse neler yaptığının araştırılması gerekli.

Angela Merkel, 2012 Şubat ayında kurbanların yakınlarına; “Katliamları açıklığa kavuşturmak, azmetticileri bulmak ve suçlulara hak ettikleri cezayı vermek için herşeyi yapacağız.” sözünü vermişti.

KURBANLAR

Kurbanlar resmen kurşuna dizildi. Çok yakından kafalarına kurşun sıkılarak öldürüldüler. Bir kısmının yakınları neredeyse 16 yıldan beri eşlerinin, oğullarının, babalarının, bir olayda kızlarının öldürüldüğünü kabul ettiler, ancak olayların arka planı bilinmiyor ve suç ortakları hala yakalanmadı. Daha başka kurbanların ortaya çıkma ihtimali de yüksek… Hukuk devleti prensiplerine uygun olarak çok sayıda olay itinalı şekilde soruşturuluyor. Örneğin geçen hafta NSU’nun vahşi bir cinayet daha işlemiş olabileceğiyle ilgili deliller ortaya çıktı. 2001 yılında kaybolan 9 yaşındaki Peggy’nin iskeletinde Uwe Böhnhardt’ın DNA izine rastlanıldığı bildirildi. Aynı zamanda NSU çevresindeki çok sayıda neonazinin pedofil zanlısı veya insan, silah ve uyuşturucu ticaretine karışmış olduğu yani örgütlü suç işlemiş olabileceği iddia ediliyor.

Başlangıçta polis tarafından cinayetlere karışmış olabilecekleri ya da cinayetleri provoke etmiş olabilecekleriyle suçlanan kurbanların yakınları için bir dakika içinde yaşam bütünüyle değişiverdi. Özellikle gençlerin gelecek planları söndü. Kendilerini korumayan, gizli haber alma teşkilatlarında NSU çevresinde çok sayıda ajanın görevlendirildiği ama nedense hiç de gelişmelerden haberdar olmadığı bir devlette yaşıyorlar. Politik sorumlulardan da hesap sorulmadı…

SUÇLULAR

Uwe Böhnhardt, Uwe Mundlos ve Beate Zschäpe DDR’de doğdular. İki Almanyanın birleşmesinin çalkantılı yıllarında radikalleştiler ve Anayasayı Koruma Kurumu’nun güvenilir adamı olan insan taciri ve pedofil birinin yönettiği aşırı sağ Thüringer Heimatschutz örgütüne katıldılar. Üç genç Neonazi, önce bomba maketleri sonra da gerçek bomba yapmaya başladılar. 1998’de Jena’daki bir polis baskınından enteresan bir şekilde ve yolla kurtuldular. Üçlü, daha sonra bir zamanlar adı Karl Mark şehri olan Chemnitz’de ortaya çıktılar. Orada başını Blood & Honour örgütü çevresinin çektiği Neonaziler tarafından korundular daha sonra tekrar Zwickau’yataşındılar. Ellerine para ve sahte kimlik verildi, adlarına otomobil kiralandı, silah temin edildi.

Tehlikeleri bilinmesine rağmen, polis üçlüye duyduğu ilgiyi kaybetti ve arama çalışması da laf olsun diye sürdürüldü. Hatta bazı polisler, ülke içi gizli servislerin üçlüyü koruduğu duygusuna bile kapıldılar. Sözde arananlar ise hiç çekinmeden ortalıkta dolaştılar, tatiller yaptılar ve arada Nürnberg, Hamburg, München, Rostock, Dortmund, Kassel ve Heilbronn’da insan öldürdüler. Köln’de 2001 ve 2004 yıllarında iki bombalı saldırı yaptılar. Biri bir Alman-İran aileye, diğer ise Türk ve Kürt dükkanlarının olduğu Keupstrasse’ye atıldı.

Suçluların kurbanları ve olay yerlerini hangi kriterlere göre seçtiği ve kendilerine kimlerin yardım ettiği hala net değil. Bir polisin de yaralı kurtulduğu polis Michele Kiesewetter’in 2007 Nisan’ında öldürülmesinin ardından öldürmelerin neden durduğu da bilinmiyor.

Katiller, açıkça halkın isteklerini yerine getirme çılgınlığıyla yaşadılar.Yabancı olan herşeyi/herkesi ülkeden kovmak istemekteydiler. Bu saptamayı yapmak çok önemli, çünkü şimdilerde de PEGİDA taraftarları ülkenin yabancılaştırılmasına karşı sokağa çıkıyorlar, bu konuyu seçim kampanyasında kullanan AfD’nin oy oranı yüzde 10ları çoktan geçti ve yine Dresden’de olduğu gibi yeraltında bomba yapan ve atanlar var…

YARDIMCILARI KİMDİ SORUSU SÜREKLİ YÖNELTİLMELİ

Ülkenin en yüksek davacıları, NSU’nun üçlüden oluştuğu, çevrelerinde bir ağın olmadığını iddia ediyorlar. Bu mantıkla, üçlü mahkum edilecek ve dava kapanacak. Halbuki suçun boyutu ve suç ortağı veya yataklık yapan var mı bilmek açısından sürekli yardımcıların kim olduğu sorusunu yöneltmek ve bu konuda araştırma yapmak zorunlu. İzler, başka eyaletlere, hatta başka ülkelere kadar uzanıyor ve Federal Kriminel Dairesi, utangaç şekilde iz sürüyor.

SORUŞTURMAYI SÜRDÜRENLER

NSU cinayetleri ortaya çıktıktan sonra, soruşturmayı sürdürenlerin de ırkçı motif aramak yerine önyargılarla hareket ettiği gözler önüne serildi. Başlangıçta suçlular sadece Türk mafyası içinde arandı. 2011 Kasım ayında NSU cinayetlerinin ırkçı motifli olduğu ortaya çıktıktan sonra derinlikli soruşturmalar yapılmaya başlandı. Anayasayı Koruma Kurumu’nun çok sayıda dosyayı yok etmesine rağmen eyalet ve ülke kurumları NSU hakkında epey bilgiye sahip oldular. O zamandan bu yana onbinlerce iz araştırıldı, değerlendirildi, yorumlandı. Buna rağmen suçlar açıklığa kavuşturulamadı. Biraz yol alınabildiyse bunu cesur antifaşistlere, angaje olmuş gazetecilere ve parlamento araştırma gruplarına borçluyuz. Hala araştırmaların yapılması değişik hilelerle engellenmeye çalışılıyor. Federal savcılığın konuyla bizzat ilgileneceğini açıklaması bile bu konuda kimsenin bilgi veremeyeceği anlamına geliyor. Hala NSU ile haber alma teşkilatları arasındaki ilişki konusunda gizlilik esas alınıyor.

HUKUK DEVLETİ

Gelecek yıl NSU davasında karar verilecek. Bir temeli olacak mı bilinmiyor. Parlamento Soruşturma Komisyonu, şaşırtıcı şekilde partiler üstü olan raporunu sunacak, ardından da sonuç raporu yayınlanır ama yine de dosya kapamaz. Federal savcılık kamu oyunda büyük protestoya yol açmamak için bilinmeyen kişilere karşı soruşturma sürdürüldüğünü açıklar.

NSU davası halk arasında aşırı sağ gruplara duyulan ilginin azalmasına yol açmadı. İlk zamanlarda duyulan öfke ve şaşkınlık geçti. Aşırı sağ parti ve kuruluşlara yönelim arttı. Şiddet yanlıları da giderek artıyor. Şansölye Merkel’in kurban yakınlarına beş sene önce verdiği söz yerine getirilmeyi bekliyor.

*Neues Deutschland gazetesi iç politika editörü René Heilig gazetemiz için yazdı.

Çeviren: Semra Çelik