Demokrasi ve barış mücadelesinde daha ileri adımlar için…

IHSAN ÇARALAN
Demokrasi İçin Birlik (DİB) inisiyatifinin “demokrasi buluşması” toplantısı pazar günü İstanbul’da yapıldı.

CHP ve HDP’nin eski vekillerinin, çok sayıda aydının, demokratın, CHP, HDP, EMEP gibi partilerin, çeşitli siyasi çevrelerin, sendikaların, emek örgütlerinin temsilcilerinin, AKP iktidarı tarafından ülkenin sürüklendiği mecradan endişe duyan yüzlerce aydının, akademisyenin, demokratın katıldığı toplantıdan sonra bir de sonuç bildirgesi yayımlandı.

Kuşkusuz pazar günü yapılan toplantı bir anlık, hasbelkader bir araya gelen kimi kişilerin çağrısıyla oluşmuş bir toplantı değildi. Tersine bu toplantı, şubat ayından beri, eski CHP’li HDP’li vekilleri ile bazı tanınmış aydınların da yer aldığı “Diyalog Gurubu”nda yapılan tartışmalarla başlayıp süren girişimlerin sonucuydu. Ki bu tartışmalar, İstanbul başta olmak üzere ve çeşitli kentlerde demokrasi ve özgürlük mücadelesi içindeki hemen her çevrenin katılımıyla yapılmıştı.

Sonuç bildirgesinden de anlaşılacağı gibi pazar günü yapılan “demokrasi buluşması” yeniden uzun tahlillerin yapıldığı değil, toplantıya katılan tüm güç odaklarının, çevrelerinin ve kişilerin ortak bir mücadele platformunda birleşmesi için yapılmış, dolayısıyla bundan sonrası için AKP’nin “Tek parti tek adam rejimi” inşası girişimlerine karşı, “Nasıl bir mücadele hattına girilmesi” ve “Ne yapılması” gerektiğinin toplantısıydı ve öyle olmuştur.

Kuşkusuz ki, toplantıdan sonra yayımlanan “Sonuç Bildirgesi”ni okuyanlar “Şu da eksik” “Bu da fazla”, “Şuna da değinilmeliydi” diyebilirler ve kendilerince de haklı olabilirler. Ama unutmamak gerekir ki, bugünün ihtiyacı, Erdoğan-AKP iktidarının iç ve dış politikadaki diktatoryal girişimlerine ve yeni Osmanlıcı politikalara (savaş politikalarına) karşı tüm güçleri birleştirmektir. Bu yüzden de bütün bu güçleri birleştirmeyi amaçlayan bir inisiyatifin gerek açıklamalarında gerekse sonuç bildirgesinde herkesin görüşünü yansıtması mümkün olmadığı gibi böyle bir beklenti de doğru olmaz. Tersine böyle bir inisiyatifin açıklamaları ya da sonuç bildirgesi gibi “belgeleri”, bütün katılımcıların “kesişim kümesi” denilebilecek üslup ve önerilerle sınırlı olabilir. Bu yüzden de sosyal medyada bu çerçevede yapılan tartışmalar amaca hizmet etmediği gibi, bu girişimin dışında kalanların ülkenin bu koşullarda yapılabilecek en geniş katılımlı girişimine burun kıvırmaları anlaşılır değildir.

Türkiye’nin içinden geçtiği koşullar dikkate alındığında, “demokrasi buluşması” olarak ifade edilen toplantıda vücut bulan girişimin;

1- Bugün barış, özgürlükler ve demokrasi mücadelesinde yer alan hemen bütün başlıca (aydınlar, demokratlar, siyasi çevreler, emek güçleri, kadın ve gençlik mücadelesi, çevre hareketi, insan hakları çevreleri, barış güçleri, sivil toplum örgütleri) demokrasi güçlerini bir araya getirmiş bir girişim olması,

2- “Demokrasi buluşması” toplantısının bir “son” değil, “yeni bir başlangıç” olması ve inisiyatifin genişletilip ilerletilmesi amacıyla girişimlerin yurt sathına yayılarak sürdürülmesi için karar alınmış olması,

3- Toplantının ortaya somut hedefler koyarak bir mücadele çağrısı yapmış olması son derece önemlidir. Ki, 23 Ekim buluşmasından sonra çıkarılan “Sonuç Bildirgesi”nde “Demokrasi İçin Birlik”, dört başlıca konuda “hedefler” belirleyerek ilan etmiştir.

“Sonuç Bildirgesi”nde bu hedefler;

* “OHAL ve KHK’lerle ülkeyi yönetmek, ‘tek adam yönetimi’ni kalıcı hale getirmek için atılan adımlar karşısında, OHAL’in sona erdirilmesi ve KHK’lerle yaratılan toplumsal mağduriyetlerin giderilmesi konularındaki mücadele birincil önemdedir.

* ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ adı altındaki ‘tek adam yönetimi’ne geçiş için anayasa değişikliği, ardından referandum gündemdedir. Yasaları, uluslararası anlaşmaları, hukuku yok sayanların ‘tek adam yönetimi’ne geçiş referandumuna tüm toplumsal muhalefetle kapsamlı şekilde karşı çıkılacaktır.

* Dünya deneyimleri Kürt sorununun çözümünün barışçı ve demokratik yollarla olması gerektiğini göstermektedir. Türkiye’nin savaş kışkırtıcılığı yapmak yerine komşularıyla ve tüm dünyayla barışçıl ilişkiler içinde yaşayacağı bir politikanın hakim kılınması için mücadele edilecektir.

* Ezilen inanç topluluklarının eşit yurttaşlık hakkı yanında demokrasinin temeli olan laiklik için mücadele edilecektir” biçiminde ifade edilmiştir.

DİB’in kendisinin örgütleri ve güçleri olmadığına göre bu hedefler pazar günkü toplantıya katılan, toplantıya katılmasa bile toplantının ortaya koyduğu “hedefler”le birleşen bütün siyasi çevrelere, emek örgütlerine, sendikalara, her türden mücadele örgütlerine bir çağrıdır.

Dolayısıyla artık, demokrasi güçlerinin, emek örgütlerinin, çağrılarına kulak vereceği, yeni bir “merkez” oluşmuştur.

Ortaya çıkan bu birlik imkanını heder etmemek, dahası bir niyet ifadesi olmaktan öteye taşıyarak ete kemiğe bürünen gerçek bir güç birliği ve mücadele birliği olarak ilerletmek, elbette ki, kendisini çağrının muhatabı gören bütün örgütlerin ve çevrelerin yükümlülüğüdür.

Önceki birlik girişimlerinden çıkan deneyler, özellikle de olumsuzluklardan çıkarılacak derslerden öğrenerek ilerlemek, bugünün en önemli siyasi görevi olarak ortaya çıkmıştır.