İsviçre’nin en büyük sendikası Unia, 4. Genel Kongresini yaptı

Haydar Sancar

2004 yılında GBI, SMUV, VHTL, UNİA ve ACTİONS sendikalarının birleşmesiyle kurulan İsviçre’nin en büyük sendikası Unia 4. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. 4. Genel Kongre’ye sektörleri, bölgeleri ve çalışma gruplarını temsilen yaklaşık 350 delege ve 200’e yakın davetli katıldı. 
Sanayi, imalat, inşaat ve hizmet ana ve yan kollarında örgütlü olan ve 300 civarında TİS görüşmesi sürdüren Unia Sendikası’nın 200 bin civarında üyesi bulunuyor.

Kongre süresi boyunca bazı önemli tartışmaların sonlandırılamaması neticesinde, Aralık ayı başında Biel kentinde, 4 tartışma başlığı delegelerle birlikte yeniden ele alınarak karara bağlanacak.

KARARLAR UYGULANMAK İÇİNDİR

27-29 Ekim tarihleri arasında Cenevre’de yapılan kongrenin sonuçlarına bakıldığında, bir önceki kongrede hedeflenen stratejinin yeniden onaylandığı görülüyor. Yönetim kadrosunun daraltılmış olsa da yeniden seçilmesi, 2012 sonunda gerçekleştirilen kongre ile girilen yönelimin devam edeceği sinyalini veriyor. Her ne kadar bir önceki kongrede öne çıkarılan mücadeleci bir sendika çizgisi olsa da, o tarihten bu yana geçen süre içerisinde bu savununun fabrika ve işyeri örgütlenmelerine yansıdığı, işyeri örgütlenmelerinin güçlendirildiği ve dolayısıyla da patronlarla karşı karşıya gelişte, mücadelenin sokağa yansıdığı bir pratik olmadığı da görülmektedir. En azından son 2 yıl içerisinde mücadelenin sokağa taşma ve iş bırakma gibi biçimleri, diğer yıllara göre nispi bir düşüş yaşamıştır. Son dönemlerde iç tartışmaların bir hayli gündem işgal ettiği Unia’da, iş yaşamı ile direkt ilgili olarak aldığı; emeklilik reformu 2020 paketine, sosyal hak gasplarına, tasarruf planlarına ve patronlara vergi kıyağına karşı etkili bir biçimde mücadele edilmesi kongrenin en önemli tartışmalarından biri oldu. Öte yandan İsviçre ve AB arasında imzalanan anlaşmalar gereği serbest dolaşım üzerinden, 2104 yılında kota sistemine bağlanmasını getiren inisiyatifin halk oylamasında kabul edilmesi sonrası sürdürülen pazarlıklarda, menşei dış ülke olan firmalarının çalışanlarını, kendi ülkelerindeki ücretlendirmeye göre ücretlendirmesi konusunda bakanlar kurullunun uzlaşmacı tutumuna karşı mücadele çağrısı da kongre tartışmaları içerisinde önemli bir gündem oldu. Kabul edilmesi halinde sermaye cephesinin bir bütün olarak ücretlere cepheden saldıracağını ve buna karşı mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini karara bağlayan kongre, mevcut TİS’lerdeki kazanımların arttırılması ve işten atmalara karşı çalışanların korunması ile ilgili kararlar da aldı. Ancak ne bu tartışmalar ne de alınan kararlar bir ‘yenilik’ değildi.

SANAYİ İŞÇİLERİNİN AZALMASI HİZMET SEKTÖRÜNE KAYMASI YAPISAL SORUNLAR YARATIYOR

Sektörlere göre dağılımda sanayi işçilerinin sayısının giderek azalması ve ağırlığın hizmet sektörüne daha çok kayması neticesinde ortaya çıkan yapısal sorunlar ve zorluklar da kongrenin ele aldığı diğer bir konu oldu.

Sonuç olarak; sendikaları bir mücadele aracından çok, hizmet aygıtına çeviren yapılanma anlayışının sonucu olarak Unia’nın mücadeleyi ileriye taşıyacak, dahası işçi ve emekçilere yönelen saldırıları püskürtebilecek, her işyerinde, her iş kolunda tabana doğru inerek örgütlenmiş sendikal bir ağdan yoksun oluşu, örgütlenmenin ciddi bir sorunu olarak ortada durmaktadır. İnşaat sektöründe durum, nispeten iyi olsa da bu gerçek değişmemektedir. Bu sorunun ortaya çıkmasına neden olan en temel faktör, üyelerin sadece sendika üyesi olup,  örgütlü  olmamalarıdır. Yani üyeler, günlük aktif mücadelenin temel unsuru olacak şekilde sendika tarafından örgütlenecek bağların içerisine dahil edilememişlerdir. Bu durum kendiliğinden ortaya çıkmış bir olgu değildir.


PROJELERLE DEĞİL ÜYELER ÖRGÜTLENEREK SORUN AŞILIR

Uzunca yıllardır kök salmış, sosyal uzlaşmacı bürokratik anlayışın etkisini koruduğunun en dolaysız göstergesidir. Her ne kadar son kongrelerde bu sorun sıklıkla dile getirilip ‘çözüm’ formülleri aransa da pratikte hem sınıf içerisinde sendikal örgütlülüğün etki alanını arttıracak ve sendika üyelerinin ana kitlesini mücadelenin ana faktörü haline getirecek bütünlüklü bir bakış açısından genelde uzak kalınmakta, örgütlenme  meselesi bölgesel projeler olarak görülüp, sorunun özünden farklı bir noktada durulmaktadır. (Cenevre/YH)