‚Erdoğan AB için güvenilir partner değil‘

Avrupa Parlamentosu Yeşil Sol /Birleşik Avrupa Solu Fraksiyonu (GUE/NGL) Başkanı Gabi Zimmer, parlamentoda yapılacak oylama öncesindeki gelişmeleri gazetemize değerlendirdi.

YÜCEL ÖZDEMİR

Sayın Zimmer, Avrupa Parlamentosu, AB’nin Türkiye ile yaptığı müzakerelerin durdurulması talebiyle bir araya geliyor. Siz parlamentodaki “Sol Fraksiyon” olarak bu tartışmada neleri talep ediyorsunuz? Oylamada tutumunuz nasıl olacak?

Diğer fraksiyonlarla birlikte hazırlamış olduğumuz önerge parlamentoda ayrıntılı şekilde tartışılacak. Tartışmaya AB Dışişleri Komiseri Bayan Mogherini, Parlamento Başkanı Martin Schulz, AB Konseyi temsilcisi de katılacak ve önerge üzerinde tartışma yürütülecek. Önergede ağırlıklı olarak AB-Türkiye ilişkilerinin gözden geçirilmesi isteniyor.

Siz somut olarak neler talep ediyorsunuz?

Biz öncelikle, Olağanüstü Hal (OHAL) kaldırılana ve hukuk devleti yeniden devreye girene kadar müzakerelerin derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Bu birinci nokta. Biz genel olarak durdurulmasını değil, dondurulmasını istiyoruz. Böylece hükümetin üzerinde baskı kurmanın imkanı yaratılabilsin.

İkinci nokta, biz fraksiyon olarak, Türkiye-AB sığınmacı anlaşmasının iptal edilmesini talep ediyoruz. Çünkü, bize göre Türkiye, şu anki koşullarda sığınmacılara insani yardım yapabilecek güvenilebilir bir partner değildir.

Üçüncü nokta olarak, biz Türk kurumlarına yönelik yaptırım kararlarının alınmasını istiyoruz. Başka bir deyişle genel olarak Türkiye’ye karşı yaptırımların uygulanmasını istemiyoruz. Çünkü bu durumda halkın da yaptırımlardan etkilenmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle açık olarak kurumlara yaptırımların uygulanmasını istiyoruz.

Tam olarak hangi kurumları kastediyorsunuz?

İlk etapta hükümeti elbette. Geçmişte bu konuda uygulanan yaptırımlar var. Örneğin, Rus hükümeti ve Kırım’ın Rusya topraklarına katılmasında rolü olanlara AB tarafından yaptırımlar uygulanmıştı. Bana göre şu anda hukuk dışı davranan Türk hükümeti üyelerine de benzer yaptırımların uygulanması için bir çok neden var. Temel haklara, AB ile Türkiye arasındaki anlaşmalara aykırı davrananlara karşı da böyle yaptırımlar uygulanabilir. Bazılarının Avrupa’daki banka hesapları dondurulabilir.

Bununla doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı mı kast ediyorsunuz?

Evet, kesinlikle. Erdoğan ve hükümette yer alıp da darbe girişimini bütün muhalefete karşı kullanarak, gazetecilere, sanatçılara, bilim insanlarına, HDP’ye baskı uygulayanlara karşı yaptırım kararları alınmalı. Muhalefete yapılanları anti-demokratik olarak değerlendiriyoruz. Yine darbe sonrası gelişmeleri gerekçe ederek idam cezasının getirilmesini kınıyoruz. Erdoğan, ortamı provoke ederek idam cezasını gündeme getirdi. Biz ayrıca Türk hükümeti tarafından geçen hafta gündeme getirilen ve çocukları taciz edenlerin serbest bırakılmasını öngören yasa tasarısını da eleştiriyoruz.

İnanılması güç bir öneri. Bunun farklı kültürlerle alakası yok, bu, kadın ve kız çocuklarının en temel haklarına yapılmış bir saldırıdır.

Genel olarak Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye konusunda nasıl bir hava var? Sizin grubunuz dışında diğer gruplar ne diyor?

Havanın iyi olduğunu söyleyemem. Çok sayıda eleştiri var. Üzülerek söylüyorum ki, iki yıl önce biz Sol Fraksiyon olarak Türkiye ile müzakerelerin devam etmesini talep ediyorduk. Türkiye’nin gelecekte AB’nin birlikte hareket ettiği bir partner olmasını istiyorduk. O zaman Türkiye ile müzakerelerin başlamasına karşı çıkanlar, eşit üyelik statüsü istemeyenler şimdi açık olarak gerekçeler elde etmiş bulunuyorlar. Gerçekten üyelik konusunda ilerleme sağlanmasını isterdik. Bu olurken elbette öncelikle hukuk devleti, demokrasinin gelişimini isterdik. Böylece de Türkiye AB için bir partner olabilirdi. İnancım odur ki, şimdi bütün bunların Erdoğan’la olması artık mümkün değil.

Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu’nda yapılacak oylamada büyük çoğunluğun desteğiyle bir kararın alınacağını bekliyor musunuz?

Şu anda ortak bir karar önerisi için görüşmeler sürüyor. Her fraksiyon daha önce önerdiği karar tasarısı üzerinde çalışma yapıyor. Her fraksiyon hazırlamış olduğu metinle pazarlıklara katılıyor. Yapılacak pazarlıkların ardından ortak bir metin üzerinde anlaşma sağlanmaya çalışılacak. Bana göre bu uzlaşma mümkün görünüyor.

Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye hükümetine karşı ortak bir mesaj verilecek. Ancak bunun müzakerelerin dondurulması anlamına gelmediğini biliyoruz. Peki bu konuda asıl karar verici olan Avrupa Konseyi’nin nasıl bir tutum alacağını bekliyorsunuz?

Evet dediğiniz gibi böyle bir karar değil, ancak parlamentonun alacağı bu karar da oldukça önemli. Konseyden, Komisyondan ve Dış İlişkiler Yüksek Komiserliğinden bir talepte bulunulacak.

Bütün bunlardan sonra AB Konseyi’nin Türkiye politikasını değiştireceğine inanıyor musunuz?

Bunu zaman gösterecek. Şu anda bir şey söylemek için erken. Bu konuda öncelikli konu bizce Türkiye-AB sığınmacılar pazarlığı. Diğer bir nokta da komisyon Türkiye’nin üyeliği hazırlığı ayırdığı parayı sığınmacılara harcamayı yönlendirmeyi planlıyor. Bu demektir ki, komisyonun kendisi de böylece belli bir süre içinde tam üyeliğin olmayacağının mesajını vermiş bulunuyor.

Bunu Erdoğan’ın yıl sonunda AB’ye üyelik konusunda bir halk oylaması yapmak istemesinden de anlıyoruz. Bunlar gerilimin artacağını gösteriyor.

Erdoğan’ın kendisi de AB üzerinde baskıyı artırmaya çalışıyor. En son Şangay Beşli’sine katılmak istediklerini söyledi. Sizce bunlar bir şey getirir mi?

Şu anki koşullarda bu türden baskıların sonuç vereceğini sanmıyorum. Vize kolaylığı da olmayacak bu koşullarda.

Alman hükümetinin AB kararları üzerinde etkili olduğunu biliyoruz. Siz Sol Fraksiyon olarak, AB düzeyinde hükümetten neler talep ediyorsunuz?

Bana göre, Alman hükümeti kadar hiç bir hükümetin Türkiye üzerinde baskı kurma kadar şansı bulunmuyor. Çünkü sığınmacılar anlaşması nedeniyle sürekli iyi ilişki sürdürülmek isteniyor. Bayan Merkel ve bütün hükümet, anlaşmanın sona erip, sığınmacı krizinin yeniden başlamasından korkuyor. Geçtiğimiz yaz olduğu gibi. Ben buna politik olarak şüpheyle yaklaşıyorum. Az çok Türkiye’de olanlar konusunda bir tutum almak gerekiyor. Umarım federal hükümet en kısa zamanda açık bir tutum alır.