VW 30 bin işçiyi işten çıkarıyor!

Dünyanın otomobil devleri arasında yer alan VW tekeli, “Dizel skandalının” faturasını kat be kat işçilerin sırtına yıkıyor. Yaşanan “krizi avantaja” çevirmek için imzalanan “Gelecek Sözleşmesi”ne göre 2025 yılına kadar 30 bin işçi işten atılacak –ilk atılanlar 5 bin 700 kiralık işçi olacak-, 2020 yılına kadar Almanya’daki fabrikaların üretkenliği yüzde 25 artacak, aynı süre zarfında kâr marjı yüzde 4’e çıkacak, her yıl 3,7 milyar Euro tasarruf edilecek.

SERDAR DERVENTLİ

Avrupa’nın en büyük ve dünyanın üç büyük otomobil tekellerinden biri olan VW tekelinde 2015 Eylül ortasına kadar neredeyse her şey yolundaydı.

Neredeyse’ çünkü tekelin ana markası olan Volkswagen 6 milyondan fazla otomobil satmasına karşın araç başına elde edilen kâr oranı rakiplerin çok gerilerindeydi. Kâr marjını yükseltmek için tekel yönetimi ve işyeri temsilciliği görüşmelere çoktan başlamışlardı. Nitekim VW tekeli 2018 yılında dünyanın en fazla araç satan ve en fazla kâr yapan şirketi olmayı hedefliyordu.

HİLELİ YAZILIM KULLANILDI

Fakat VW tekelinin bu hevesi kursağında kaldı; ABD’nin Çevre Koruma Müdürlüğü (EPA) VW tekelinin “temiz dizel” diye pazarladığı dizel motorlu araçların egzoz emisyon verilerinin şirketin açıkladığından 30-40 kat arası daha yüksek olduğunu açıklamıştı.

Önce olayı reddeden VW tekeli daha sonra egzoz emisyonlarını düşük göstermek amacıyla araçlarda hileli yazılım kullanıldığını kabul etmişti. Bunun nasıl olduğu konusunda ise tekel yöneticileri her türlü sorumluluğu almak yerine günah keçisi olarak onlarca mühendisinin işine son verdiler. Gelinen yerde VW tekelinin ABD’de 15 milyar Dolar ceza ödemesi üzerine anlaşma sağlandı. Dünya genelinde satılan söz konusu dizel araçlar nedeniyle gelebilecek cezalar için de hazırlık yapan tekelin 20 milyar Euro’yu gözden çıkardığı da kamuoyuna yansıdı.

KRİZİ AVANTAJA” ÇEVİRMENİN YOLLARI

VW patronları aylarca sanki “dizel skandalına” yol açan hileli yazılım kullanmamışlar, bundan hiç haberleri yokmuş hatta kendilerine karşı bir komplo yapılmış gibi tutum almışlar ve görünürde üç maymunu oynamayı tercih etmişlerdi.

Fakat kapalı kapılar ardında krizi avantaja çevirmek için ilk adımlar atılmıştı bile; Tekelin o güne kadar yenilemekte zorlandıkları bütün üst düzey yönetim kademeleri (büyük hissedarların istediği gibi) bir çırpıda yenilendi. 60 kadar üst düzey menajerin ve sendika yöneticisinin yer aldığı değişik çalışma grupları oluşturularak tekeli yeniden yapılandırmanın, daha verimli ve kârlı çalışması için gerekli adımları kararlaştırıldı.

GELECEK PAKTI

18 Kasım günü düzenlenen bir basın toplantısında tekel şefleri ve Tekel İşyeri Temsilciliği Başkanı Bernd Osterloh tarafından “kurtuluş” olarak lanse edilen “Gelecek Paktı” kamuoyuna ilan edildi. Tekelin rekabet gücünü artırmak için bir dizi kararın başında 30 bin işçinin 2025 yılına kadar işten çıkartılması ve yıllık 3,7 milyar Euro tasarruf edilmesi geliyor.

Her ne kadar “işten atma olmayacak. İşçi sayısının azaltılması sosyal uyumlu olacak” denilse de bunun ne anlama geldiğini ilk önce VW tekelinde çalışan 5 bin 700 kiralık işçi görecek. Kiralık işçilerin ilk etapta işten çıkartılmasını, “Kadrolu işçilerin korkmasına neden yok. İşten atma olmayacak. Ama ne yazık ki işverenin kiralık işçileri çıkarmaması için elimizde yasal bir olanak yok” diye savunan Osterloh, “bu çok üzücü bir durum” diye adeta dalga geçti.

ÜRETKENLİK, KÂR MARJI, ELEKTRO ARABA…

Tekelin en iddialı hedefi ise 2020 yılına kadar Almanya’daki fabrikalardaki üretkenliği yüzde 25 yükseltmek ve aynı süre zarfında kâr marjını ise yüzde 4’e çıkarmak. VW tekeli içinde Skoda markasının Volkswagen markası ile rahatlıkla karşılaştırılabileceğini söyleyen tekel yöneticileri, “Skoda markasında 100 Euro’luk cironun 9,30 Euro’su kâr olarak dönüyor. Volkswagen markasında ise bu miktar 1,60 Euro – yani yüzde 1,6 kâr marjı. Bu kabul edilebilir bir durum değil” diyorlar.

Bunun için 2012’de başlatılan MQB (Modulare Querbaukasten*) üretim yöntemi tekel çapında yaygınlaştırılacak (şuan sadece Wolfsburg’da uygulanıyor) ve imalat giderleri en aşağıya çekilmeye çalışılacak. Önümüzdeki süreçte asıl olarak elektro araç üretimine ağırlık verileceğini de açıklayan tekel yöneticileri bunun için de MQB üretim yöntemini elektro araçlar için tamamlayacak MEB (Modulare Elektrifizierungsbaukasten*) uygulaması eklenecek.

Tekelin planlarına göre 2020 yılından itibaren cironun önemli bir bölümü elektro araçlardan elde edilecek. 2025 yılında ise en azından 30 elektro VW modelinin piyasada olması ve 2-3 milyon aracın satılması öngörülüyor. Çin’in elektro araçlar için en büyük piyasa olacağından hareket eden tekel yöneticileri bu alana yönelik AR-GE çalışmalarını ise Almanya’da merkezileştirme konusunda hemfikir görünüyorlar.

Bütün bu planların daha rahat hayata geçmesi için kadronun gençleştirilmesi gelecek paktının önemli bir maddesini oluşturuyor. Buna göre erken emekliliğe ayrılma yaşı VW işçileri için 1967 (ve öncesi) doğumlulara kadar çekildi. Bu ise önümüzdeki yıl 50 yaşına girenlerin erken emekliliğe ayrılabilecekleri anlamına geliyor. Tabi emeklilik yaşından 17 sene emekliliğe gönderilecek olanların maaşlarının düzeyi de düşük olacak.

ASLOLAN TEKELİN ÇIKARLARI!

IG Metall tarafından VW fabrikaları için yayınlanan “MITBESTIMMEN” (birlikte karar verelim) isimli işyeri gazetesinde altı büyük fabrikanın BR başkanları, Tekel BR Başkanı ve VW Personel Müdürü, ne kadar muazzam bir sözleşme imzaladıklarının propagandasını yapıyorlar.

2025 yılına kadar işyerlerimiz güvencede” başlığıyla yayınlanan gazetede tekelin hangi alanlara yatırım yapacağı, ne tür yenilikleri uygulamaya koyacağı, hangi fabrikada hangi parçaların üretileceği vb anlatılıyor. Üretkenlik ve kâr marjının yükseltilmesi hedefinin işçilerin üzerinde baskıların ne tür artıracağı, binlerce kiralık işçinin işten atılması, binlercesinin zorla erken emekliliğe gönderilmesi bütün bunlar üzerine tek kelime geçmemesi de IG Metall bürokratları içinde aslolan tekelin çıkarları olduğunu gösteriyor.

KUTU: MQB* nedir?

Bir süre öncesine kadar bir araç platformu üzerinden özünde aynı modeller değişik karoserilerle üretiliyordu. Bu üretim yönteminin bir adım gelişmişi ise bir platform üzerinden farklı modüllerin montaj edilmesiydi. Ve bu yöntem kısmen değişik model ve sınıfların aynı platform üzerinde montajını mümkün kılıyordu. 2012 de uygulamaya konulan “Modüler Çapraz İmalat” diye çevrilebilecek MQB (Modulare Querbaukasten) üretim yönteminde ise araca monte edilen bütün önemli parçaların (motor, şanzıman, dingil vb) model ve sınıftan bağımsız olarak birbirileriyle uyumlu olmaları. Bu bir yanda gerekli parçaların kitlesel üretimini çok daha ucuza mal ederken (örneğin VW, Audi, Seat ve Skoda markalarında kullanılan neredeyse bütün parçalar birbirileriyle uyumlu hale getiriliyor) aynı zamanda tek bir fabrikada birçok markanın farklı modellerinin aynı bant sisteminde ve ara vermeksizin üretilmesine de imkân sunuyor. VW’nin verdiği bilgiye göre bu yöntem sayesinde motor, şanzıman vb cihaz familyalarındaki farkların yüzde 90 oranında aşağı çekilmiş bulunuyor. Diğer yandan MQB (daha geniş bilgi için http://autogramm.volkswagen.de/01-02_12/standorte/standorte_01.html ) yönteminin tekel genelinde yaygınlaşmasıyla üretimin fabrikalar arası kaydırılması da kolaylaşacak. Elektro araç üretimin için ise şuan MEB yani “Modüler Elektrifikasyon İmalat” yöntemi geliştiriliyor ve bu MQB’ye uyumlu kılınmaya çalışılıyor. (YH)

mqb1


Hedef 10 milyon, X

VW tekeli devam eden “dizel skandalına” rağmen 2016 yılında yeniden 10 milyondan fazla araç satmayı planlıyor. 3 Kasım günü Hamburg’da düzenlenen bir etkinlikte konuşan tekelin şefi Matthias Müller, “Bu yılsonuna kadar hedefimiz 10 milyon, X adet araç satmak” dedi.

2014 yılında 10,14 araç satan VW tekeli 2015’de dizel motorlu araçlarda hile yapıldığı ortaya çıkmasıyla birlikte satışları yılın son çeyreğinde durgunlaşmıştı. 9,93 milyon aracın satıldığı 2015 yılında VW tekeli rakipleri Toyota ve GM üzerinde üstünlüğünü ilan etmeyi planlıyordu.

2016 yılının ilk 3 çeyreğinde dünya genelinde 7,6 milyon araç satan VW tekeli Ekim ayında ise 870 bin 300 araç satmıştı. Böylece yılın ilk 10 ayında 8,74 milyon araç satılmış oldu. (YH)


VW tekeli bilançosu

Marka Satılan araç Ciro Kâr

VW otomobil 4.886.400 77.725 1.244

Audi 1.559.700 44.725 3.918

Porsche 198.100 16.470 2.858

Skoda 938.800 10.113 0.940

Scania 66.100 8.272 0.802

VW ticari araç 390.900 8.045 0.392

MAN 82.800 7.213 0.204

Seat 345.600 6.535 0.137

VW Tekel 8.479.600 178.390 10.495

Satılan araç sayısı Ocak-Ekim 2016 dönemini, ciro ve kâr verileri ise Ocak – Eylül 2016 dönemini kapsıyor. Kâr miktarı vergi ve faiz öncesi miktarı gösteriyor. Ciro ve kâr verileri milyar Euro olarak okunacak. Ayrıca Çin’de satılan araçlar tabloda yer almasına karşın bunların bir bölümü ciro ve kâra yansıtılmıyor.

Tekele ait toplam 12 marka var. Yukarıdaki listede yer almayan Lamborghini (otomobil) ve Ducati motorsiklet markaları Audi çatısı altında çalışıyor dolayısıyla bütün hesapları da Audi’nin bilançosuna yansıyor. Bentley ve Bugatti markalarının hesapları VW tekel hesaplarına dolaylı yansıtılıyor.

Kaynak: http://www.volkswagenag.com


 Almanya’da VW fabrikaları

Şehir İşçi sayısı Üretilen model/parçalar

Wolfsburg 60.452 Golf, Tiguan, Touran

Kassel 16.536 Şanzıman

Hannover 14.124 Transporter 6, Amorak

Emden 9.017 Passat

Zwickau 8.820 Golf

Braunschweig 7.031 Dingil, direksiyon

Salzgitter 6.906 Motor

Chemnitz 1.837 Motor

Dresden 525 E-Golf

Toplam 125.248 — —

Kaynak: http://www.volkswagenag.com


vw-zukunftspakt

VW ve gelecek paktları…

VW tekelinin Volkswagen binek otomobil bölümünde tasarruf paketleri neredeyse hiç gündemden düşmedi. Bugün sekiz binek otomobil (VW, Audi, Porsche, Skoda, Seat, Lamborghini, Bentley ve Bugatti), üç ağır vasıta (VW Ticari Araçlar, Scania ve MAN) ve bir motosiklet (Ducati) markasını bünyesinde toplayan VW tekeli bugüne varmak için defalarca tasarruf paketleri gündeme getirdi. Üretimde verimliliği ve esnekliği artırmak için sayısız çalışma modelleri uygulamaya konuldu.

Krizdeyiz, batıyoruz” feryatlarıyla gündeme getirilen her “paket” ardından VW tekeli “kurtulmakla” kalmadı çok ciddi bir oranda büyüdü. Bu paketlerden en önemli olan üçü şunlardı:

DÖRT GÜNLÜK ÇALIŞMA HAFTASI

1993 yılında VW tekelinin sahibi olan Porsche/Piech hanedanından Ferdinand Piech, tekelin yönetim kurulu başkanlığına atandı. Kısa bir süre sonra kamuoyuna, “VW’de 30 bin işçi fazlalığı var. VW rakiplerinden daha az ve daha pahalı üretiyor” açıklaması yapıldı. Doğu Almanya’da yüzlerce fabrikanın tasfiye edilmesi, dünya genelinde yaşanan durgunluk Almanya’daki resmi işsizlik sayısını 3,5 milyona çıkmasına neden olmuştu. VW tekelinin böyle bir dönemde 30 bin işçiyi çıkarma tehdidi büyük bir etki yaratmıştı. Nitekim VW tekelinden 30 bin işçinin çıkartılması 90 – 150 bin arası işçinin de yan sanayi kollarından işinden olması anlamına geliyordu.

Tekelin yeni şefi Ferdinand Piech 30 bin işçiyi çıkarmamak için (!) 1993 Ekim ayında 28,8 saatlik iş haftasını gündeme getirdi. Yıllardır sendikaların işsizliğe karşı çalışma sürelerinin kısaltma talebini ancak kitlesel grevlerin ardından kabul etmeye zorlanan sermaye böyle bir öneriyle IG Metall Sendikası’na “hodri meydan” diyordu. 1984 yılında haftalık çalışma sürelerinin 40 saatten 35’e düşürülmesi için 6 hafta grev yapan IG Metall, 1995 yılına kadar kademeli olarak haftalık çalışma sürelerinin 35 indirilmesi üzerine anlaşmıştı. 1993 yılında haftalık çalışma süreleri Batı Almanya metal işkolunda 36 saate indirilmişti.

Piech’in önerisinin en önemli yanı ise haftalık çalışma sürelerinin tam ücret karşılığı indirilmesi yerine ücretlerinde düşürülmesini içeriyor olmasıydı. Öneriye göre VW işçilerinin haftalık çalışma süreleri 28,8 saate düşürülecek ama yıllık ücretlerde yüzde 10 düşürülecekti. İşçilerin aylık gelirlerinin düşmemesi için izin ve Noel paraları 12 aya eşit oranda dağıtılacaktı. Kısacası ücretler işçiler fazla hissetmeden gasp edilecekti. Bir ay gibi süren yoğun müzakereler sonucu anlaşma imzalandı. Söz konusu anlaşmaya eklenen ek bir madde ile aynı zamanda “nefes alan fabrika” üretim modeline de geçilmiş oldu. Buna göre siparişler arttığı dönem işçilerin haftalık çalışma süreleri de “geçici olarak” 32 – 36 saate kadar uzatılabilecekti.

Eğer yıl ortalamasında haftalık çalışma süreleri 28,8 saatti aşarsa bu saatler fazla mesai parası veya “fazla mesai çeki” ile ederleri ödenecekti. “Fazla mesai çeki” işçiler tarafından yeni oluşturulan “zaman havuzlarında” biriktirilebilecek ve daha erken emekliliğe ayrılmak için kullanılabilecekti. Anlaşma 1994 yılında yürürlüğe girdi.

GELECEK İÇİN” ÜCRETLER DONDURULUYOR

2004 yılının sonları doğru VW şefleri tekrar yakınmaya başlamışlardı; 1994 yılından bu yana uygulamaya konulan bütün önlemler “doğru yönde adımlar fakat istenilen hedefe daha çok vardı. Ücretler ve ücret yan giderleri hala çok yüksekti. Özellikle ücret TİS artışları VW’nin daha randımanlı çalışmasının önünde engeldi.”

Yine on binlerce işçinin işten çıkartılmasının an meselesi olduğu ileri süren Piech, “işsizlik artmaması için sosyal bir çözüm” önerisiyle işçilere şantaj yapmaya başladı. Buna göre VW ücretleri 31 Aralık 2011 sonuna kadar dondurulacaktı!

Sendikanın ilk başlarda “kesinlikle izin vermeyiz” sözleri yerini “işyerlerini korumak için fedakârlığa hazırız” sözüne bıraktı. Sözleşme imzalandı ve on binlerce VW emekçisinin ücretleri 7 yıllığına donduruldu! Sözleşmenin adı ise “Gelecek Paktı” oldu! VW işçilerine 31 Aralık 2011 sonuna kadar iş güvencesi verildi.

DÖRT GÜNLÜK ÇALIŞMA HAFTASINA VEDA

Gelecek Paktı”nın yürürlüğe girmesinden bir yıl (2006) geçmişti ki VW patronları bu kez, “dört günlük çalışma haftası uygulaması artık işletmenin ihtiyaçlarına yanıt vermiyor” diyorlardı. İmzalanan yeni “Gelecek Paktı”na göre üretimdeki çalışma süreleri 25-33 saat arası ücret denkleştirilmesi olmadan uzatılıp kısaltılabilecekti. Bunun yanı sıra çalışanların yüzde 5’i gerekli görüldüğünde 40 saate kadar –ücret denkleştirilmesi olmadan- çalışmaya zorlanacaklardı. (Ayrıntılar için bkz. boeckler.de/wsi-tarifarchiv_2326.htm)

Bunun karşılığında ise VW işçilerine 31 Aralık 2011 sonuna kadar iş güvencesi verildi. “Zaten 31 Aralık 2011 sonuna kadar iş güvencesi sözleşmesi yürürlükteydi” diye itiraz edenler ise sendika düşmanı vb olarak IG Metall tarafından hedef tahtasına koyuldular.

VW’deki bu sözleşmeler bütün Almanya’yı etkiledi. Söz konusu dönemde bütün işkollarında yüzlerce işletmede benzeri ve daha kötü “işyeri sözleşmeleri” yürürlüğe konuldu. Özellikle haftalık çalışma sürelerinin 2-3 saat ücret karşılığı olmaksızın uzatılması bugün hala geçerli olan yaygın bir uygulama olarak gündeme geldi. (YH)