ABD tekellerinin Avrupa’daki Truva atı

Belçika Emek Partisi Valonya Milletvekili Frederic Gillot, AB ve Kanada arasında imzalanan CETA anlaşmasıyla ilgili sorularımızı yanıtladı

Elif GÖRGÜ
Deniz UZTOPAL

Kanada ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki ticareti düzenleyecek olan Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Antlaşması (CETA) 30 Ekim’de imzalandı. Bu anlaşma, AB’nin bir G 7 ülkesi ile imzaladığı ilk kapsamlı ticaret anlaşması oldu. Sırada ise ABD ile AB arasındaki imzalanması planlanan TTIP (Transatlantik Serbest Ticaret Antlaşması) var. Avrupa genelinde yüzbinlerce işçi ve emekçiyi sokağa döken bu anlaşma henüz imzalanmadı. Bu kadar büyük tepki görmeleri ise uluslararası ticaret önündeki tüm engelleri kaldırmayı hedefleyen bu antlaşmaların, işçi hakları, sosyal haklar, çevre ve hatta halk sağlığı gibi, çoğu da mücadelelerle kazanılmış hakları ortadan kaldıracak olmaları.

İmzaları atılan CETA anlaşması da Avrupa’da tepki görmüş, hatta Belçika’nın Valonya Bölgesi Meclisi antlaşmayı reddederek Avrupalı ve Kanadalı patronları ve onların emrindeki medya kuruluşlarını oldukça öfkelendirmişti. Valonya’nın reddinde ısrarı anlaşmanın imzalanmaması anlamına geliyordu. Ancak mecliste çoğunluğu elinde bulunduran Sosyal Demokrat Parti, Avrupa sermayesi tarafından bir şekilde yola getirildi ve antlaşma onaylandı.

Antlaşmaya başından beri karşı çıkan Belçika Emek Partisi (PTB) Valonya Bölgesi Milletvekili Frederic Gillot, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı. Gillot, CETA’nın bir ilk olarak bundan sonra imzalanacak antlaşmalara, özellikle de ABD ile yapılacak antlaşmaların yolunu açtığına dikkat çekiyor.

Avrupa’daki kitlesel halk protestolarına rağmen, uluslararası serbest ticaret anlaşmalarından biri olan CETA, Kanada ve Avrupa Birliği arasında imzalandı. Belçika’nın Valonya Eyaleti ilk önce reddettiği ve engellediği bu anlaşmayı bir süre sonra neden onayladı?

Öncelikle Valonya bölgesinde çoğunluğun daha önce CETA’yı desteklediğini, ama sosyal hareketin baskısı ve Belçika Emek Partisi’nin etkisinin yükselmesi sonucu 2014’ten itibaren bu konuda tavrını değiştirdiğini belirtmek gerekiyor. Sosyal demokratlar anlaşmayı aslında hiçbir zaman reddetme girişiminde olmadılar, onların perspektifine göre anlaşmayı sadece biraz iyileştirmek yetiyordu. Fakat bu bile Avrupa’nın resmi kurumları tarafından kabul edilmedi ve krize yol açan neden de aslında bu oldu.

Avrupa Birliği’nin iç baskılarının yoğun olduğu bir dönemden sonra, yorumlamaya açık bir deklarasyonla bir çıkış yolu buldular, aslında bunun herhangi bir değeri yoktur ama Sosyal Demokratlar bunu bir zafer olarak sunuyorlar. Böylelikle Valonya Meclisi’nde çoğunluğu sağlayabildiler. Yeni anlaşmaya sadece Belçika Emek Partisi ve Yeşiller karşı oy kullandı.

DİĞER ANTLAŞMALARIN YOLUNU AÇTI’

CETA tam olarak nasıl bir antlaşma ve Avrupa ve Kuzey Amerika burjuvazisi için neden bu kadar önemli ki bu kadar baskı yapıldı imzalanması için?

Bunlar yeni kuşak serbest ticaret anlaşmalarının ilkleridir. Büyük tekellerin, yatırımlarını koruma adı altında, daha fazla liberalleşme, kuralsızlaşma ve özel araçları (mahkeme ve kuralsal iş birlikleri) yürürlüğe koyma konusunda ileri adımlar atan antlaşmalardır. Burada söz konusu olan Avrupa ve Kanadalı çok uluslu tekellerin doğrudan çıkarlarıdır. Kuşkusuz Kanada, özellikle enerji alanında önemli kaynaklar bulundurmasına rağmen büyük bir pazar değil fakat bu sözleşme bir ilk olarak bundan sonra imzalanacak sözleşmelere, özellikle de ABD ile olabilecek anlaşmaya örnek teşkil edecektir.

Üstelik Kanada’da bulunan ABD’li tekeller, CETA’yı şimdiden kullanabilecekler. İşte tam da bu nedenden dolayı CETA’nın, TTIP ve Amerikalı çok uluslu tekeller için Truva atı olduğunu belirtiyoruz.

CETA’nın Avrupalı işçi ve emekçiler, hatta belki diğer ülkeler, açısından sonuçları tam olarak ne olacak?

Kohler&Storm tarafından yapılan bir araştırma CETA’nın faturasının Avrupa’da 200 bin Kanada’da 30 bin iş alanının yok edilmesi ve maaşların da düşmesi olacağını gösterdi.

Aslında NAFTA’nın (1994’de imzalanan Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Antlaşması) ABD, Meksika ve Kanada’da uygulanma tecrübesi var. Antlaşma buralarda milyonlarca iş alanını yok etti ve her yerde çalışma koşullarının kötüleşti.

Bugün de tarımda rekabet daha da artacak ve bir kez daha büyük tarım tekelleri bundan faydalanacaktır. Diğer yandan, bu güne kadar olandan daha hızlı bir şekilde kamu ve sağlık sektörlerinde liberalizasyon ve özelleştirmelerle büyük tahribatlar yaşanacaktır.

TTIP GÖRÜŞMELERİ TEKELLER TARAFINDAN TEKELLER İÇİN YÜRÜTÜYOR

Sizin de belirttiğiniz gibi CETA’nın ardından TTIP anlaşması gelecek. Partinizin ve sizin TTIP konusundaki tutumunuz nedir?

Belçika Emek Partisi olarak, CETA’ya olduğu gibi TTIP’e de, işçilerin kendi arasında rekabet yarattığı ve kuralsızlığı artırdığı, yoğun liberalleşmeye neden olacağı için karşı çıkıyoruz. Bu anlaşmaların müzakereleri tekeller tarafından ve tekeller için yürütülüyor, bizler ise bunların reddedilmesi için mücadele ediyoruz.
Bugün TTIP müzakereleri zor bir sürece girdi ve ABD’de Donald Trump yönetiminin tavrını izlemek lazım, fakat büyük ihtimalle bu müzakereler başarısız olursa birkaç yıl içinde yeniden, başka bir ad ve ambalajla sunulacaktır. Transatlantikte büyük bir pazar oluşturma projesi Avrupalı ve Amerikalı büyük patronların çok eski taleplerinden birisi ve ilk teşebbüsleri 1990’lı yıllarda toplumsal hareket sayesinde reddedilmişti. Bunun bir örneği MIA’nın (Çok Taraflı Yatırım Anlaşması) reddedilmesidir.